En Sıcak Konular

Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta



Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta
0 0 0000

Genç bir hekimin mektubundan alınacak dersler



“Tıp kongresi mi, bayi toplantısı mı?” başlıklı yazıma 100′ den fazla yorum geldi. Herkesin fikrine saygılıyım; her zaman olduğu gibi gelen tüm yorumları aynen yayınladım.

Beni üzen ve hayretlere düşüren en önemli şey daha sonra yazımın sonuna eklediğim notta da belirttiğim gibi çok değerli meslektaşlarımdan bazılarının bu yazımı “hekim eleştirisi” olarak değerlendirmeleri oldu.

Özellikle de öğrencilikleri döneminde sosyalist-komünist görüşü benimsediklerini bildiğim bazı arkadaşlarımın herkesten çok kapitalist düzen savunucularına dönüşmüş olmalarına da çok şaşırdım.

Bu yazı, ilaç endüstrisinin hekimleri nasıl “ezdiğini” anlatmak için kaleme alınmıştır; bu bir sistem eleştirisidir. Bu yazı hekimleri savunmak için kaleme alınmıştır.

Doktorlar bu büyük oyunda sadece birer figürandır” ve öyle anlaşılıyor ki birçoğu maalesef ya figüran olduğunun farkında değildir ya da figüran olmakla mesut ve bahtiyardır.

Genç bir meslektaşımın mektubu bana umut verdi

Genç bir meslektaşımın Amerika’ dan gelen e-postası beni çok mutlu etti ve gelecek için de çok umutlandırdı. O kısa mektubu sizlerle paylaşmak istiyorum:  

“Ben M. Furkan Burak, Harvard Üniversitesi School of Public Health’ te tıp doktoruyum.

Öncelikle bloğunuzdaki kongrelerle ilişkili son yazınız için sizi haddim olmayarak tebrik etmek isterim. Maalesef ki artik tıp kongrelerinin çoğu organizasyonunda büyük etik sorunların yaşandığı, bağışlayın doktorun ilaç firmasının kucağına düştüğü ve sonunda hiçbir bilimsel çıktısı olmayan birer keyif toplantıları haline geldi.

Kongreler, (özenle, sadece bilimsel aşkla yapılanları tenzih ederim) efektif çıktıları olmayan, katılımcı sayısı binin üzerindeyken araştırma sunumlarının yapıldığı oturumlarda kişilerin parmakla sayıldığı, gereksiz paralel oturumlarla katılımcı sayısının artırılıp bilimsel kalitesi hiçe sayılan, ülkenin en saygın bilim adamları, doktorları olarak görülen kişilerin akşamki dansözlü rakı sofrasını iple çektiği, artık hangi amaca hizmet ettiği belli olmayan bir hal almıştır. Ve bu en çok da bilim aşkıyla vizyonunu, bilgisini artırmaya gelen, gerçekten kaliteli bir bilimsel eserini sunan değerli hekimlerimizi etkilemekte, şevklerini kırmaktadır.

Ücretleri konaklamayla birlikte 3 bin 5 bin liralara çıkan kongrelere ilginçtir ki hep belirli bir topluluk katılmakta, çoğu istekli-meraklı hekim katılamamakta ve yüzler hiç değişmemektedir. Ve aynı kişilerin o sıklıkta bilimsel data üretemediklerini de göz önünde bulundurursak toplantıların verimliliğini tartışmak bile anlamsız oluyor.

Ülkemizin tıp dünyasındaki verimliliğini ve saygınlığını artırmak için öncelikle bu durumu artısıyla eksisiyle kabul etmeli ve hep beraber çözüm önerileri üzerinde tartışmalıyız.

Ben Kocaeli Üniversitesi Tip Fakültesi mezunuyum ve okulumuzun ilk öğrenci kongresinin organizatörü ve başkanıydım. Dekanlığımızın desteğiyle, ilaç firmalarının sıfır etik anlayışla yaklaştığı ve okulumuzu onların boyunduruğuna sokmamak için tamamı üniversite ve Büyükşehir Belediyesi destekli, tamamen bilimsel programıyla öne çıkan bir kongre düzenlemiştik. Ve hiçbir ilaç firmasının sponsorluğu olmaması kongrenin en güzel reaksiyon alan kısmıydı. Bütün tıp fakültesi öğrencilerinden dekanına 5 yıl öncede bloğunuzda yazdığınız gibi düşünüyorduk.

Sizi bu yazınızdan dolayı can-ı gönülden kutluyor ve düşüncelerinizi sonuna kadar desteklediğimizi belirtmek istiyorum.”

Bu yazı 1,647 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 31 Ekim 2014 Günde 3 bardak süt kemik kırığı ve ölüm riskini artırıyor
    • 14 Mayıs 2013 Akademik sahtekârlık geleneğinin kime ne zararı var
    • 11 Aralık 2012 Yakında ruh hastası olmayan kalmayacak
    • 9 Ekim 2012 Bir Türk tıp alanında Nobel alabilir mi?
    • 3 Ekim 2012 Burun damlaları ile aldatılıyor muyuz?
    • 2 Ekim 2012 Kimi kime şikâyet edelim?
    • 1 Ekim 2012 Türkiye'de mamografi taramaları rezaleti
    • 16 Eylül 2012 Mamografi taramalarına karşıyım
    • 10 Eylül 2012 Modern tıbbın son numarası: Aşırı teşhis
    • 8 Eylül 2012 Mamografi kanser riskini arttırıyor
    • 7 Eylül 2012 Benzer ilaç nedir?
    • 28 Ağustos 2012 Meme taraması saç taramaya benzemez
    • 14 Ağustos 2012 Antibakteriyel ürünlerdeki büyük tehlike
    • 6 Ağustos 2012 Sağlıklı suda hiçbir mikrop olmamalıdır
    • 30 Temmuz 2012 Enerji içecekleri yasaklanmalıdır
    • 23 Temmuz 2012 Damacana mı musluk suyu mu?
    • 10 Temmuz 2012 İlaç tanıtımında bundan iyisi Şam'da kayısı
    • 23 Haziran 2012 Bir sağlık haberi skandalı
    • 13 Haziran 2012 Ot-Çöp tüccarlarından alacağımız dersler de var
    • 17 Nisan 2012 Sönmez gene döndü

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    7,598 µs