En Sıcak Konular

Deniz Ülke Arıboğan


Deniz Ülke Arıboğan
0 0 0000

Almanya'ya göçümüzün 50. Yılı



Bugünlerde Almanya'nın birçok kenti ve özellikle de Berlin'de hummalı bir faaliyet var. Milyonlarca göçmenimizin sesini daha iyi duyurabilmek ve 'yalnız değilsiniz' mesajını verebilmek için başta Başbakan Erdoğan olmak üzere devlet bürokrasisi seferber olmuş durumda. Sivil toplum kuruluşları, üniversiteler ve iş dünyası da göçmenlerimizin durumlarının iyileştirilmesi ve Avrupa'nın tam kalbinde bir Türkiye dayanışması yaratabilmek için bu faaliyetlere destek veriyorlar.
Yıl neredeyse 2012 ve 31 Ekim 1961'de imzalanan göç anlaşmasından bu yana hem Almanya'da hem de Türkiye'de çok şeyler değiştiğini görmek için fazla çabaya gerek yok. 2. Dünya Savaşı'nın yarattığı yıkımdan ve mağlubiyetin getirdiği psikolojik yükten kurtulan Almanya koca bir dev. Almanya artık ve yeniden Avrupa'nın en büyük gücü, Türkiye ise kendi bölgesinin...  Almanya tüm Avrupa'nın iktisadi yükünü omuzlamış durumda (nereye kadar bilinmez), Türkiye ise çevresindeki siyasi istikrarsızlıkların yarattığı stresin yükünü taşıyor (nereye kadar bilinmez). İkisi için de başkalarının sorunları aynı zamanda kendi sorunları. Büyük olmanın bedeli bu.
Bu değişim insanlara da yansıyor kuşkusuz. Almanlar da Türkler de eskisinden daha özgüvenli ve gururlu. Türk göçmenler ise hiç de filmlerde gördüğümüz gibi değil. Kafasındaki tüylü şapkası ve eşinin üstüne kuma olarak getirdiği Helga'sıyla köye tatile gelen işçi figürünün yerini bugün artık Alman sanayisinin belkemiğini oluşturan işgücüyle, master doktora yapan gençliğiyle, AB parlamentosunda ses yükselten vekilleriyle yeni bir nesil almış durumda.
Almanya'da yaşayan Türklerin iş hacmi çok milyar euro ile ifade ediliyor. ATİAD Başkanı Recep Keskin'in verdiği rakamlara göre AB sınırları içinde yaşayan yaklaşık 5 milyon Türk göçmenin Birlik bütçesine katkısı 80.7 milyar euro. Tüm Avrupa'da 53.4 milyar euro ile Almanya'daki göçmenlerimiz ilk sırada geliyorlar. 2015 yılında Avrupa'daki girişimci sayımızın 2015 yılında ikiye katlanması ve 140.000'e ulaşması bekleniyor. Bir bakıma Türkler tarihsel doğal yayılma alanlarında ilerlemeye devam ediyor.
Türklerin ekonomik gücünü görmek için istatistik verilere de fazla gerek yok aslında. Berlin sokaklarında dolaşmanız yeterli. Her yerde Türkçe isimler verilmiş dükkanlar, lokantalar var. Sokakta Türkçe konuşulduğunu duymak son derece sıradan. Taksici de Türk, öğrenci de, sanayici de. Lakin bu bizler için çok hoş bir durum olmakla birlikte, Almanların aynı hissiyatı paylaştıkları söylenemez.
Almanya'nın bir göçmen ülkesi haline gelmesi giderek yükselen bir gerilim yaratıyor. Popüler siyasi kimlikler çok kültürlülük meselesine mesafeli yaklaşıyor ve 'Almanlık' olgusuna zarar veren bir çeşitlenmenin önüne geçmeye kararlı görünüyorlar. Küresel ekonomik krizin yarattığı sorunlar arttıkça, dışarıdan gelenlere karşı eski toleransın ve misafirperverliğin gösterilmeyeceği anlaşılıyor. Bu bakımdan önümüzdeki dönem Almanya'daki Türk göçmenler açısından daha zor olabilir.
Türkiye uzun yıllar boyu sırt çevirdiği ve sadece döviz kaynağı olarak gördüğü göçmenlerimize kol kanat germe zamanının geldiğinin bilincinde. Bu sadece bir insani sorumluluk değil oluşturulmaya çalışılan Türkiye imajının tamamlayıcı parçası. Göçmen Türklerin asimile olmadan entegre olmaları ve çevreleriyle uyumlu yaşamaları onlar açısından çok önemli. Türkiye'nin desteğini bundan sonra daha fazla arkalarında hissedecekler

akşam



Bu yazı 479 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 21 Eylül 2012 Düşünce ve ifade özgürlüğünden nefret söylemine
    • 17 Eylül 2012 Ciddi bir temizlik harekatı yapılıyor
    • 31 Ağustos 2012 Terörle mücadele meselesi!
    • 29 Ağustos 2012 Neymiş bu sıfır sorun?
    • 27 Ağustos 2012 Suriyeli mülteciler ve tampon bölge
    • 17 Ağustos 2012 Hüseyin Aygün'ün kaçırılması konusu
    • 13 Ağustos 2012 Türkiye'de iç siyasetin dönüşümü
    • 3 Ağustos 2012 Dünya nereye gidiyor?
    • 4 Temmuz 2012 Kürt sorunu mu?
    • 8 Haziran 2012 Kılıçdaroğlu-Erdoğan görüşmesi
    • 6 Haziran 2012 Suriye'de son tango!
    • 2 Mayıs 2012 Yeni Ortadoğu'nun İsrail'i
    • 20 Nisan 2012 Dış politikada ilkeler
    • 28 Mart 2012 Nükleer Güvenlik Zirvesi ve Suriye
    • 23 Mart 2012 Ekonomik kriz milliyetçiliği besleyecek mi?
    • 21 Mart 2012 Afganistan ne için?
    • 7 Mart 2012 Putin'in üçüncü dönemi
    • 22 Şubat 2012 Xi Jinping Türkiye'de!
    • 10 Şubat 2012 Devlet devletin kurdu mu?
    • 8 Şubat 2012 Suriye sadece iç meselemiz mi?

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,828 µs