En Sıcak Konular

Mümtaz'er Türköne


Mümtaz'er Türköne
0 0 0000

Solun iki yüzü



Daha ileri demokrasiye sahip, daha özgür ve hukukun her alana egemen olduğu bir toplum haline geliyoruz. İnsanı başlı başına bir değer olarak merkeze alıp, yaşadıklarımızı bu kritere göre ölçüp tartarsak: İlerliyoruz.


Bu bir hüküm. Bu hükmü sorgulamanız da mümkün. Bazı insanî ölçülerde ilerlediğimizi, bazılarında yerinde saydığımızı hatta gerilediğimizi de söyleyebilirsiniz. Bu sorgulamaların ve eleştirilerin hepsi daha iyi bir toplumun kapısını zorlamak demektir. İyidir ve faydalıdır. Solu marjinalleştiren, toplumun, tarihin ve bütünüyle gerçekliğin dışına iten eleştirileri de dahil.

Dev gibi bir adım atılıyor. Başbakan Dersim için, devlet adına özür diliyor. Soldan gelen en makul eleştiri: 'Olmaz, Maraş için de, Çorum için de özür dilemeli.' Hepsi birden, toptan halledilmeyince olmuyor demek. Tüh ki ne tüh. 19 Mayıs törenleri iptal ediliyor. En akıllısı, en mantıklısı diyebileceğiniz Yıldırım Türker bu törenlerin iptali ile 'tutuklu gençlerin rahat bir nefes almaları' arasındaki ironik tarihî determinizmi bir çırpıda keşfediyor.

12 Eylül darbecileri savcılar tarafından sorgulandı, iddianame kabul edildi ve yargılama başladı. Bir 12 Eylül mağduru sıfatıyla bu davaya müdahil olarak başvuranlardan biri de benim. Bugünleri görebilmek için 12 Eylül 2010 referandumunda Anadolu'yu karış karış dolaştım. Referandumda 'evet' kampanyasına destek verdim. Referandumda feminen bir kampanya yürüten ve 'ne evet, ne de hayır' diyen 78'liler Hareketi sözcüsü Celalettin Can şimdi de '12 Eylül darbecilerinin yargılanma sürecini' kendilerinin başlattığını söylüyor. Referandumda 'hayır' kampanyası yürüten ÖDP'li Alper Taş ise 'evet ama yetmez' moduna geçmeyi başarıyor. Ona kalsa, kendi kaleminden çıkma bir iddianame hazırlanana kadar kimse yargılanmamalı.

'Nerden baksan tutarsızlık.' Sorun da bu tutarsızlıklarda. Bu tutarsızlıkların tek tutarlı açıklaması var: Solun fikri ile zikri aynı değil. Küçücük, minicik 'kadrolar'la bir bakla oda bir sofa örgütlerde göz göze, diz dize yaşamak onlara yetiyor. Demokrasi ve özgürlükler geliştiği zaman Ergenekon'un kuyruğuna takılıp ilerlemeye engel olmak için, demokrasi ve özgürlükler adına bağırıp-çağırmaları tutarsız mutluluklarına zarar vermiyor.

Tutarsızlık sol ile sınırlı değil. Pazar günü Adana'da, Kitap Fuarı'nda bir söyleşim vardı. Salonda BDP'liler, MHP'liler, ADD yöneticileri, İnsan Hakları savunucuları, Halk Evleri mensupları ağırlıktaydı. Hepsinin ortak paydası, bana muhalif olmalarıydı. Adanalıların her zaman hayranlık duyduğum kendilerine has özgüvenleriyle eleştirilerini sıralarken beni bırakıp kendi aralarında tartışmaya başladılar. Türkiye'de nispeten homojen bir iktidar var. Heterojen muhalefetin içinde ise giderek basınç birikiyor. Aslında muhalif olanların kendi aralarındaki anlaşmazlıkları, iktidarla olan uyumsuzluklarından daha fazla.

Yıllar önce Ecevit'in 'Gardrop Atatürkçülüğü' adını verdiği şekilciliği ve Atatürk simsarlığını eleştirdiğiniz zaman 'Atatürk düşmanı' ilan ediliyorsunuz. 19 Mayıs törenlerinin faşist İtalya'dan aşırma olduğunu dile getirdiğiniz zaman ise Millî Mücadele'ye karşı çıkmış oluyorsunuz. Kimsenin aklına 19 Mayıs'ta Bandırma Vapuru'nun Samsun'a gelişi ile Recep Peker'in 1937 İtalya seyahati sonrası taklidine giriştiği faşist kitle ritüelleri arasında, içinde mantık kırıntısı olan bir bağ kurmak gelmiyor. Atatürkçüler hiç olmazsa Hasan Rıza Soyak'ın anılarını okuyup, 30'lu yılların faşist özentilerini öğrensinler.

Tekrar sola gelelim: Sol, marjinalliğin küçük dünyasında mutlu olabilir. Ama bizler onların daha fazla mutlu olmasını ve bu mutlulukla Türkiye'ye katkıda bulunmalarını bekliyoruz. Hiç olmazsa diyalektiği yeniden öğrensinler. Tarihin ilerici ve gerici güçler arasındaki diyalektik gerilimle yürüdüğünü hatırlasınlar. 12 Eylül darbecilerinin yargılanmasının, Dersim özrünün, Türkiye'de beş yıldır devlet içindeki çeteler marifetiyle cinayet işlenmemesinin ve faşist stadyum ritüellerinden kurtulmanın bir ilerleme olduğunu belki o zaman kavrayabilirler. Kavrayabildikleri zaman, işte o zaman kendileri olmayı da başarabilirler.

1969 yılının 19 Mayıs'ında Deniz Gezmiş ve arkadaşları ne yapmıştı? Hiç olmazsa kendi tarihleriyle tutarlı olmayı deneyebilirler.

 
zaman


Bu yazı 488 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Eylül 2012 Bu sefer çözülecek mi?
    • 16 Eylül 2012 Din eğitiminde devlet tekeli kalkıyor
    • 14 Eylül 2012 Siyaset, artık dine alet edilmiyor!
    • 13 Eylül 2012 CHP, PKK ile müzakere yapabilir mi?
    • 9 Eylül 2012 Merkez Sağ'ın son noktası
    • 7 Eylül 2012 Başbakan sertleşmekte haklı mı?
    • 28 Ağustos 2012 Hükümet haklı çıktı
    • 26 Ağustos 2012 Kawa ve Ergenekon
    • 24 Ağustos 2012 Terör sorunu ayrışıyor
    • 17 Ağustos 2012 Hem şiddet üreten, hem barış isteyen bir örgüt
    • 16 Ağustos 2012 'Paralel devlet'in iflası
    • 12 Ağustos 2012 Kürt, Türk, Alevî ve Sünni olmak
    • 10 Ağustos 2012 Yangını kim söndürecek?
    • 5 Ağustos 2012 Ordulaşan partiler ve partileşen ordular
    • 22 Temmuz 2012 Davutoğlu haklı çıkarsa?
    • 17 Temmuz 2012 'Hücre yenilenmesi'
    • 29 Haziran 2012 ÖYM'leri kaldırması için hükümete yetki verdiniz mi?
    • 24 Haziran 2012 Türkiye savaşa girer mi?
    • 21 Haziran 2012 Teröre teslim olmak
    • 19 Haziran 2012 Çözüme yakın mıyız?

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,667 µs