En Sıcak Konular

Mümtaz'er Türköne


Mümtaz'er Türköne
0 0 0000

Muhalefet için biraz şefkat



İktidar ile muhalefet arasındaki ilişki, demokrasilerde çoğunluk ile azınlık arasındaki dengeye dayanıyor. Mutlaka bir denge gerekiyor. Dengeyi, azınlığın cirmini aşan muhalefeti, eleştirileri ve zaman zaman sınırları zorlaması; iktidarın ise ortak paydaları muhafaza etme ve sorumlu davranma çabası oluşturuyor.


Kısaca, muhalefetin aklına geleni söyleme özgürlüğü var. İktidar ise ağır davranmak, gerginliği azaltmak ve muhalefete şefkat göstermek zorunda. Devleti yönetme yetkisini ve sorumluluğunu üstlenen iktidar ile sadece elindeki eleştiri silahını kullanan muhalefet arasındaki ilişkinin eşit bir ilişki olması beklenemez. Demokrasi, her aklına geleni söyleyen ve yapan muhalefet ile tahammüllü ve sabırlı iktidarlar arasında kurulan hassas siyasî dengede sağlıklı şekilde işler. O yüzden muhalefet demokrasi için çok değerlidir.

Ancak onuncu yılına ulaşan bugünün AK Parti iktidarı, sahip olduğu gücü muhalefeti gerileterek elde etmedi. Yıllardır izlediği akılcı bir strateji ile devlet iktidarını devletin fiili sahiplerinden parça parça alarak bugünkü gücüne ulaştı. Eğer bugün AK Parti güç ve iktidar sahibi haline gelmişse, Genelkurmay Karargâhı'nın artık bir siyasî parti merkezi gibi iş görememesi sayesinde. AK Parti devlet içindeki silahlı-bürokratik iktidarla mücadele etti ve sonunda onları teslim aldı. Yüksek yargı oligarşisi ile Genelkurmay Karargâhı, bu iktidarın iki ana merkezi idi.

Ne kadar da iyi yaptı. Çünkü devlet içindeki gayrimeşru iktidar doğrudan bizim hakkımızı ve hukukumuzu tehdit ediyordu. Zira bu iktidar ancak illegal yöntemlerle, hukuk düzenini ihlal ederek varlığını sürdürüyordu. 2007 yılından beri faili meçhul cinayet işlenmemesi, AK Parti iktidarının bu hukuk dışı alana galebe çalmasının eseri değil mi?

Bugün güçlü AK Parti iktidarına karşı muhalefetin eleştirileri iki konuda yoğunlaşıyor. Ergenekon davası, yani askerî vesayetin işlediği suçlar ve Kürtler üzerinde PKK'nın yürüttüğü iktidar mücadelesi. İkisinin de toplumun gerçek sorunlarıyla bir ilişkisi yok.

Şemdinli davasından iki astsubayın 39'ar yıl ceza alması ile İlker Başbuğ'un tutuklanma sebebi aynı. Eğer bir daha benzer suçların işlenmeyeceğinden emin olursak, askerî vesayetin geri dönmeyecek şekilde yok olduğunu anlarsak bu suçlara ve suçlulara karşı affedici olabiliriz. O zaman muhalefetin devlet içindeki kanunsuz iktidar hesaplaşmasında rol almaktan vazgeçmesi, geçmişe sünger çekmenin yolunu da açacak. Muhalefetin bu yolu görmesi ve kendilerine baskı yapanlara da göstermesi lâzım. Bekirağa bölüğü ile Malta sürgünleri ile darbecilik arasında bağ kurmak; sadece artık görülmüş ve bitmiş bir hesabın kapanmasını geciktirir.

Muhalefet bu ülkeye lâzım. Bu ülkenin birliğini, bütünlüğünü sürdürmesi, istikrarını koruması ancak muhalif seslerin özgürce kendini ifade etmesiyle mümkün. BDP genel başkanının onbaşı polemiğine, dağdaki silahlı mücadelenin alternatifi olarak bakalım. BDP, Meclis içinde polemik üretirken demokratik sistem üzerinden temsil ettikleri kesimleri de ülkenin eşit haklara sahip vatandaşları haline getiriyor. Kazanda biriken basınç azalıyor.

Ece Temelkuran, üslûp sahibi, kişilikli, duygu dünyamızın sinir uçlarına dokunmayı bilen iyi bir kalemdi. Yazmaması hepimiz için bir eksiklik olacak. Muhalif seslerin azalması, siyaset için boşluk, fikir dünyası için çölleşme getirir. Farklı sesler sadece çok renklilik ve zenginlik değildir. En iyiyi ve en doğruyu eleştirinin olmadığı yerde bulup ortaya çıkarmak imkânsızdır.

Salı günü grup toplantısında ateşli bir hatibe dönüşen Kılıçdaroğlu 'demokrasi ve özgürlük' istiyor. AK Parti'nin silahlı güçlerin elinden on senelik bir mücadelenin sonunda aldığı çok değerli hazineler bunlar. Gerekçe ise, 'demokrasi ve özgürlük' üzerinde tehdit oluşturan darbecileri yargılayan yargıçlara karşı Kılıçdaroğlu'nun hakaret suçu işlemesi ve adil yargılamaya müdahale etmesi. Ne yaman çelişki değil mi?

Yine de Bülent Arınç'ın 'tutuklu milletvekillerinin serbest bırakılmasını' talep etmesi, muhalefete gösterilecek şefkate emsal teşkil etmeli.

zaman

Bu yazı 588 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Eylül 2012 Bu sefer çözülecek mi?
    • 16 Eylül 2012 Din eğitiminde devlet tekeli kalkıyor
    • 14 Eylül 2012 Siyaset, artık dine alet edilmiyor!
    • 13 Eylül 2012 CHP, PKK ile müzakere yapabilir mi?
    • 9 Eylül 2012 Merkez Sağ'ın son noktası
    • 7 Eylül 2012 Başbakan sertleşmekte haklı mı?
    • 28 Ağustos 2012 Hükümet haklı çıktı
    • 26 Ağustos 2012 Kawa ve Ergenekon
    • 24 Ağustos 2012 Terör sorunu ayrışıyor
    • 17 Ağustos 2012 Hem şiddet üreten, hem barış isteyen bir örgüt
    • 16 Ağustos 2012 'Paralel devlet'in iflası
    • 12 Ağustos 2012 Kürt, Türk, Alevî ve Sünni olmak
    • 10 Ağustos 2012 Yangını kim söndürecek?
    • 5 Ağustos 2012 Ordulaşan partiler ve partileşen ordular
    • 22 Temmuz 2012 Davutoğlu haklı çıkarsa?
    • 17 Temmuz 2012 'Hücre yenilenmesi'
    • 29 Haziran 2012 ÖYM'leri kaldırması için hükümete yetki verdiniz mi?
    • 24 Haziran 2012 Türkiye savaşa girer mi?
    • 21 Haziran 2012 Teröre teslim olmak
    • 19 Haziran 2012 Çözüme yakın mıyız?

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,287 µs