En Sıcak Konular

Ergun Babahan


Ergun Babahan
0 0 0000

Orduevi baskısı



Bu da mahalle baskısı gibi bir şey aslında. Mahallenin kuralına uymazsan orada yaşaman zorlaşır, orduevi kuralına uymazsan, oraya adım atman imkansız hale gelir.
Türk Silahlı Kuvvetleri’nin en yüksek makamına erişmiş bir general, öyle bir tepkiyle karşılaşacak ki, orduevlerine adım atmaktan imtina edecek.

Eski Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök bu nedenle mi kendini İzmir’e attı, bilemiyorum...

Görünen o ki, emekliliği tercih eden generallerde bu orduevi baskısı ağır bastı.

Cezaevindeki generallerden gelen mesajların bu yönde olduğu anlaşılıyor; “Ya bir şey yapın ya da istifa edin.”

Arada eşler, onların yıllar boyunca oluşturduğu bir dostluklar ağı var.

Silahlı Kuvvetler, hele üst düzey komuta kademesi, üyeliği çok zor bir kulüp gibidir.

Bu kulübün üyeleri lojmanda yaşar, servisle seyahat eder, akşamları orduevinde buluşur.

Özellikle eski taşra kentlerinde orduevleri yokluk içindeki merkezlerdeki vahalar gibiydi.

Zaten askerlerin dış dünyayla ilişkisi de çok güçlü değildir.

Bu ilişki rütbe aldıkça, askeri ihalelere giren işadamlarıyla içli dışlı olunca başlar.

O nedenle askerler orduevine özel bir ilgi ve sevgi duyar.

Bu küçük dünyadan dışlanma tehdidi, onlar için en yüksek mevkiiden vazgeçmeyi bile mümkün kılar.

Son istifa gelişmesini bu açıdan da değerlendirmek lazım.

Orduevi kurallarına hukuk kurallarından daha fazla önem veren bir anlayış içinde yetiştirilen askerlerin son tahlilde orduevini tercih etmesi bir noktada kaçınılmazdır.

Orgeneral Işık Koşaner veda mektubunda “soruşturma ve tutuklamaların ardında Türk Silahlı Kuvvetleri bir suç örgütüdür izlenimi yaratma amacı var” olduğunu iddia ediyor.

Yani, yasal uygulamadan rahatsızlığını dile getiriyor.

Ancak bugüne kadar kendisi dahil hiçbir komutandan Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ait silahların yeraltından çıkması, Genelkurmay’da hükümet aleyhtarı haber siteleri hazırlanması konusunda bir şikayet duymadık.

Dağdaki militanı kaçakçı sanan generallerden de şikayet etmediler.

Ama hukukun bu soruları sormasından şikayetçiler.

Hepsini bir kenara bıraktım, hiçbir komutan çıkıp da 2 rütbeli askerin kendi Heronlarını düşürme sohbeti konusunda tek satır söz etmedi.

Askerler ölüme yollandı, sanki siviller öldürtmüş gibi cenaze törenlerinde hükümet üyeleri yuhlatıldı, yumruklatıldı.

İyi komutan elbette personelinin hak ve hukukunu korumalıdır ama daha önemlisi iyi bir komutan personelinin yasadışına çıkmasına kesinlikle izin vermemelidir.

Türk Silahlı Kuvvetleri geleneğinde ikinci noktanın bugüne kadar fazla göze alınmadığını görüyoruz.

Artık bu değişmeli.

Zorunlu olarak askere alınan gençlerin kuşkulu koşullarda ölmesinin hesabının sorulması gerekir.

İnternet andıçlarının hesabının sorulması gerekir.

Denizaltılarda bomba patlatıp çocukları öldürme planı yapanlardan hesap sorulması gerekir.

İyi bir komutan bu gelişmelere engel olamıyorsa, hukuk sürecinin önünü açmalıdır.

İstifa ederek en azından bu yolda olumlu bir tavır ortaya koymuştur.

star

Bu yazı 711 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 6 Mayıs 2012 Adalet talebinden tahrik olan bir ordu! Astsubaylar direnin
    • 4 Nisan 2012 Benim darbecim insanlık suçu işlemez
    • 24 Mart 2012 Ergenekon ve psikolojik savaş
    • 14 Mart 2012 Kürt meselesinde tarihi uyarı
    • 7 Mart 2012 Türkiye, AB için neden önemli!
    • 4 Mart 2012 Medya nasıl kurtulur?
    • 3 Mart 2012 Medya eliyle hükümet devirmek de darbedir!
    • 19 Şubat 2012 Sayın Başbakan 3’üncü dönemler hep zor geçer!
    • 15 Şubat 2012 Washington’ın Türkiye’ye bakışı
    • 14 Şubat 2012 Gazetecinin suç işleme özgürlüğü
    • 7 Şubat 2012 Tencere dibin kara
    • 5 Şubat 2012 Sadece ordu yetmez devleti sıfırdan kurmalı
    • 22 Ocak 2012 Barlas, Özkök’ü neden uyarmıştı!
    • 3 Ocak 2012 Bu facia AK Parti için çok ciddi alarm
    • 13 Aralık 2011 Siyaset ve sadakat
    • 11 Aralık 2011 Bu iddianamede ciddi şike var!
    • 6 Aralık 2011 İşte kahramanınız Kozinoğlu!
    • 22 Kasım 2011 CHP, Dersim ve Ermeni kırımı!
    • 19 Kasım 2011 Atatürk milliyetçiliği ‘Ne Mutlu Türküm’ demektir
    • 15 Kasım 2011 Ulusalcılara bir iyi bir de kötü haber

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,588 µs