En Sıcak Konular

Bilal Kemikli



Bilal Kemikli
0 0 0000

Erzurum, Şehir ve Vefa



İki gündür Erzurum’dayız. İlim ve irfan ocağı Erzurum’dayız. Burada adeta bir güneş gibi doğan ve bütün  bir Anadolu’yu kuşatan Atatürk Üniversitesi’nde. Niçin? Erzurumlu İbrahim Hakkı için.

Atatürk Üniversitesi kurulduğu günden itibaren yükselen bir değer oldu… Bilhassa edebiyat alanında burası adeta bir ekol oldu. Merhum Mehmet Kaplan’ın attığı maya tutmuş. Bu mayanın izlerini, merhum Kayabilgegil’i, Haluk İpekten’i, bir ara yolu buraya düşen Amil Çelebioğlu’nu ve Hak ömrünü bereketlendirsin hocaların hocası Orhan Okay’ı hatırladığımızda fark ediyoruz. Daha niceleri var… Merhum Şinasi Tekin’i de unutmayalım. Kimler geldi, kimler geçti? Burada nice insanlar yetişti ve nice eserler yazıldı. Ve hala yazılmakta… Hocalarından bayrağı devralan Metin Akkuş, Turgut Karabey, Rıdvan Canım ve Avni Gözütok gibi hocalar genç nesillere hayat sunuyorlar.

Sadece edebiyat bölümü mü? Bendeniz alakadar olduğum bölüm olduğu için bunları hatırladım. Mesela ilahiyat alanında da bu böyledir… Merhum ve mağfur Tayyib Okiç’ten Muhammed Hamidullah’a nice kâmil insan buraya uğramış, nice güzel eserler tercüme ve telif edilmiş. Bu fen bilimleri için de böyledir, sağlık için de. Ülkemizde hangi üniversiteye giderseniz gidin, orada mutlaka Atatürk Üniversitesi’ne yolu uğramış, belki orada yetişmiş ve orada aydınlanmış mümtaz bir hocayla karşılaşırsınız. Birçok üniversiteyi de yine onlar kurmuştur.

Şunun bilinmesini isterim: Bendeniz ne Erzurumluyum, ne de Atatürk Üniversitesi’ne mensubum… Olsaydım iftihar ederdim. Erzurum’la alakam, Van’dan geçerken uğradığım Hemşin Pastanesi’nden ibaretti. Şimdi gene gitmek istedim, ama Nail amca vefat etmiş, dükkan dağılmış. Orası adeta alternatif bir üniversiteydi. Geçerken uğradığım halde bunları söylüyorum… Zira Nail amcaya en son sekiz yıl kadar önce uğramışım ve hemşerim olduğu için Kayabilgegil’den söz etmişiz. Nice güzel anılar; lakin hepsini kaydetmemişim.

Sonra Hatem Emmi’yi, yolu bir ara buralara düşmüş olan değerli hemşerim ve ilim adamı Şahin Uçar’dan dinlemiştik… Merhum Ali Karaavcıyı da ondan öğrendik. Boyacı İsmail Usta’yı Mustafa Kutlu yazdı. Ezel Erverdi’den Erzurumluluğu tahsil edemedik, ama nice güzel eser okuduk. Sonra Ahmet Fidan çıktı, merhum Dr. Zeki Başaran’ı ve Mehmet Nusret’i yeniden hatırlattı. Lakin geriye dönüp bakıyorum da, asıl bize Erzurum’un hikayesini anlatan bir yandan Tanpınar ise, öbür yandan da Cemaleddin Server Revnakoğlu oldu. Sonra Ziyaeddin Fahri’yi de anmam lazım; Hak rahmet etsin…  Lakin benim için Erzurum, evvelemirde İbrahim Hakkı ve bilahare Alvarlı Efe’den ibarettir. Tarih boyunca yetiştirdiği büyük ruhları göz ardı etmeden, kâmil insanları, âşıkları ve bilgeleri hatırda tutarak bu cümlemi söylüyorum: Evet, Erzurum İbrahim Hakkı ve Alvarlı Efe’dir.

Bu bendenizin görüşü… Eksik de olabilir, yanlış da. Ama, bu şehir bırakalım bağrında yetiştirdiği diğer büyük şahsiyetleri sadece Erzurumlu İbrahim Hakkı’ya yurt olması itibariyle bir değerdir. Onu sevmemize bu yeter… Erzurum’un türküsünü yazan ise, son asrın büyük mana önderlerinden ve mevlid şairlerinden olan Alvarlı Efe yahut gerçek adıyla Muhammed Lütfi Efendi’dir. Onun sedası Erzurum’dan çıkıp bütün bir Anadolu’yu kuşatmaktadır.

Şimdi Raci Alkır’ın feryadına kulak vermeli..

