En Sıcak Konular

Fehmi Koru


Fehmi Koru
0 0 0000

İnsaflı olmaya davet



Siyasiler kendi kendilerini aldatmıyorlarsa, medya olarak biz hiç de iyi bir iş çıkarmıyoruz demektir...
Yeni yıla girerken Şırnak/Uludere’de üzerlerine yağdırılan bombalarla 35 köylü hayatını kaybetti. O günden sonra Uludere’ye yolunu düşürmeyen siyasetçi kalmadı. BDP’liler ile Ak Partililer arasında ağız düellosu bitmiyor. Taziyet çadırına uğrayan Uludere kaymakamı darp edildi.

Uludere’ye yolu düşen Ak Partili bakan ve milletvekillerinin dedikleri şu: “Bizim insanımız çok temiz; Uludere’ye köylüleri yatıştırmaya gittik, ama köylüler bizi yatıştırdı. Soylu ve onurlu tavırlar sergilediler. Cenazelerin kaldırılış biçimini tasvip etmediklerini anlattılar. Kaymakamı linçten kurtaran da yine kayıp vermiş köylülerdi...”

Hayatlarını kaybedenlerin yaptığı işin ‘kaçakçılık’ olduğu düşünülürse siyasilerin aktardıkları izlenimin gerçeğe yakın olduğu söylenebilir. ‘Kaçakçı’, adı üstünde, yasadışı iş yapan insan demek; yakalandığında yaptığı işin suç ve cezalık olduğunu bilir ‘kaçakçı’; başka türden tehlikelerle karşılaşma ihtimali de hep aklındadır.

Tepesinde F-16’ların uçtuğunu, aşağıya bomba yolladığını görünce mutlaka şaşırmıştır köylüler; bu kadarını beklemedikleri için... Ancak o işi sürekli yapanların yolu yasaları uygulayan kolluk kuvvetleriyle kimbilir kaç kez kesişmiş, kaç kez üzerlerine kurşun yağdırılmıştır.

Kaçakçılık yaptıklarından değil ‘terörist’ sanıldıkları için üzerlerine bu defa F-16’lar gönderdi devlet... Kimine göre istihbarat öyle gelmiş; kimine göre istihbarat hatalı değerlendirilmiş; ateş açma emrini verenlerin haddi aştığını iddia edenler de var.

Şıklardan hangisi doğru olursa olsun devlet adına yapılan iş yanlıştır. Sorumlularının tespit edilip yargı önüne çıkartılmasını bekliyoruz. Yakınlarını kaybedenlerden özür dilenmeli, tazminat ödenmeli, yaraların sarılması için elden gelen bütün gayret gösterilmelidir.

Medya bu noktada devreye giriyor. Günlerden beri çıkan yazıları okuyor, yapılan yorumları dinliyorum. Herkes üzüntülü, duyulan derin hisler yazı ve yorumlara da yansıyor. Ancak üzüntü ne kadar büyük olursa olsun işi içinden çıkılamaz hale dönüştürmek doğru değildir. Bir müessif olayı bir kirli niyetin dışa vurumu olarak yaftalayıp bunun üzerinden vahim sonuçlar çıkarmak bir yanlışın üzerine daha büyük bir yanlışla gitmek demektir.

Ülkede akan kan kanı akanın ırkına göre değişmiyor; dökülen kan Türk kanı olduğunda başka Kürt kanı olduğunda başka tepki verilmiyor. PKK terörünün varlığı ve ‘Kürt sorunu’ yüzünden belli bir bölgeye ve halkına karşı husumet hisleri beslenmiyor; tam tersine herkes o yüzden biraz daha dikkatli davranma ihtiyacı hissediyor.

Elbette her kuralın olduğu gibi bunun da istisnaları vardır; ancak ülkemizin geneli bu tür konularda hassas insanlardan oluşuyor.

O halde, en hafifi “Uludere Kürtlere duyulan düşmanca hisleri dışa vurdu” olan tespitler ve onlar üzerine oturan “Birarada yaşayamayız” yorumları nereden çıkıyor? Yapılan yanlışlığın üzerine gidilmesi, sorumluların tespitine çalışılması, dilenen binlerce özür ve kayıpların telâfisi için sarf edilen muazzam çabalar neden gözardı ediliyor?

Herkes biraz daha dikkatli davranmalı.

star


Bu yazı 746 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Eylül 2012 Ak Parti kongresinin düşündürdükleri...
    • 28 Eylül 2012 Yalan dünya, hem de ne yalan
    • 23 Eylül 2012 Tartışma sağlık alametidir
    • 20 Eylül 2012 Darbeler, CHP ve Deniz Baykal...
    • 18 Eylül 2012 CHP’nin özrünün anlamı
    • 16 Eylül 2012 Hayasızca saldırının düşündürdükleri
    • 11 Eylül 2012 O da bir gün bitecek...
    • 9 Eylül 2012 Ne olur, ne olamaz...
    • 6 Eylül 2012 Suriye politikasına yeniden bakmak
    • 29 Ağustos 2012 Türkiye Pakistan, Hatay da Peşaver değil...
    • 26 Ağustos 2012 Hayatları oyun
    • 19 Ağustos 2012 Orhan Pamuk tiksiniyormuş, ben acıyorum...
    • 14 Ağustos 2012 Milletvekili neden kaçırılır?
    • 12 Ağustos 2012 ‘Yeni gazetecilik’ denen şey
    • 9 Ağustos 2012 Tuzak varsa tedbir nerede?
    • 3 Ağustos 2012 Komutan tanıklık yaptı
    • 31 Temmuz 2012 Abdullah Gül ‘yeniden’ ha, gerçekten mi?
    • 24 Temmuz 2012 Kılıçdaroğlu siyaseti kirli (mi) görüyor
    • 18 Temmuz 2012 CHP’nin Ak Parti açmazı
    • 17 Temmuz 2012 CHP makas değiştirirken...

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    3,593 µs