En Sıcak Konular

Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta



Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta
0 0 0000

Meğer kötü kolestrolün daha da kötüsü varmış!



Son senelerde ilaç ve hazır gıda endüstrisi el ele verdi ve kısa zamanda tüm dünyada müthiş bir ‘kolesterol fobisi’ oluşturuldu. İnsanlar sistemli bir şekilde ‘kolesterol manyağı’ yapıldı.  

Kolesterol, topluma ve maalesef aynı zamanda doktorlara da türlü pazarlama taktikleriyle kalp krizi ve inme gibi ölümcül hastalıkların tek sebebiymiş gibi tanıtıldı.

Korkutma kampanyası son sürat devam ediyor, çünkü kolesterol pazarında müthiş para var. Sadece kolesterol düşürücü ilaçların yıllık satışları 25 milyar doları geçiyor.

Kolesterol gerçekleri

Kolesterol öldürücü bir zehir değil, yaşamamız için elzem olan bir maddedir. Hücrelerimizi dış etkenlere karşı koruyan hücre duvarının temel yapıtaşıdır.

Kortizol, testosteron, östrojen gibi hormonlar, D vitamini, safra asitleri kolesterolden üretilir.

Kolesterol hayvansal besinlerde bulunur ama vücudumuzdaki kolesterolün çok azı gıda kaynaklıdır; büyük kısmı karaciğerimizde imâl edilir.

Üstelik az kolesterol aldığımızda vücuttaki üretim artar, çok aldığımızda ise azalır. İşte bundan dolayı da ‘diyetteki kolesterolü ne kadar azaltırsak azaltalım, kandaki kolesterol bundan çok az etkilenir.’

İyi kolesterol, kötü kolesterol aldatmacası

İyi kolesterol kötü kolesterol diye bir şey yoktur. Bu bir aldatmacadan başka bir şey değildir; çünkü tek bir çeşit kolesterol vardır.

Bir başka deyişle kolesterol için iyi de denebilir kötü de ama kolesterolün hem iyi hem kötü olması mümkün değildir.

İyi veya kötü deyimleri aslında kolesterol molekülüyle değil, kolesterolün bağlandığı diğer bileşenlerle (apolipoproteinler, yağ asitleri vs) ilgilidir.

Kolesterol kanımızda hiçbir zaman tek başına dolaşamaz; lipo-proteinlere bağlı olarak bulunur.   

Kolesterol molekülüne başka bir molekül ya da moleküller bağlandığında ise artık o çok farklı bir bileşen olur ve ortaya çıkan bileşen sadece kolesterol olarak değerlendirilemez.

Güya ‘iyi kolesterol’ diye adlandırılan aslında ‘HDL-kolesterol bileşiği’ ve ‘kötü kolesterol’ olarak bilinen ise ‘LDL-kolesterol bileşiği’ dir.

HDL, yüksek yoğunluklu lipo-protein; LDL ise düşük yoğunluklu lipo-protein kelimelerinin baş harflerinden türetilmiş kısaltmalardır.

Kanımızdaki kolesterolün yüzde 60-80’ i LDL, yüzde 15-20’ si HDL ve kalan küçük kısmı ise başka lipo-proteinlerle taşınır.

Ne HDL ve ne de LDL, kolesterolle bir yakınlıkları veya ilişkileri olmayan yağ ve protein bileşikleridir.

Meğerse LDL’ nin de iyisi kötüsü varmış

LDL-kolesterol yüksekliği birçok soruyu cevaplayamayınca ‘küçük-LDL’ kavramı ortaya çıktı ama bununla ilgili paradokslar belirince de bu sefer de “ultra küçük LDL”’ den söz edilmeye başlandı.

Son bilgilere göre, meğerse bizim kötü bildiğimiz LDL-kolesterol masummuş ve tüm olaylar bu kötülerin kötüsü ‘ultra küçük LDL-kolesterol’ molekülünün başının altından çıkıyormuş.

Buradan anlaşılıyor ki iyi kolesterol diye bilinen LDL-kolesterolün de iyisi kötüsü varmış!

Warwick Üniversitesi tarafından yapılan araştırmada özellikle şeker hastaları ve yaşlılarda kalp krizi riskini artıran en önemli etkenin, yapışkan özelliği çok fazla olan bu ultra küçük LDL-kolesterol olduğu iddia ediliyor.

Araştırmaya göre kısaca MGmin-LDL adı verilen bu çok küçük veya onların tabiriyle ultra kötü kolesterol, kanda birikerek damar sertliğinin ilerlemesine yol açıyor.

Bu ‘ultra küçük yoğun LDL tanecikleri’ yani en kötü LDL-kolesterol taneciklerinin damar duvarından sızabildiği ve okside olduklarında hasara ve enflamasyona yol açabildikleri düşünülüyor.

Kolesterol mafyası her ne kadar ultra kötü kolesterolden söz etse de asıl kötü olan kolesterol molekülü değil, daha küçük olan ve hücre alıcıları tarafından tanınmayan ve böylece kanda biriken LDL-kolesterol tanecikleridir. Ultra kötü kolesterol yerine ‘ultra kötü LDL-kolesterol taneciği’ demek daha doğrudur.

Gelelim neticeye

Bu bilgilerden ortaya çıkan çarpıcı gerçek şudur: Bugüne kadar iyi kolesterol denen kolesterol de kötü denen kolesterolün iyi oldukları da kötü oldukları da doğru değilmiş.

İnsanların boş yere iyi kolesterolüm yüksek diye sevinip, kötü kolesterolüm yüksek diye üzülmüş olduklarını anlamış olduğunuzu sanıyorum.

Kanda kolesterol ölçtürüp çıkan sonuçlara sevinmek de üzülmek de aptallıktan başka bir şey değildir!

Bu değerlere bakıp tedaviye kalkışmanın adını ise sizin koymanızı istiyorum.

Bu yazı 1,590 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 31 Ekim 2014 Günde 3 bardak süt kemik kırığı ve ölüm riskini artırıyor
    • 14 Mayıs 2013 Akademik sahtekârlık geleneğinin kime ne zararı var
    • 11 Aralık 2012 Yakında ruh hastası olmayan kalmayacak
    • 9 Ekim 2012 Bir Türk tıp alanında Nobel alabilir mi?
    • 3 Ekim 2012 Burun damlaları ile aldatılıyor muyuz?
    • 2 Ekim 2012 Kimi kime şikâyet edelim?
    • 1 Ekim 2012 Türkiye'de mamografi taramaları rezaleti
    • 16 Eylül 2012 Mamografi taramalarına karşıyım
    • 10 Eylül 2012 Modern tıbbın son numarası: Aşırı teşhis
    • 8 Eylül 2012 Mamografi kanser riskini arttırıyor
    • 7 Eylül 2012 Benzer ilaç nedir?
    • 28 Ağustos 2012 Meme taraması saç taramaya benzemez
    • 14 Ağustos 2012 Antibakteriyel ürünlerdeki büyük tehlike
    • 6 Ağustos 2012 Sağlıklı suda hiçbir mikrop olmamalıdır
    • 30 Temmuz 2012 Enerji içecekleri yasaklanmalıdır
    • 23 Temmuz 2012 Damacana mı musluk suyu mu?
    • 10 Temmuz 2012 İlaç tanıtımında bundan iyisi Şam'da kayısı
    • 23 Haziran 2012 Bir sağlık haberi skandalı
    • 13 Haziran 2012 Ot-Çöp tüccarlarından alacağımız dersler de var
    • 17 Nisan 2012 Sönmez gene döndü

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    7,167 µs