En Sıcak Konular

Mümtaz'er Türköne


Mümtaz'er Türköne
0 0 0000

Albay Dursun Çiçek'in onuru



Albay Dursun Çiçek'e karşı, 'ıslak imza'sı ile gündeme geldiği tarihlerden beri sebebini tarif etmekte zorlandığım bir sempati duymuştum.


Beyaz üniformalı fotoğrafında ve ekranlara ilk düşen ve tekrar tekrar gösterilen sivil görüntülerinde fazlasıyla bize, yani bu topraklara ait bir şeyler vardı. Tevazû, onur ve hüzün; benim yüzünde okuduklarım bunlardı. Yaptığı iddia edilen işi şiddetle eleştirirken bir yandan da dünyasını anlamaya çalıştığım bu Türk subayının onurunu savunan yazılar yazdım. Hatta onu, uğradığı haksızlıkla tarihe geçen Fransız subayı Dreyfüs'e benzettim.

Askerliğini yedek subay veya er olarak Dursun Çiçek'in emrinde yapan okuyuculardan, yazdığım yazılara ilginç karşılıklar aldım. Hepsi onun kişiliğinden, özellikle dürüstlüğü ve insanî hasletlerinden övgüyle bahsediyordu. Onu tanıyanların tamamı aynı şeyleri tekrarlıyordu. Karşımızda, sadece zekâsı ve azmiyle, Anadolu'nun bağrından kopup bulunduğu yere çıkmış, o çok yakından bildiğimiz hikâyenin kahramanlarından biri duruyordu. Hikâye kötü sona eriyordu. Kendisine 'konusu suç teşkil eden emirler' verilmişti. O da askerî disiplin içinde bu emirleri yerine getirmişti.

Türkiye 50 yıl devam eden bir 'Fetret Dönemi'ni sona erdirdi. Ordumuz 50 yıldır, Dursun Çiçek'e verilen emirlerin benzerleriyle sürdürülen 'siyaset savaşı'nı kaybetti. Dört komutan istifalarını sunarak, savaştıkları demokratik iktidara karşı teslim bayrağını çekmiş oldular. Türkiye bu savaşta çok ağır bedeller ödedi. Çok acılar yaşadık. Ordumuzun siyaset hevesi bu ülkeye çok pahalıya patladı. Allah'a şükür ki sona erdi.

Yaşadıklarımızdan çıkartılacak dersler çok fazla. Herkes kendi payına düşeni almalı. Bu kirli geçmişle ve bugün üstesinden geldiklerimizle hesaplaşanlar insaflı ve dikkatli olmalı. Çıkartacağımız dersler için, işiyle gücüyle uğraşan halkımızın, politikanın farklı bütün aktörlerinin, aydınlarımızın ve hayatını bu ülkeye adamış askerlerimizin üzerinde mutabık olabileceğimiz doğru bir ölçü var. Bu doğru ölçü, Albay Dursun Çiçek'in onuru.

Türkiye'nin yaşadığı dönüşümü anlatmak ve geçmişle hesaplaşmadan çıkartılacak ortak ufku çizmek için, Albay Dursun Çiçek'in hikâyesinden bahsetmek yeterli. Onun hayatını merkeze alarak doğrularla yanlışları birbirinden kesin hatlarla ayırabiliriz. Gelecek nesillerin şu son on yılda görev yapmış genelkurmay başkanlarından hiçbirini hatırlamayacağından, ama Dursun Çiçek ismini ezbere bileceğinden eminim. Özellikle gelecekteki Harbiyeliler.

Hikâyenin özetini hepimiz biliyoruz: Parlak bir subay, Genelkurmay karargâhında kendisine verilen kirli işlerle uğraşıyor. Durum ortaya çıkınca suç onun üzerine yıkılıyor. Geçen sene tam bu sıralarda YAŞ öncesi askerî savcılık Albay Dursun Çiçek'i 'üstlerine karşı komplo kurmakla' suçlamıştı. Güya bu subay amiralliğe terfi ettirilmediği için içinde uç unsurları olan 'İrtica ile mücadele eylem planı' isimli bir belge hazırlamış ve gazetelere sızdırmıştı. Albay Çiçek, bu iddianame karşısında 'İlahlar kurban istiyor' demiş ve durumu özetlemişti. Maksat, 2010 YAŞ'ında Erzincan Komplosu'nun üstünü örtmek ve yüksek komuta kademesinin bu iddialardan etkilenmesini engellemekti. 'İlahların istediği' ise Albay Dursun Çiçek'in onurunu feda ederek elde edilecekti.

Albay Dursun Çiçek, 'İnternet Andıcı' davasında, Genelkurmay Karargâhı'nda hükümet aleyhine kara propaganda yaptığı suçlamasını kabul ediyor. Ama bu işi, sıralı amirlerinin talimatıyla yerine getirdiğini vurguluyor. Peki isnat edilen suçu neden kabul ediyor? Bu sorunun ikna edici tek cevabı var: Onurunu koruyor. Bu suçlardan daha ağır bir şeyle karşılaştı. Amiralliğe terfi edemediği için mensubu olduğu TSK'ya ve amirlerine karşı komplo kurmak gibi bir şerefsizlikle itham edildi. Onurunu, işlediği suçtan daha önemli görüyor. Çocuklarına onurlu bir isim bırakmak istiyor.

Albay Dursun Çiçek'in onuru, siyaset savaşında zedelendi. Onun onurunu korumak geçmişe sünger çekmek ve yepyeni bir geleceğe başlamak demek. Genç Harbiyelilerin bu hikâyeden çıkartacağı çok önemli dersler var.

zaman

Bu yazı 716 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Eylül 2012 Bu sefer çözülecek mi?
    • 16 Eylül 2012 Din eğitiminde devlet tekeli kalkıyor
    • 14 Eylül 2012 Siyaset, artık dine alet edilmiyor!
    • 13 Eylül 2012 CHP, PKK ile müzakere yapabilir mi?
    • 9 Eylül 2012 Merkez Sağ'ın son noktası
    • 7 Eylül 2012 Başbakan sertleşmekte haklı mı?
    • 28 Ağustos 2012 Hükümet haklı çıktı
    • 26 Ağustos 2012 Kawa ve Ergenekon
    • 24 Ağustos 2012 Terör sorunu ayrışıyor
    • 17 Ağustos 2012 Hem şiddet üreten, hem barış isteyen bir örgüt
    • 16 Ağustos 2012 'Paralel devlet'in iflası
    • 12 Ağustos 2012 Kürt, Türk, Alevî ve Sünni olmak
    • 10 Ağustos 2012 Yangını kim söndürecek?
    • 5 Ağustos 2012 Ordulaşan partiler ve partileşen ordular
    • 22 Temmuz 2012 Davutoğlu haklı çıkarsa?
    • 17 Temmuz 2012 'Hücre yenilenmesi'
    • 29 Haziran 2012 ÖYM'leri kaldırması için hükümete yetki verdiniz mi?
    • 24 Haziran 2012 Türkiye savaşa girer mi?
    • 21 Haziran 2012 Teröre teslim olmak
    • 19 Haziran 2012 Çözüme yakın mıyız?

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,336 µs