“Erzurum kilidi mülk-i İslam’ın

Mevla’ya emanet olsun Erzurum“

Şehir değerlerinin farkına vardıkça kendini yeniler. Birkaç sene evvel, Milli Eğitim Bakanlığımızın daveti üzerine Erzurum’a gitmiştim. Orada Ilıca’da Eğitim Merkezi’nde misafirdim… Bir hafta kalmış, seminerden kalan zaman içinde inceleme gezileri yapmıştık. O vakit, TRT Erzurum Radyosu’ndan İsmail Bingöl, Erzurum Kitabı’nın yazarı Muammer Çelik ve Devlet Hastanesinin bilge doktoru Ali  Bey’le bir hafta boyu Erzurum’u konuşmuştuk. Sonra bir gün Prof. Dr. Osman Türer’in delaletinde Prof. D. Hüseyin Yılmaz ile Erzurum’u gezmiştik… O günlerde gördüklerimle ortaya çıkan kanaatim şuydu: Erzurumlular, hele bu dadaşlar, şehir edebiyatı yapıyorlar; fakat şehrin değerlerine sahip çıkmıyorlar!

Böyle düşünmüştüm ve düşüncemi de dostlarımla paylaşmıştım. Kuru kuruya sevgi olmaz… İnsan yetiştiği şehrin değerlerine sahip çıkmalı, tanımalı ve tanıtmalıydı. Selçuklu’dan kalan camiler, medreseler ve hanlar içler acısı bir durumdaydı. Sonra en azından Erzurumlu İbrahim Hakkı’yı bu nesle tanıtmalı, işin ehli uzmanlar ilim ve irfan şehri olan Erzurum’u göstermeliydi. Hep bunları konuşmuştuk… Abdurrahman Gazi’den şehri temaya ederken. Tabyalarda tarihe dokunurken. Kuru sözden ibaret sevda olmaz, demiştim. O vakit bazı Erzurumlu dostlarım, bize çok yükleniyorsun da demişti… Ama haklıydım. Aynı durum Sivas için de Kayseri için de geçerli… Diğer Selçuklu bakiyesi şehirler için de.

Demiştim; ama aradan yıllar geçti… Demek ki, niyaz makamında söylenmiş sözlermiş onlar. Bu sene, şehrin biricik ilim ve irfan yuvası Üniversite bu sese kulak verdi; Bütün Yönleriyle Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri Sempozyumu (16-18 Kasım 2011, Erzurum)  adı altında bir projeye hayat verdi. Bu güzel faaliyete öncülük eden başta Üniversite’nin kadir bilir rektörü Prof. Dr. Hikmet Koçak, yardımcısı Prof. Dr. Samih Diyarbakır ve Genel Sekreteri Doç. Dr. Mustafa Arık ve bu işi koordine eden değerli ilim adamı doç. Dr. Cengiz Gündoğdu’yu kutlamak lazım. Üniversitenin şehirle buluşması böyle olur; şehrin değerini, ilim ve irfan adamını tanımak ve tanıtmakla.

Verimli tebliğler dinledik… Ama sanki yetmedi. Sanki bu bir başlangıç oldu, devamı da gelmeli. Erzurumlu merhumun bütün eserleri yayınlanmalı, orada da söylediğim gibi, adına bir enstitü kurulmalı ve düşünceleri üzerinde ciddi akademik çalışmalar yapılmalıdır.

Şunu gördüm: Erzurumlular, artık şehirlerine sahip çıkıyorlar. Kış sporlarıyla dünyaya açılan Erzurum, kültürü, sanatı ve ilim adamlarıyla da temayüz etmeye ve yükselen değer olmaya devam etmektedir. Bu heyecanın bitmemesi umuduyla bu sefer Mükerrem Kemertaş’a kulak verip, “Ne güzel yaratmış yar yar seni yaradan!” diye bir türkü tutturalım. Ne dersiniz?

Bu yazı 2,185 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 11 Nisan 2016 Öğrencime Mektup
    • 5 Şubat 2016 Sahici Büyük Kimdir?
    • 24 Ocak 2016 Aşkın Yolcuğu'na Dair
    • 1 Ocak 2016 Kar taneleri: Semada raks eden dervişler
    • 21 Aralık 2015 Eksik Gören Eksiktir
    • 10 Ağustos 2015 Çeşm-i Cihân'a Ağıt
    • 9 Temmuz 2015 Tevazu: İnsan toprağını işlemek
    • 28 Haziran 2015 Ses vermek?
    • 24 Haziran 2015 Bu kitap neden yazıldı?
    • 4 Haziran 2015 Muhalefeti mi seçeceğiz?
    • 10 Mayıs 2015 Ruhuma Sükünet Veren Şehir
    • 20 Nisan 2015 Sevgili kızım, beklemeyi bilmeliyiz
    • 5 Nisan 2015 Bedhah tuzaklara karşı
    • 9 Mart 2015 Bu iyi bir zamandır
    • 12 Şubat 2015 Oğluma birkaç not
    • 27 Ocak 2015 Öğüt Almak: Nasihatname geleneğimize dair
    • 19 Ocak 2015 Son hadiselere ve tartışmalara dair
    • 29 Ekim 2014 Dostun Bahçesinde Teferrüç Etmek
    • 14 Ekim 2014 Camide buluşalım…
    • 9 Eylül 2014 Bir Gönül Köprüsü

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,957 µs