En Sıcak Konular

Mümtaz'er Türköne


Mümtaz'er Türköne
0 0 0000

Öcalan'ı ne yapmalı?



Bu soruya, bir süre önce 'Osmanlı olsaydı paşa yapardı' demiştim.


Kitle desteğini arkasına almış bir silahlı kalkışma ile karşı karşıya iseniz, bu kalkışmanın liderine sıradan bir suçlu gibi davranamazsınız. Davranırsanız, ne kalkışma ile baş edebilirsiniz ne de elinizdeki imkânları kullanmış olursunuz. Benim kışkırtıcı 'paşa' metaforum, Öcalan'ın şöyle veya böyle bir yerinde bulunduğu çözüm alternatiflerine dikkat çekmek içindi. PKK, kitleselleşmiş ve siyasallaşmış bir hareket. Kürt toplumundan aldığı toplam destek üçte bir civarında. Kanıtı BDP'nin aldığı oy. İspanya'nın altını üstüne getiren ETA'nın legal siyasî uzantısı olan Herri Batasuna'nın Basklılardan aldığı destek ise % 10 civarında seyrediyor.

Öcalan, 12 yıldır cezaevinde olmasına rağmen örgütünün tartışmasız liderliğini sürdürüyor. Bu durumun özgün sebepleri var. Ama en önemlisinin, Öcalan'ın örgütsel yetenekleri olduğu anlaşılıyor. Öcalan cezaevine girdikten sonra onun otoritesine örgüt içinde başkaldıranlar çıktı. Hepsi yok edildi. Bugüne kadar Öcalan birkaç kere PKK'ya silah bıraktırdı, ateşkes veya eylemsizlik ilan ettirdi. Örgütü, her defasında onu dinledi.

Öcalan'ın bir cezaevinde gözetim altında olması, Türkiye için hem bir fırsat hem de bir risk. Öcalan ilk yakalandığında PKK 'bağımsız devlet' hedefinden vazgeçtiğini açıklamıştı. 12 yıl boyunca tatmin edici bir ilerleme sağlanamaması, hedeflerin yeniden büyütülmesine yol açtı. Devlet ilk defa, Başbakan'ın doğruladığı şekilde Öcalan ile görüşmeler yaptı. Bu görüşmelerin doğru ve maksada muvafık olduğunu, yapılan uzlaşmayı sabote etmek için ilan edilen 'demokratik özerklik' ve Silvan saldırısı kanıtladı. Öcalan, örgütünün benimsemediği bir uzlaşmaya varmıştı.

Öcalan'ın Kürt hareketinin ürettiği şiddeti bütünüyle sona erdirecek bir gücü ve otoritesi yok. Aslında terör sorunu için kesin bir çözüm kimsenin elinde yok. Uzlaşmanın dışında kalan ve şiddeti sürdüren marjinal gruplar muhtemelen varlıklarını sürdürecekler. Ancak bu şiddetin azaltılması ve Kürt sorunu üzerindeki şiddet baskısının kaldırılması için kalıcı sonuçlar doğuracak bir uzlaşma ihtimali mevcut. İlk müracaat edilecek kişi ise Öcalan.

Öcalan, PKK ve BDP için vazgeçilmez bir otorite. Çünkü onun yerine ikame edilecek bir güç ortada yok. Öcalan'ın Silvan saldırısı ve demokratik özerklik ilanı sonrasında PKK'ya 'Kandil beni taşeron olarak kullanıyor' fırçasını atması hemen karşılık buldu. Kandil, saygılı bir dille 'Önderliğin eleştirilerini dikkate alarak başarılı olamadıkları konular için özeleştiriyi başlattıklarını' açıkladı. BDP'li politikacılar da gündemlerine aynı eleştirileri ve Öcalan'ın içinde bulunduğu şartları düzeltme görevini yerleştirdiler.

AK Parti hükümetinin sivil aklı, terör sorununu çözmek için aynı anda iki farklı iş yapıyor. Bir taraftan terörle mücadeleyi etkili hale getirmek ve sivil yönetime almak için iç güvenlik reformuna girişiyor. Devleti devlet yapan, meşru şiddet kullanma ayrıcalığıdır. Eğer devlet PKK terörüne karşı etkili ve üstelik hukuk içinde kalan tedbirler geliştirebilirse, bu işten herkes kazançlı çıkacak. Devletin kullandığı şiddetle PKK terörünü aynı terazide tartmaya kalkıp, ikisini birlikte mahkûm etmek iyi niyetli bir yaklaşım olamaz. Bu hükmü verenlerin, PKK'nın içinden çıkarttığı hainlerle birlikte yaşama hakkını güvence altına alan, devletin meşru şiddet tekelidir. Bu yüzden devletin meşru şiddet kullanma potansiyelinin etkinliği ve caydırıcılığını artırması ile Öcalan'la görüşüp PKK'ya silah bıraktırmaya çalışması aynı amaca hizmet ediyor.

Türkiye'nin terör sorunu bir kavşak noktasında. Geleceğimizi, verilecek kararlar belirleyecek. Öcalan'la görüşmelerin devam etmesi lâzım. Devlet kan davası gütmez ve intikam peşinde koşmaz. Sadece kendisini de var eden hukuku uygular ve çözüm bulur. Devletin varlık sebebi, toplum içinde barışı kurmak ve sürdürmektir. Bugün, Öcalan'ın hapishane şartlarının gözden geçirilmesi ve terörün azalması şartıyla dışarıyla aracısız ilişkiler kurması tartışılabilir. Öcalan'ı ne yapmalı sorusunun cevabı, bir ikilemin konusu. Ya asmalı ya da önünü açmalı. Sizce bugün hangisi fayda sağlar?
 
zaman


Bu yazı 641 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Eylül 2012 Bu sefer çözülecek mi?
    • 16 Eylül 2012 Din eğitiminde devlet tekeli kalkıyor
    • 14 Eylül 2012 Siyaset, artık dine alet edilmiyor!
    • 13 Eylül 2012 CHP, PKK ile müzakere yapabilir mi?
    • 9 Eylül 2012 Merkez Sağ'ın son noktası
    • 7 Eylül 2012 Başbakan sertleşmekte haklı mı?
    • 28 Ağustos 2012 Hükümet haklı çıktı
    • 26 Ağustos 2012 Kawa ve Ergenekon
    • 24 Ağustos 2012 Terör sorunu ayrışıyor
    • 17 Ağustos 2012 Hem şiddet üreten, hem barış isteyen bir örgüt
    • 16 Ağustos 2012 'Paralel devlet'in iflası
    • 12 Ağustos 2012 Kürt, Türk, Alevî ve Sünni olmak
    • 10 Ağustos 2012 Yangını kim söndürecek?
    • 5 Ağustos 2012 Ordulaşan partiler ve partileşen ordular
    • 22 Temmuz 2012 Davutoğlu haklı çıkarsa?
    • 17 Temmuz 2012 'Hücre yenilenmesi'
    • 29 Haziran 2012 ÖYM'leri kaldırması için hükümete yetki verdiniz mi?
    • 24 Haziran 2012 Türkiye savaşa girer mi?
    • 21 Haziran 2012 Teröre teslim olmak
    • 19 Haziran 2012 Çözüme yakın mıyız?

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    3,728 µs