En Sıcak Konular

Cengiz Çandar


Cengiz Çandar
0 0 0000

Diyarbakır DTK'nın, BDP Ankara'nın



BDP'nin CHP'ye göre bir avantajı var: Tabanı, taktik pozisyon değiştirildiğinde, partisini terk edebilecek bir taban değil.

CHP, ‘Ergenekon fedailiği’ yaparak önce bir ‘yemin krizi’ yarattı; ardından geri basarak ‘yemin edip’ TBMM’ye geri döndü. Bunu yaparken BDP’yi de zora düşürdü.
BDP’nin, bambaşka nedenlerle ortaya koyduğu ‘TBMM boykotu’nu, kendi ‘yemin boykotu’yla gölgeledi, şimdi de durup dururken yemin ederek BDP’yi ‘ofsaytta’ bıraktı.
Yeni TBMM Başkanı Cemil Çiçek, bugün BDP’lilerle görüşecek. Görüşmeye Ak Parti grup yöneticilerini de çağırdı. Selahattin Demirtaş, “Başbakan’ın çağrısını değerlendireceğiz” diyor.
BDP, ‘TBMM boykotu’nu kaldıracaksa, en fazlasından, CHP’ninkine benzer bir ‘mutabakat metni’ imzalayarak yemin edeceğe benziyor. Çünkü CHP, ona pek fazla bir ‘manevra alanı’ bırakmadı.
CHP’nin TBMM’ye dönüşünden sonra BDP’nin tatile girmek üzere olan Meclis’e gelmemesinin tek bir anlamı olur: Sonbahara kadar şiddet tırmanışının öncelik kazanması.

Diyarbakır’da zaten DTK var

Bu da BDP’nin –dün değindiğimiz gibi- ‘rolü’nü ve ‘misyonu’nu anlamsızlaştırır, TBMM’ye sonbaharda dönüşü söz konusu olsa bile, onu da zorlaştırır.
CHP’nin kendisini TBMM’ye ‘tescil ettirdiği’ bir durumda, BDP’nin her hafta Diyarbakır’da toplanarak oynayacağı bir rol olmaz. O tür bir rolü zaten DTK (Demokratik Toplum Kongresi) oynar. BDP’nin anlamı bir ‘parlamento grubu’ olmasında. Ankara’daki parlamentonun; Diyarbakır’daki değil.
İşaret ettiğimiz gibi, Diyarbakır’da BDP’nin kendine biçtiği rolü oynayacak, DTK zaten var.
‘Kürt siyasi hareketi’nde ‘rol dağılımı’nda BDP, Ankara ve TBMM için söz konusu.
CHP’nin savrulması, Başbakan’a BDP’ye karşı manevra alanını daha da genişletecek imkânı sunmuştur. Tayyip Erdoğan, dün BDP için şunları söyledi:
“BDP’nin de önce kayıtlarını yapmasını ve yemin etmesini bekliyoruz. Yazıktır, bu yaz tatilini yeminsiz milletvekili olarak arazide dolaşmayı bırakmalı; en geç yarın bu yemini etmek suretiyle parlamentodaki yerlerini almalılar. ‘Bizi dışladılar’ diyorlar. Hayır, sen kendini dışladın. Diyarbakır’da toplantı yapmak ne. Sen bir kere adresi şaşırdın. Gel burda toplantı yap. Milletvekillerinin toplantı yapacağı yer burasıdır.”
Bu sözler, muhatap olan açısından can acıtıcı nitelikte ama yanlış mı?
BDP’liler grup kurdular. Ne grubu o? TBMM grubu. Diyarbakır grubu değil ki.
Peki, hükümetle bir ‘mutabakat metni’ üzerinde anlaşmadan ve bunu ‘imzalamadan’ TBMM’ye dönebilirler mi?
İşte, CHP’nin BDP’yi ‘ofsayta düşürdüğü’ nokta tam burası.

‘Mutabakat metni’ mi, ‘geri basma’ mı?

