En Sıcak Konular

Nasuhi Güngör


Nasuhi Güngör
0 0 0000

İç barış, bölgesel hamle



Ankara’daki yoğun görüşme trafiğine bakılırsa, yavaş yavaş iç politikanın esaretinden kurtuluyoruz. Kesinlikle hayra alamet.

Şöyle bir notla başlayalım. Önceki akşam devletin zirvesinin Milli İstihbarat Teşkilatı’nda bir araya gelmesi, terörden dış politikaya kadar geniş bir alanda yeni bir dönemin kodlarına işaret ediyor.

Uludere faciasını, kendi hesaplarının parçası haline getirenler, Türkiye’ye yönelik tuzağın ya farkında değiller ya da bu tuzağın bir parçası olarak sahnede yer alıyorlar. O nedenle de yeni dönemin kodlarından duydukları rahatsızlığı, Uludere benzeri olaylar üzerinden ifade ediyorlar.

Türkiye ise yoluna devam ediyor.

İki önemli konuk

Ankara, dün iki önemli konuğu ağırladı. Birincisi İran Meclis Başkanı Ali Laricani. Diğeri Irak Meclis Başkanı Usame Nuceyfi. Hatırlatalım; Nuceyfi ve Talabani geçtiğimiz hafta Tarık Haşimi krizinde ortak hareket etmek üzere anlaşmıştı.

Zamanlama, daha doğrusu iki konuğun aynı anda Ankara’ya gelmesi elbette tesadüf değil. Türkiye’nin hamlesi gayet açık. Irak’ta açıkça destek verdiği, ancak seçimlerden sonra giderek dağılmaya yüz tutan Sünni Arap kartını yeniden canlandırmaya çabalıyor. Son günlerde Irakıyye ittifakında yaşanan çözülmeler, Ankara’yı böyle bir hamleye sevk etmiş görünüyor.

Tahran ise üst düzeyde bir ziyaretle hem buna karşılık veriyor, hem de iki ülke arasındaki gerginliğin daha fazla yükselmesinden çok da hoşnut olmadığını dile getirmeye çalışıyor. Ankara’da temaslarda bulunan Laricani’nin, Tahran’ın kritik zamanlarda gerginlikleri düşürmek üzere sahneye sürdüğü en önemli aktör olduğunu da unutmayalım.

Bu denklemde önemli bir yeri olan Irak Cumhurbaşkanı Yardımcısı Tarık Haşimi’nin, Bağdat yönetimi tarafından köşeye sıkıştırılmasının ardından peş peşe önemli gelişmeler yaşandı. Haşimi, iki Kürt lider Talabani-Barzani şemsiyesi altında siyasi varlığını sürdürmeye çalışıyor. Bu hem kendisini siyaseten zayıf düşürdü, hem de Irak Kürtlerine, üstelik tam da Amerikan askerlerinin çekildiği bir aşamada, Sünni Araplara karşı beklenmedik bir hamle üstünlüğü sağladı.

Tarık Haşimi’nin Türkiye’ye olan yakınlığı, onun hedef alınmasında tartışmasız en önemli etken ve bu hamlenin perde arkasında Tahran’ın yer aldığı da çok açık.

Sünnileri sistem dışına itmek

Önceki gece geç saatlere kadar Usame Nuceyfi’nin ziyaretine dair resmi bir bilgi paylaşılmadı Ankara’da. Nitekim dün sabah saatlerinde Nuceyfi’nin programı, Ankara’da bir hastanede check-up’la başladı.

Neden Nuceyfi sorusunun cevabına gelince. Öncelikle yıpranan Haşimi’nin dışında farklı aktörler üzerinden Sünni Araplar üzerindeki etkinliğini sürdürmeye çalışıyor Türkiye. Üstelik Sünni Arapların Bağdat’ta parlamento dışına itilmek istendiğine dair kesinlikle çok haklı olan bir endişe üzerinden hareket ediyor.

Irak Başbakanı Nuri El Maliki’nin sık sık yaptığı ‘El Kaide’ vurgusu, bu senaryonun en önemli parçası. Maliki, Sünni siyasetçileri, son aylarda sıklaşan bombalı saldırıların sorumlusu olarak gösterip, parlamento dışına itmeye çalışıyor.

Başbakan Tayyip Erdoğan’la Maliki arasında gerçekleşen uzun telefon görüşmesinin, hayli kritik olduğuna dün işaret etmiştik. Görüşmenin ayrıntıları yansıdıkça, Türkiye’nin ciddi endişelere sahip olduğunu, ancak Maliki’nin de kolayca geri adım atmak niyetinde olmadığını görmüş olacağız.

Dengeler hızla değişirken, elindeki kartları gözden geçiriyor Türkiye ve bunu olabildiğince hızlı yapmak zorunda olduğunun da farkında. Irak Kürtleri ve Sünni Araplar ekseninde ortaya çıkan beklenmedik yakınlaşmanın, geniş bir resimde kendi lehine ağırlık oluşturacağını öngörüyor; bu da kesinlikle doğru bir yaklaşım.

Ancak bunu gerçekleştirebilmenin yolu, öncelikle iç dengelerin yeniden kurulmasından geçiyor. İçerideki sancının tercümesi bu.

star

Bu yazı 409 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 6 Nisan 2013 Kraliyet patron, biz taşeron muyuz?
    • 27 Eylül 2012 Ordu neden değişmek zorunda
    • 21 Eylül 2012 Eylül ayının kara listesi
    • 14 Eylül 2012 Yeni Türkiye ve yeni ekonomik model
    • 13 Eylül 2012 Libya saldırısı ve Türkiye’nin kodları
    • 3 Eylül 2012 Türkiye’nin yalnızlığı ve Mısır
    • 30 Ağustos 2012 Ankara-Paris rekabeti
    • 24 Ağustos 2012 İstihbarat zaafı var mı?
    • 23 Ağustos 2012 BDP niçin çıldırdı?
    • 17 Ağustos 2012 Fırsat treni telaşı
    • 16 Ağustos 2012 Yola nasıl devam edeceğiz?
    • 10 Ağustos 2012 ‘Gergin Barış’ın sonu mu?
    • 6 Ağustos 2012 PKK’nın intiharı
    • 27 Temmuz 2012 Henüz vakit varken
    • 20 Temmuz 2012 Suriye sorunu ve Türkiye’nin özgüveni
    • 19 Temmuz 2012 Şam’daki patlama ve Moskova’daki Türkiye
    • 28 Haziran 2012 Türkiye itibar mı kaybediyor?
    • 22 Haziran 2012 Mısır, Suriye ve derin iktidarlar
    • 21 Haziran 2012 Müzakere akıldır, güçtür
    • 14 Haziran 2012 Beka endişesinin dayanılmaz cazibesi

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    8,063 µs