En Sıcak Konular

Bülent Korucu


Bülent Korucu
0 0 0000

Genelkurmay: Ameliyat başarılı ama hastayı kaybettik



Silvan saldırısı hakkında Genelkurmay Başkanlığı'nın yaptığı açıklamanın sevindirici yönleri bulunmakla birlikte tatmin edicilikten uzak bölümleri de var.



Önce iyi haber: 'Kâğıt parçası ve boru' izahatlarından, gazeteci azarlamalardan 'hata yapılmış olabilir' noktasına gelindi. 'Tereddüt oluşmuş' konularla ilgili yargının görevli olduğunun kayıtlara geçmesi de önemli. Umarız yargı Çukurca mayın şehitleri davasındaki gibi yavaş işleyip şehit ailelerinin sabrını zorlamaz. Kamuoyunu yanıltıcı açıklamaların ömrünün kısalığı ve TSK'yı zor duruma düşürdüğü Karargâh'ta fark edilmiş olmalı.

Gelelim tatmin edici bulmadığımız bölümlere. Açıklamanın özeti başlığa çıkardığımız ve fıkra gibi anlatılan cümlede: Ameliyat başarılı lakin hastayı kaybettik! Genelkurmay, medyada yer alan eleştirilere cevap verirken, sonraki cümlelerle tezat teşkil edecek sözler sarf ediyor. Mesela helikopterlerin bölgeye ulaşma sürelerindeki tereddüde hak verilmiş olmalı ki yargıya havale edilmiş. Ancak aynı zamanda "Talebin alınması ile helikopterlerin çatışma bölgesinde bulunması arasındaki sürenin uygulama standartlarına uygun olduğu tespit edilmiştir." deniliyor.

Helikopterlerle ilgili kısım en zayıf ve eleştiriyi hak eden ifadelerden oluşuyor. Şöyle bir zaman çizelgesi yapalım, daha kolay anlaşılır. Teröristler arasında geçen telsiz konuşmaları alınınca saldırıya uğrayan dâhil bütün birlikler ikaz edilmiş. Konuşmada geçen yer isimleri çözümlenince hedefin 1. Jandarma Komando Taburu olduğu anlaşılmış ve özel olarak yeniden bilgilendirilmiş. 14.18'de çatışma çıkmış ama yoğunluktan bilgi merkeze 21 dakika sonra 14.39'da ulaştırılabilmiş. Bir telsiz anonsu bu kadar zor mu? O şartları yaşamadığımız için bilemiyoruz. Metni okumaya devam edelim. "Helikopter birliği, talebin ulaşması üzerine süratle pilotları çatışma hakkında bilgilendirmiş, helikopterin uçuş öncesi yapılması zorunlu olan son kontrolleri kısa sürede tamamlanarak saat 15.21'de Diyarbakır'dan kalkışları ve saat 15.45'te çatışma bölgesi üzerinde olmaları sağlanmıştır." Çatışma 15.30'da bittiğinden silahlı helikopterlerin intikalinin bir faydası herhalde dokunmamıştır.

13.30'da telsiz deşifresi bitip saldırıya uğrayan birlik bilgilendirilmiş. "Biz bilgilendirdik, günah bizden gitti" diye kenara çekilecek bir olay değil. Şu sorular akla geliyor: Helikopterler neden operasyon bölgesinin yakınlarında değil, Diyarbakır'daydı. Hadi orada dursunlar, saldırı istihbaratı üzerine neden tedbiren bölgeye sevk edilmediler. Gelişleri 24 dakika sürmüş, istihbarat bilgisinin hemen akabinde havalanabilseler, çatışma başlamadan, en kötü ihtimalle bitmeden olay yerine varırlardı. Bütün bunların üstüne bir de 'Helikopterlerin çatışma bölgesine varma süresi standartlara uygun' cümlesi kurulur mu?

İki bölüm daha benim canımı acıttı. İlki, askerlerin eğitimi ve profesyonellik eleştirilerine verilen, 'eğitimleri yeterli ve bu iş için uygun birlik' cevabı. "3 aylık eğitimle bu çatışmalara girilemez" diyorduk. Karargâh aydınlattı, erler '10 haftalık yoğun bir eğitimden' geçiyormuş. 3 ila 10 arasındaki büyük fark bizi mahcup etti! Gerçi 10 hafta 2,5 aya tekabül ediyor ama olsun! Diğer izaha muhtaç bölüm ise çatışma ortamında teröristlerin 5 ölüyü nasıl taşıdığı veya gizlediği? Biz, hava desteği ile nakilde bu kadar zorlanırken, yoğun ateş altında kaçan saldırganların taşıma ya da gizleme işini nasıl başardığını çözemedim. Ölü taşımak normal 60 kiloluk bir paketi taşıma gibi de olmaz.

Açıklamanın özeti şu: askerler yorgun değil, iyi eğitimli doğru birlikler, dönüş yolunda değil arama sırasında çatışma çıktı, helikopterler standartlara uygun zamanda nakledildi... O halde niye 13 şehit ve 7 yaralımız var? Biri izah etse de anlasak.

zaman



Bu yazı 610 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 28 Eylül 2012 Emri verenle alan bir olur mu?
    • 11 Eylül 2012 Siyasette sonuçsuz arayışlar
    • 4 Eylül 2012 PKK'yı kim cesaretlendiriyor?
    • 3 Ağustos 2012 Özkök Paşa'nın tarihî tanıklığı
    • 31 Temmuz 2012 Kılıçdaroğlu, koltuğunu sağlamlaştırdı
    • 27 Temmuz 2012 Anketler ne diyor?
    • 6 Temmuz 2012 Ahmet Şık, Ahmet Şık'ı yalanlıyor
    • 26 Haziran 2012 Karayılan söyledikleri mi kaçırdıkları mı?
    • 15 Haziran 2012 Özal'ın ölümü aydınlanacak mı?
    • 22 Mayıs 2012 Anayasanın dili
    • 11 Mayıs 2012 Başkanlık Türkiye'de uygulanabilir mi?
    • 8 Mayıs 2012 CHP'de yerel seçim mücadelesi
    • 4 Mayıs 2012 AİHM, mahkemeyi ibra etti
    • 17 Nisan 2012 Balyoz'da acı fren!
    • 27 Mart 2012 Balyoz'a ABD'den destek gelmiş!
    • 16 Şubat 2012 MİT tartışmasındaki toz bulutu
    • 8 Şubat 2012 Dindarların talebi özgürlük
    • 3 Şubat 2012 CHP'liler dama oynuyor
    • 31 Ocak 2012 CHP'de anomali doğumun yan etkileri
    • 20 Ocak 2012 Mahkeme aslında 'örgüt var' diyor

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,597 µs