CHP’nin, Kemal Kılıçdaroğlu’nun pek önemsediği üç Ak Partili milletvekilinin altında imzası bulunan ‘mutabakat metni’nde ne yazıyor? ‘Yemin krizi’ni çözen ve ‘mutabakat metni’ni ortaya çıkaran cümleler şunlar:
“Anayasa dahil tüm mevzuatın, hukukun üstünlüğü çerçevesinde ve kuvvetler ayrılığı ilkesi dikkate alınarak özgürlükleri genişletici bir anlayışla yorumlanması ve uygulanması gerektiğine inanıyoruz.”
Daha önce de ‘Halkın egemenliği ve halkın iradesi, seçilmiş ve vekâlet verilmiş milletvekilleri aracılığı ile TBMM’de hayata geçirilir. Bu çerçevede, tüm siyasi partilerin ve milletvekillerinin, milletimizin kendilerine verdiği bu onurla görevi yerine getirmeleri için TBMM’de olmaları gerektiğine inanıyoruz.”
Bu, ‘zevahiri kurtaracak’ bir metin sayılmaz. Bu ‘mutabakat metni’nden Haberal ve Balbay’a ekmek çıkmaz. Nitekim, yemin etmemekte direnen CHP’li İsa Gök, “Mutabakat metninde ‘tutuklu milletvekilleri’ ifadesine bile yer verilmemiştir. O zaman elde somut ne delil vardı ki alelacele yemin kararı alındı? Yani iki hafta öncesine göre bize bu tutumu aldıran gerekçelerden hangisi ortadan kalktı?” sözleriyle tepki veriyor.
İki hafta önceki gerekçelerden hiçbiri ortadan kalkmadı. Sadece CHP yönetimi ‘Dimyat’a pirince gideyim’ derken ‘evdeki bulgurdan olacağı’ hükmüne vardı.
O nedenle Bülent Arınç’ın ‘mutabakat metni’ni ‘malumun ilamı’ diye nitelemesi de doğrudur, Tayyip Erdoğan’ın “CHP diklenmiş ama dik duramamıştır” demesi de doğrudur.

CHP-BDP farkı

BDP’nin bu durumda diklenmesi ise kendisini tümüyle TBMM dışında bırakmak sonucunun ötesinde, anayasa yapımı yerine şiddet tırmanmasına kapıları açacağı için hepten anlamsızlaştıracaktır.
‘Zevahiri kurtaracak’ bir yolu bugün ya da en kısa vadede bulup, TBMM’ye gelmelerinden ve anayasa yapım sürecine etkili biçimde dahil olmalarından başkaca bir çareleri yok.
CHP’den avantajlı bir durumları var. BDP tabanı, taktik pozisyon değiştirildiğinde, partisini terk edebilecek bir taban değil.
CHP, ‘yemin boykotu’nu sürdürseydi, intihar ederek ölümü seçmiş olacaktı. Şimdi ‘yaralı olarak hayatta kalmayı’ tercih etti.
BDP ise ‘TBMM boykotu’na ilanihaye devam ile varlık nedenini iptal etmiş olacak. TBMM’ye döndüğünde ise capcanlı biçimde yasama alanına girmeyi tercih edecek.

radikal



Bu yazı 691 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 2 Mart 2012 'İç savaş salgını' ve 'korunma yolları'...
    • 8 Şubat 2012 Türkiye, Suriye'de savaşa mı gidiyor?
    • 13 Temmuz 2011 Diyarbakır DTK'nın, BDP Ankara'nın
    • 22 Haziran 2011 Türkiye'nin doğru Suriye pusulası
    • 14 Haziran 2011 Yeni anayasa için AK Parti-BDP-CHP uzlaşması
    • 13 Mayıs 2011 İktidar Kürt sorununu anlamalı
    • 16 Nisan 2011 AK Parti'nin Güneydoğu'da 'siyasi ricatı...'
    • 12 Nisan 2011 Aday listelerini okuma kılavuzu
    • 1 Mart 2011 Hoca ve 28 Şubat'ın cenazesi
    • 22 Şubat 2011 Libya: Osmanlı dominosu ve Bingazi'deki kan davası
    • 19 Şubat 2011 Ergenekon faturası
    • 5 Şubat 2011 Mısır'ın tarih yazdığı gün...
    • 8 Ocak 2011 Hizbullah tahliyesi mi rönesansı mı?
    • 5 Kasım 2010 TAK, ne kadar PKK, ne kadar 'Ergenekon?'
    • 29 Ekim 2010 'Tek Cumhuriyet'in iki Ankara'sı
    • 26 Ekim 2010 Bu gidişle katilden çocuk yaratılacak
    • 6 Ekim 2010 Washington'daki Türkiye
    • 1 Ekim 2010 Daha seyahatin başı, çözümün eşiği değil...
    • 29 Eylül 2010 Türkçeye onurunu iade edin
    • 21 Eylül 2010 Hakkâri provokasyonuna inat

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    8,028 µs