En Sıcak Konular

Ahmet Kekeç


Ahmet Kekeç
0 0 0000

Benim derdim Kemalizm’le



Hani, Atatürk’ün, “Arkamda bir diktatörlük bırakıyorum” dediği rivayet edilir ya... Kaynağını bilmiyorum. En az, ünlü “Bursa Nutku” kadar sahih bir rivayettir...

Nasıl diyorlardı? Tarihçilere bırakalım.

Bırakalım tartışsınlar, “diktatör müydü, değil miydi?” sorusunun cevabını bulsunlar...

Bu arada, değerli Taha Akyol’un kitabı “Ama Hangi Atatürk”te, Nagehan Alçı’nın sözlerinde hakaret vehmedenlerin tüylerini diken diken edecek bilgiler ve anektodlar yer alıyor; okuyun, “diktatör müydü, değil miydi?” sorusunun cevabını kendiniz verin.

Mustafa Mutlu’ya özel not:

Sakın ola “Bu kitapta Atatürk’e hakaret ediliyor” sonucunu çıkarma.

Objektif bir çalışmadır bu, senin de hoşlanacağın deyimle “bilimsel bir gayretle” yazılmıştır ve son yıllarda okuduğum en başarılı “biyografi denemesi”dir.

Taha Bey de, “hakaret” gibi küçültücü eylemlere tenezzül etmeyecek kadar sağlam ve karakterli bir yazardır.

Bu konularda hiçbir şey bilmiyorsunuz...

Bari okuyun.

Bari öğrenin de, öyle konuşun...

Taha Bey’in yazdıkları ağır geliyorsa, Atatürkçülüğünden kuşku duymayacağınız Attila İlhan’ın “Hangi Atatürk” kitabını öneririm. Rahmetli, kendilerine “Atatürkçü” diyenlerin yarattığı Mustafa Kemal mitini sorguluyordu, hem de dalgasını geçiyordu inceden... Mustafa Mutlu gibi düşünenler de payını alıyordu bundan...

Benim derdim Kemalizm’le...

Hayır, bu konuyu “diktatör

müydü, değil miydi?” sorunsalına bağlamıyorum...
Bu sorunsaldan bağımsız bir “olgu”dur Kemalizm ve tartışmanın zamanı geldi de geçiyor bile...

Daha önce de yazmıştım.

Kemalizm “dönüştürücü ve çağa yaklaştırıcı” bir düşünce pratiğidir.

Hususen “ideoloji” demedim Mustafa... Bir düşünce pratiğidir.

Bir düşünce pratiği olduğu için de, görece gevşek bir ideolojidir.

İlerleyen yıllarda, özellikle “Kadrocular” eliyle doktrinleştirilmek istenmiş, “altı ok”un vücut bulmasıyla da kimi çevrelerce dinselleştirilmiştir/dinselleştirilmeye çalışılmıştır ama bugünün dünyası için anakronik kaçsa da, bir düşünce pratiği olma özelliğini koruyor.

Kemalizm’i Marksizm’den ya da bildik “izm”lerden ayıran da bu gevşek ideolojik yapısıdır.

Nitekim, Mustafa Kemal, “Niçin düşüncelerinizi doktrinleştirmediniz?” sorusuna, her defasında aynı cevabı vermiştir: “O zaman donup kalırız...”

Peki, Kemalizm, kendilerini “Kemalist” olarak taltif edenler tarafından, yani Mustafa Mutlu gibilerce nasıl algılanıyor?

Mesele bu...

Murat Belge’nin de altını çizdiği gibi, başlıca özelliği “Batılılaşmacılık” olan Kemalizm, bugün Batı düşmanlarının en güçlü ideolojik silahı olarak kullanılıyor...

Neden?

Gene başlıca özelliklerinden biri topluma zorlu bir “değişim hedefi” göstermek olan Kemalizm, bugün Türkiye’de var olan en muhafazakâr, en tutucu, hatta “en gerici ideoloji” haline getirildi.

Neden?

Bunlar, Kemalizm böyle olduğu için mi, Kemalistler onu bu hale getirdiği için mi böyle oldu?
Meslektaşlarını hedef göstermekten vakit bulabilirse, Mustafa Mutlu’nun bu konu üzerinde düşünmesini salık veriyorum.

Zor bir iş, biliyorum.

Dediğim gibi, şimdilik, Attila İlhan’ın “Kemalizm” tanımıyla başlasın. Ufku açılacaktır.

Gerisi çorap söküğü gibi gelecektir nasıl olsa...

star

Bu yazı 554 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 26 Eylül 2012 Balyoz ve empati
    • 5 Temmuz 2012 Hükümeti ve cemaati çökertecek tek isim
    • 26 Haziran 2012 Ben olsam bu gazetecileri sürerdim cepheye
    • 20 Haziran 2012 Bu yazıyı Kürt kardeşlerim okusun
    • 4 Haziran 2012 Nerede bu inek?
    • 28 Mayıs 2012 Kana kan istermiş!
    • 14 Mayıs 2012 ‘Kes zırvalamayı’
    • 1 Mayıs 2012 Menderes de cami yıktırmış... Ne utanmaz adamlarsınız siz!
    • 20 Nisan 2012 Erol Özkasnak
    • 12 Nisan 2012 Suriye’yle savaşa mı giriyoruz?
    • 10 Mart 2012 ‘Zavallı Başbakan’
    • 29 Şubat 2012 Paşa niçin kendini öptürmedi?
    • 27 Şubat 2012 Bizi yormayın kardeşim
    • 17 Şubat 2012 Siz kimi kandırıyorsunuz?
    • 3 Şubat 2012 Rezil olmaya doymadınız mı?
    • 1 Şubat 2012 İyi ki sivil vesayet varmış, şerrinizden korunuyoruz
    • 19 Ocak 2012 Denktaş’ı diriltmek mi?
    • 14 Ocak 2012 Hangi gazeteciler valiz hazırlıyor?
    • 12 Ocak 2012 Kozinoğlu hakkında korkunç karartma
    • 2 Ocak 2012 İlan ediyorum: Hiç yüzleri kızarmayacak!

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,892 µs