En Sıcak Konular

Ahmet Kekeç


Ahmet Kekeç
0 0 0000

Sıra Başbuğ’da mı?



Bu yazının başlığı, “Başbuğ’un internet andıcıyla ne alakası var?” olacaktı.

Kolay yolu seçtim...

Hem de tersinden “hüküm” barındırıyordu; yani telmih ve ima kokuyordu.

Rıdvan Dilmen gibi, “ortadan gitmeyi” tercih ettim.

Başbuğ’un internet andıcıyla ne alakası var, bilmiyorum.

Soruşturmalar derinleştikçe, sanık sayısı arttıkça, tutuklamalar hiyerarşinin tepesine doğru ilerledikçe, “tutumlar” da değişiyor.

Sanık tutumlarından söz ediyorum.

Mesela Dursun Çiçek...

Kendisine atfedilen “ıslak imzalı irticayla mücadele eylem planı” konusunda ölümüne bir direniş sergiledi. Suçu üstlenmedi. Üstlense bile, olayda bir suç ve kusur görmediğini/görmeyeceğini “dolayısıyla” bize anlatmış oldu.

Dursun Çiçek için söylemiyorum ama bazı kurmaylarımız, yasaların suç saydığı “eylemleri/çalışmaları” suç olarak görmüyor.

Darbe suçu, “suç” değildir mesela. Memleketi kurtarmak için kalkışılmış kutlu bir eylemdir.

Nitekim, 12 Eylül’le ilgili ifadesine başvurulacağı yazılıp çizilmeye başlandığında, darbenin mimarı ve tamama erdiricisi Kenan Evren, “hayret makamında” ünlemişti.

Memlekette kan gövdeyi götürürken, kardeş kardeşi vururken, demokrasi bir türlü rayına oturamazken yaptığı müdahale “suç” olarak karşısına çıkarılıyordu, hayretti yani, ne yaptıysa vatan için yapmıştı, bir kuruş menfaat beklememişti, alnı aktı, şuydu buydu.

Bu cümleden olarak, “güvenlik” çerçevesinde askerin yaptığı bazı çalışmalar da “suç” sayılmamalıydı.

Mesela?

Mesela, “irtica” ve “yüksek güvenlik riski oluşturacak zararlı akımlarla” mücadele etmek.

Bu amaçla “eylem planları” hazırlamak...

İstihbarat toplamak...

Dinleme yapmak...

İnternet sitesi kurmak ve işletmek...

Mesela, eski Genelkurmay Başkanı Işık Koşaner, veda mesajında, yukarıda sıralanan suç kalemleri çerçevesinde tutuklanmış “arkadaşlarına” sahip çıkmıştı. İstifasının (ya da emekliliğinin) bu tutuklamalara tepki olarak yorumlanmasını istemişti.

Fakat artık değişiyor.

Hiyerarşinin en tepesindeki komutan “kuruma sahip çıkma refleksiyle” kalkışsa da, bazı “sanıklar” normal zamanlarda üstlenmekte beis görmeyecekleri, hatta gurur duyacakları eylemleri konusunda hiyerarşik düzeni işaret ediyor.

Dursun Çiçek “ıslak imzalı belge”de ölümüne bir direniş sergilemişti ama “internet andıcını” kabul etti.

Hatta, hiyerarşiyi işaret ederek, birtakım komutan isimleri zikretti.

Şunu demek istedi: “Biz bu işleri kafamıza göre yapmıyoruz. Yukarıdan emir alıyoruz.”

Bir şey oldu...

Mahkeme, Dursun Çiçek’in de işaret ettiği komutanlar hakkında tutuklama kararı çıkardı. Bazılarını da tutukladı...

Bir şey daha oldu...

İnternet andıcı sanıkları da hiyerarşiyi işaret etmeye başladılar.

Hatta bazıları, savcılık ifadelerinde, bu işten İlker Başbuğ Paşa’yı sorumlu tuttular.

Mesela, ifadesine başvurulan bir Korgeneral, emri bizzat Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’dan aldıklarını itiraf etmiş.

Dün tutuklanan eski Birinci Ordu Komutanı da, internet andıcının paraf bölümünde yer alan “Sayın komutana arz edilir” ifadesinde kastedilen komutanın İlker Başbuğ olduğunu söylemiş.

Bu andıç komutana arz edilmiş midir?

Komutan bunu onaylamış mıdır?

Bilmiyoruz.

Bunu mahkeme ortaya çıkaracak.

Fakat, komutan onayı alınmadan iş yapılır mı? Bundan da emin olamı-yoruz işte.

star



Bu yazı 645 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 26 Eylül 2012 Balyoz ve empati
    • 5 Temmuz 2012 Hükümeti ve cemaati çökertecek tek isim
    • 26 Haziran 2012 Ben olsam bu gazetecileri sürerdim cepheye
    • 20 Haziran 2012 Bu yazıyı Kürt kardeşlerim okusun
    • 4 Haziran 2012 Nerede bu inek?
    • 28 Mayıs 2012 Kana kan istermiş!
    • 14 Mayıs 2012 ‘Kes zırvalamayı’
    • 1 Mayıs 2012 Menderes de cami yıktırmış... Ne utanmaz adamlarsınız siz!
    • 20 Nisan 2012 Erol Özkasnak
    • 12 Nisan 2012 Suriye’yle savaşa mı giriyoruz?
    • 10 Mart 2012 ‘Zavallı Başbakan’
    • 29 Şubat 2012 Paşa niçin kendini öptürmedi?
    • 27 Şubat 2012 Bizi yormayın kardeşim
    • 17 Şubat 2012 Siz kimi kandırıyorsunuz?
    • 3 Şubat 2012 Rezil olmaya doymadınız mı?
    • 1 Şubat 2012 İyi ki sivil vesayet varmış, şerrinizden korunuyoruz
    • 19 Ocak 2012 Denktaş’ı diriltmek mi?
    • 14 Ocak 2012 Hangi gazeteciler valiz hazırlıyor?
    • 12 Ocak 2012 Kozinoğlu hakkında korkunç karartma
    • 2 Ocak 2012 İlan ediyorum: Hiç yüzleri kızarmayacak!

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    3,576 µs