En Sıcak Konular

Ahmet Kekeç


Ahmet Kekeç
0 0 0000

Denktaş’ı diriltmek mi?



Hayır kardeşim, siyasal pozisyonlarınızı Denktaş’a nasıl yaklaştığınız belirlemez.

Kimilerinin gözünde bir kahramandı, “Kıbrıs davasıyla” özdeşleşmişti, hatta “Kıbrıs’taki kazanımların” mimarı ve tek savunucusuydu.

Kimilerinin gözünde uzlaşmaz, katı, Özel Harp Dairesi tarafından güdülen, “Ya taksim, ya ölüm” uyarınca adadan koparılacak bir parçayı Türkiye’ye bağlamaya çalışan bir “fütuhatçı”ydı...

Her ikisi de doğru.

Her ikisi de “görülebilir yanlışlar” barındırıyor.

Denktaş, evet “kahramanca” diye nitelendirilebilecek işler yapmıştı, İngiliz pasaportunun verdiği kolaylıkla Kıbrıs meselesini uluslararası platforma taşımış, zaman zaman katı bir savunucu olmuş, zaman zaman “tavizkâr” bir çizgi izlemiş, zaman zaman “uzlaşmazlığı” karşı tarafa yükleyen usta manevralar yapmış bir siyaset adamıydı.

Özel Harp Dairesi’yle ilişkileri sır değil...

Kıbrıs meselesi, Londra ve Zürih sürecinden sonra birdenbire Özel Harp Dairesi’nin “özel meselesisi” haline geldi.

Bu da sır değil.

Denktaş’ın Dr. Fazıl Küçük’e karşı pozisyon alması da Özel Harp Dairesi’nin marifetidir.

Bu da sır değil.

Hatta, Fazıl Küçük’ü Kıbrıslı Türkler’in liderliğinden çekilmeye zorlayan, Denktaş’a alan açan da Özel Harp Dairesi’dir.

Bu hiç sır değil.

Kıbrıs’taki Türk Mukavemet Teşkilatı da tamamen Özel Harp Dairesi’nin konuşlandırması ve arkalamasıyla kimilerinin “karanlık” diye nitelendirdiği faaliyetlere (ve eylemlere) imza atmıştı.

Bunu bilmeyene kız bile vermiyorlar.

Fakat, Kıbrıs’ta işlerin karışmasının, “iki toplumlu devlet fikriyatından” uzaklaşılmasının tek müsebbibi Türk Mukavemet Teşkilatı mıydı?

Daha doğrusu, uzlaşmazlığa oynayan, “Birleşik Kıbrıs hayalini” ortadan kaldıran, “eylemleriyle” Türkiye’yi müdahaleye zorlayan tek örgüt Türk Mukavemet Teşkilatı mıydı?

Süreç içinde kirli ve karanlık işleri de saptanan bu teşkilatın Kıbrıs’ta neler yaptığını, ne tür “özel faaliyetlerde” bulunduğunu, hangi siyasal pozisyonu temellük ettiğini Denktaş’tan, bir dönem Özel Harp Dairesi Başkanlığı’nı yürüten Orgeneral Sabri Yirmibeşoğlu’ndan, bilmem kaç yıl sonra hatıralarını derceden TMT mensuplarından, illa ki Turgut Sunalp’ten okuyabilirsiniz.

Kıbrıs’ı bölünme noktasına getiren, uzlaşmazlığı biricik politika seçeneği olarak ortaya çıkaran Rum kesimiydi.

Rum kesimi, Londra ve Zürih’ten sonra bile, adayı Yunanistan’a bağlama düşüncesinden vazgeçmemiş, daha “uzlaşmacı” olarak bilinen Makarios döneminde de bu tutkusunu devam ettirmişti.

Bu da, liberal arkadaşların bolca eleştirdiği Özel Harp Dairesi’ne ve dolayısıyla Türk Mukavemet Teşkilatı’na alan açtı.

Kıbrıs’a yapılan müdahalenin (Barış Harekâtı’nın) müsebbibi, yine Rum kesimidir.

Denktaş, bu sürecin bir mamulüdür işte.

Kahraman mıydı, değil miydi? Bu bilgilerin ışığında siz karar verin...

Denktaş’ta eleştirmemiz gereken husus şu bence:

Barış Harekâtından sonra da eski ittifaklarını sürdürdü, sürekli “ulusalcı” diyebileceğimiz çevrelerle düşüp kalktı ve ölünceye kadar “taksim” fikriyatını biricik “çözüm seçeneği” olarak masada hazır tuttu.

Rum kesimi uzlaşmazlığı sürdürdüğü için de, “taksim” düşüncesinde galiba haklı çıkıyor.

star

Bu yazı 498 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 26 Eylül 2012 Balyoz ve empati
    • 5 Temmuz 2012 Hükümeti ve cemaati çökertecek tek isim
    • 26 Haziran 2012 Ben olsam bu gazetecileri sürerdim cepheye
    • 20 Haziran 2012 Bu yazıyı Kürt kardeşlerim okusun
    • 4 Haziran 2012 Nerede bu inek?
    • 28 Mayıs 2012 Kana kan istermiş!
    • 14 Mayıs 2012 ‘Kes zırvalamayı’
    • 1 Mayıs 2012 Menderes de cami yıktırmış... Ne utanmaz adamlarsınız siz!
    • 20 Nisan 2012 Erol Özkasnak
    • 12 Nisan 2012 Suriye’yle savaşa mı giriyoruz?
    • 10 Mart 2012 ‘Zavallı Başbakan’
    • 29 Şubat 2012 Paşa niçin kendini öptürmedi?
    • 27 Şubat 2012 Bizi yormayın kardeşim
    • 17 Şubat 2012 Siz kimi kandırıyorsunuz?
    • 3 Şubat 2012 Rezil olmaya doymadınız mı?
    • 1 Şubat 2012 İyi ki sivil vesayet varmış, şerrinizden korunuyoruz
    • 19 Ocak 2012 Denktaş’ı diriltmek mi?
    • 14 Ocak 2012 Hangi gazeteciler valiz hazırlıyor?
    • 12 Ocak 2012 Kozinoğlu hakkında korkunç karartma
    • 2 Ocak 2012 İlan ediyorum: Hiç yüzleri kızarmayacak!

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,909 µs