En Sıcak Konular

Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta



Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta
0 0 0000

Alzheimer ilaçlarındaki büyük oyun



Nöroloji uzmanı olduğunu bildiren bir meslektaşımdan aldığım mektubu yayınlıyorum. Bunu her hekimin özellikle de nöroloji ve psikiyatri uzmanı olanların okumalarını ve görüşlerini bildirmelerini diliyorum.

Geçen gün Skytürk TV'de katıldığınız ilaç terörü konulu tartışma programını beğenerek izledim.

Nöroloji uzmanıyım. Alzheimer ilaçlarının satışındaki artışı, sizin belirttiğiniz gibi sadece nüfusta yaşlanma ile açıklamak mümkün değildir.
 
Bir kere, yaşlanma ile görülen mental yetersizliklerin ve unutkanlıkların çoğu “demans” değildir. Bu, çoğu fizyolojik semptomların sadece dar bir kısmı demanstır; daha da ötesi demansın sadece daha da dar bir kısmı Alzheimer hastalığı olarak tanılanır.
Hâlbuki ilaç yazma ve satma pratiğinde tüm hafif unutkanlığı olan yaşlılar Alzheimer olarak tanılanmakta “overdiagnosis” ve de gereksiz yere ilaç tedavisi başlanmaktadır.
Demek ki her yaşlılık belirtisi demans olmadığı gibi her demans da Alzheimer tipi demans değildir. Alzheimer, tüm fizyolojik yaşlılıklar içerisinde ancak yüzde 3-5 gibi bir oranda görülür, gerisi sadece ilaç firmalarının yalanıdır. Çünkü bu ilaçlar demans değil sadece Alzheimer tip demans ruhsatlıdır.
 
İkincisi, Alzheimer tipi demans tedavisinde kullanılan ilaçlar tedavide etkisizdir, her ne kadar ilaç firmaları iddia etse de, sizin de bildiğiniz gibi sadece pozitif çıkan bazı veriler ruhsatlandırma dosyasına konur ve negatifler çöpe gider (“data on the file”).
Hâlbuki gerçek böyle değildir, tecrübelerimden ve tek tük bağımsız literatürden anladığım şu ana kadar piyasaya çıkmış hiçbir Alzheimer ilacının hastalığı
a. iyileştirmediği,
b. geciktirmediği,
c. yaşam süresi ve kalitesine fayda etmediğidir.
 
Yan etki konusu üzerinde hiç durmuyorum çünkü bu ilaçların kanıtlanmış birçok hayati yan etkisi zaten bulunmakta fakat hastalar yaşlı olduğu için göz ardı edilmektedir.
 
Bu konu üzerimde ısrarla durmamın nedeni, kolesterol, depresyon, aşı ve arada güme giden HPV kampanyalarından sonra, bu ilaçların giderek ucuzladığı ve haklarında şüpheler oluştuğu için ilaç firmalarının çoğunun Alzheimer'i pompaladığı ve gelecek 10- 20 yıllık planlarında bu ilaçlardan (kendi deyimleri ile “block busters”) çok paralar kazanmayı hesapladığıdır. 
Neden mi? Vademekum'unuzu (ilaç rehberi) açıp bu ilaçların fiyatlarına bakarsanız nedenini anlarsınız.
Tamamı devletçe geri ödemeye alınmış bu ilaçların aylık tedavi maliyetleri 100 - 600 TL arasında değişmektedir. (Exelon, Aricept, Ebixa, Memorix vb). Hatta bu fiyatlar da yetmemekte, doktorlar ve hastalar flaster vb formları gibi daha “hi-tech” ama daha pahalı, sonuçta bir etkinliği kanıtlanmamış formlarına yöneltilmektedir. Flaster olanların fiyatı sanırım 350 TL civarıdır.
 
Bir diğer konu da, Alzheimer tanısı konsa bile, bunların sadece bir kısmı için ilaç ruhsatlıdır, hepsi için değil. Buna da firmaların Ankara ve FDA ayak oyunları ile "erken dönem Alzheimer belirtileri" denmiştir.
Mesela İngiltere'de, Demans testi ve nöro-psikolojik değerlendirme yapmadan hastalara Alzheimer ilacı verilemez. Bu tıbbi hatadır ve de devlet geri ödeme yapmaz. Ama Türkiye de herhangi bir hastanenin branşı uygun herhangi bir uzmanı tek imza ile Alzheimer ilaç raporu çıkarabilir. Ne bir test, ne bir takip, ne bir sorumluluk gerekir.
 
Gene, bu ilaçların ileri demanslar ve Alzheimer’ in ileri tiplerinde de hiçbir işe yaramadığı bilinmesine rağmen, bedensel fonksiyonları tamamen gerilemiş, yatalak ve bakım hastalarına da bu ilaç verilmektedir, faydası sadece ilaç firmasına olduğunun bilinmesine rağmen. Pek çok bakım ve huzur evi ile evlerdeki yatalak hastalarda durum böyledir.
 
Sonuç olarak, yaşlılık, elbette ki artan yaşlı nüfusu ve uzayan ömür gerçekleri ile ele alındığında önemli bir evredir, ama tıpkı çocuklarda olduğu gibi fizyolojik durumları ilaç firmalarınca sömürülmeye de adaydır.
Hâlbuki işin doğrusu, yaşlanmanın fizyolojik doğal bir süreç olarak kabul edilip ele alınması ve destekleyici, sosyal ve  ekonomik yaşamın içinde kalıcı politikalar geliştirilmesi ve yaşlıların sağlıklı mutlu bireyler olarak yaşamlarının bu evresini geçirmeleri hedeflenmelidir.



Bu yazı 1,622 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 31 Ekim 2014 Günde 3 bardak süt kemik kırığı ve ölüm riskini artırıyor
    • 14 Mayıs 2013 Akademik sahtekârlık geleneğinin kime ne zararı var
    • 11 Aralık 2012 Yakında ruh hastası olmayan kalmayacak
    • 9 Ekim 2012 Bir Türk tıp alanında Nobel alabilir mi?
    • 3 Ekim 2012 Burun damlaları ile aldatılıyor muyuz?
    • 2 Ekim 2012 Kimi kime şikâyet edelim?
    • 1 Ekim 2012 Türkiye'de mamografi taramaları rezaleti
    • 16 Eylül 2012 Mamografi taramalarına karşıyım
    • 10 Eylül 2012 Modern tıbbın son numarası: Aşırı teşhis
    • 8 Eylül 2012 Mamografi kanser riskini arttırıyor
    • 7 Eylül 2012 Benzer ilaç nedir?
    • 28 Ağustos 2012 Meme taraması saç taramaya benzemez
    • 14 Ağustos 2012 Antibakteriyel ürünlerdeki büyük tehlike
    • 6 Ağustos 2012 Sağlıklı suda hiçbir mikrop olmamalıdır
    • 30 Temmuz 2012 Enerji içecekleri yasaklanmalıdır
    • 23 Temmuz 2012 Damacana mı musluk suyu mu?
    • 10 Temmuz 2012 İlaç tanıtımında bundan iyisi Şam'da kayısı
    • 23 Haziran 2012 Bir sağlık haberi skandalı
    • 13 Haziran 2012 Ot-Çöp tüccarlarından alacağımız dersler de var
    • 17 Nisan 2012 Sönmez gene döndü

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    9,006 µs