En Sıcak Konular

Fehmi Koru


Fehmi Koru
0 0 0000

Jonas yahut Demirel’in encamı



Dün CHP’nin eski genel başkanlarından Bülent Ecevit’in vefatının yıldönümüydü; gelecek ayın sonuna doğru ise Ecevit-öncesi dönemin CHP genel başkanı İsmet İnönü’nün vefat yıldönümüne sıra gelecek... Ülkemizin halen varlığını sürdüren en kıdemli partisinin eski liderlerini anması büyük bir kadirşinaslık...

Ancak bazı CHP’lilerin partilerinin yeni yönetiminin İnönü’yü anma törenine konuşmacı olarak davet ettiği bir devlet büyüğüne itirazları var. Böyle bir görev için o kişinin düşünülmesini garip buluyor, eleştiriyorlar...

İsmet İnönü’yü hayırla yâd etmek üzere düzenlenecek törene çağrılması eleştirilere sebep olan devlet büyüğünün kimliğini merak ediyor musunuz? Söyleyeyim: Dokuzuncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel...

Hakikaten biraz garip kaçan bir durum bu... İsmet İnönü CHP lideri olarak 1960 sonrasında karşısında Adalet Partisi (AP) rekabetini buldu; AP’nin genel başkanıydı Süleyman Demirel... 1960-1980 arası yirmi yıl CHP ile AP arasında kıyıcı politik mücadeleye sahne olurken, ‘sağcı’ cephenin başında hep Demirel vardı. CHP-AP rekabeti ülkeyi kanlı çatışmalara, ardından da askeri müdahaleye (12 Eylül 1980) sürükledi.

O günlerdeki politik çekişmelerde beşbine yakın insanın hayatını kaybettiğini, pek çok kişinin rahat ve huzurunun bozulduğunu düşünürseniz, Demirel’in başını çektiği çatışmacı ortamın ülkeye maliyetini hesap edebilirsiniz.

CHP’nin yeni yönetimi benim bildiğim bu gerçekleri bilmiyor olabilir mi? Onlar bilmese bile ülkeye o dönemi yaşatan Demirel’in kendisi nasıl unutmuş olabilir? Unutmadıysa İsmet İnönü hakkında sitayişle konuşma davetini kabul etmesini nasıl açıklayabiliriz?

Konuya görünenin ötesindeki gerçeklere bakarak açıklık kazandırmak gerekiyor.

Galiba bu çabaya bir değil en az iki Demirel bulunduğu tespitiyle başlayabiliriz. 1960-1980 arasında ülkede oluk oluk kan dökülürken ‘sağ’ cephenin en büyük partisinde ve ara ara kurulan milliyetçi cephe hükümetlerinde liderlik yapan Demirel’di; ancak süresini doldurarak ayrılmasından önceki yedi yıl boyunca Çankaya Köşkü’nde cumhurbaşkanlığı koltuğunda otururken o Demirel gitmiş yerine farklı bir Demirel gelmişti.

1980 öncesinin çatışmacı ortamında

İnönü ve Ecevit’in kendisi için reva gördükleri sıfatları artık yeni politik yüzlere bizzat tekrarlayan biri olmuştu Demirel... 28 Şubat’ta MGK üzerinden askerleri sivil siyasete müdahaleye zorlayan da oydu.
Roma mitolojisindeki iki yüzü tam ters yönlere bakan Jonas gibidir Süleyman Demirel; 1980’e kadar olan dönemde farklı, 2007-öncesinde farklı yönlere bakan birer yüzü vardır.

Hangisi gerçek Demirel’dir; kimliği için önceki döneme mi, yoksa daha yakın döneme mi bakmak gerekir? Birinden biri ‘takiye’ sözcüğüyle karşılanabilecek kadar kimlik farklılığını akla düşürmektedir de, ‘takiye’ dönemi hangisidir?

Cevabı bende olmayan bir soru bu...

Belki de CHP’nin davetine ‘Evet’ demesi, ya da CHP’nin İnönü için düzenlenecek törene başkonuşmacı olarak kendisini davet etmesi Demirel hakkında bir karara varmamıza yarayabilir. En iyisi törende yapacağı konuşmayı beklemek...

İki aya yakın bir süre var, ama bekleriz.

star

Bu yazı 655 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Eylül 2012 Ak Parti kongresinin düşündürdükleri...
    • 28 Eylül 2012 Yalan dünya, hem de ne yalan
    • 23 Eylül 2012 Tartışma sağlık alametidir
    • 20 Eylül 2012 Darbeler, CHP ve Deniz Baykal...
    • 18 Eylül 2012 CHP’nin özrünün anlamı
    • 16 Eylül 2012 Hayasızca saldırının düşündürdükleri
    • 11 Eylül 2012 O da bir gün bitecek...
    • 9 Eylül 2012 Ne olur, ne olamaz...
    • 6 Eylül 2012 Suriye politikasına yeniden bakmak
    • 29 Ağustos 2012 Türkiye Pakistan, Hatay da Peşaver değil...
    • 26 Ağustos 2012 Hayatları oyun
    • 19 Ağustos 2012 Orhan Pamuk tiksiniyormuş, ben acıyorum...
    • 14 Ağustos 2012 Milletvekili neden kaçırılır?
    • 12 Ağustos 2012 ‘Yeni gazetecilik’ denen şey
    • 9 Ağustos 2012 Tuzak varsa tedbir nerede?
    • 3 Ağustos 2012 Komutan tanıklık yaptı
    • 31 Temmuz 2012 Abdullah Gül ‘yeniden’ ha, gerçekten mi?
    • 24 Temmuz 2012 Kılıçdaroğlu siyaseti kirli (mi) görüyor
    • 18 Temmuz 2012 CHP’nin Ak Parti açmazı
    • 17 Temmuz 2012 CHP makas değiştirirken...

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    7,105 µs