En Sıcak Konular

Bülent Korucu


Bülent Korucu
0 0 0000

Kaos mühendisliği!



Eksikleriyle beraber sağlıklı bir seçim süreci geçirmişiz. Dünya rekoru denebilecek oranda katılım ve temsil yüzdesi yakalanmış.


Halk sandığa giderek sivil ve demokrat anayasa için irade beyanında bulunmuş. Bunları konuşmamız gerekirken, 9 tutuklu vekilin durumunu tartışıyoruz. Seçim sonuçlarının demokrasi bayramına dönüşmemesi için 'Kaos mühendisliği' icra edildiğine dair kanaatlerim pekişiyor. 'Böylesine cehalet ancak tahsille olur' dedikleri gibi, bu kadar beceriksizlik iyi bir planlama ve kötü niyetle açıklanabilir.

Ortada iyi-kötü değil, kötü anayasa var; kötü siyasi partiler ve seçim yasası var. Ceza kanunumuzda da düzeltilecek çok madde bulunuyor. Ama değişene kadar oyunu kurallarına göre oynamak mecburiyetindeyiz. Taraflar bunca kötülük yetmiyormuş gibi davranıyor ve meseleleri içinden çıkılmaz hale getirmede adeta yarışıyor. Arada olan vatandaşa oluyor. Hatip Dicle'nin vekilliği iptal edildi. Dicle'nin avukatları, BDP'liler, Yargıtay ve Yüksek Seçim Kurulu pinpon oynadı. Bizim gözümüz yoruldu, kafamız karıştı, ruhumuz sıkıldı. 22 Mart'ta kesinleşen ceza, nasıl yaklaşık üç ay gizli kalabiliyor? Kamuoyu yerel mahkemeden verilmiş mahkûmiyet kararının Yargıtay'da onama aşamasında olduğunu biliyor, ama bilmesi gerekenler tecahülüarif sanatı yapıyor. Avukatlar, kararı bile bile Dicle'nin aday yapılması sürecini sürdürüyor! Hüküm sisteme iş işten geçtikten sonra işleniyor! Yargıtay'da cezayı onayan dairede ve aynı zamanda YSK'da görev yapan yüksek yargıç sesini çıkarmıyor! "Biz, Dicle'nin kararını onadık, kriz çıkmadan çözelim şu işi" demiyor! YSK nice zaman sonra gelişmeyi öğrendikten sonra müdahil olmuyor. 'Aday listeleri kesinleşmişti' bahanesine sığınıyor. Halbuki adaylığı iptal etmek 78 bin oy almış kişinin mazbatasını elinden almaktan daha kolay değil mi? Anayasa ve yasanın ilgili maddesinden bugün mü haberdar oldular? MHP'li müstafi adaylarla ilgili yaptıkları türden açıklamalarla, "Listelerde değişiklik yapamıyoruz ama adı geçen kişi milletvekili seçilme yeterliğini haiz değildir. Seçilse de iptal edilir." denilemez miydi? Sanki taraflar kulağının üstüne yatmış, bile bile lades denilmiş...

Gelelim BDP'nin tavırlarına... Çözümden ziyade gerilimden yana bir kadroyla karşı karşıyayız. Dicle'nin avukatları, Anayasa ve yasadaki engelleyici maddeleri inkâr etmiyor. Zamanlama ve usul eleştirisi getiriyorlar. Yukarıda bu eleştiriyi ben de dile getirdim. Peki zamanlama ve usul konusunda YSK kadar onlar da suçlu değil mi? Ayrıca benzer durumdaki Nezir Sincar'ın adaylığı hakkındaki kesinleşmiş mahkûmiyetten dolayı iptal edildi. Kıyamet kopmadı. Hukuk önünde herkes eşitse Dicle için de kopmazdı. 2002'de Tayyip Erdoğan, partisini tek başına iktidara taşımasına rağmen vekil seçilemedi ve başbakan olamadı. Ne Parlamento'ya fatura çıkarıldı ne de sokakları ateşe verme tehdidi savruldu. O gün çözümün tek adresi Parlamento'ydu, bugün de öyle. Öyleyse Meclis'i boykot etmek makul ve demokratik bir tepki değil. Evet 78 bin Diyarbakırlı seçmenin oyu elbirliği ile çöpe gönderildi. Bu bir mağduriyet. Ama BDP'lilerin tavrı 42 milyon seçmenin iradesini heba etme riski taşıyor. Yüzde 85 civarında katılım ve yüzde 95'e varan temsil gücüne sahip Parlamento'yu daha işbaşı yapmadan sakatlama tehlikesi var. Gerçekten 'barış ve demokrasi' hedefleniyorsa yasama organını yaralayarak elde edilemez. Ayrıca üç muhalefet partisi ilk defa bir mağduriyette buluştuğunu düşünüyor. Ortak bir çözüm üretirlerse sivil anayasa çalışmalarına iyi bir başlangıç yapılmış olur. Böylece şer zannettiğimiz şeyi hayra dönüştürebiliriz.

zaman



Bu yazı 791 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 28 Eylül 2012 Emri verenle alan bir olur mu?
    • 11 Eylül 2012 Siyasette sonuçsuz arayışlar
    • 4 Eylül 2012 PKK'yı kim cesaretlendiriyor?
    • 3 Ağustos 2012 Özkök Paşa'nın tarihî tanıklığı
    • 31 Temmuz 2012 Kılıçdaroğlu, koltuğunu sağlamlaştırdı
    • 27 Temmuz 2012 Anketler ne diyor?
    • 6 Temmuz 2012 Ahmet Şık, Ahmet Şık'ı yalanlıyor
    • 26 Haziran 2012 Karayılan söyledikleri mi kaçırdıkları mı?
    • 15 Haziran 2012 Özal'ın ölümü aydınlanacak mı?
    • 22 Mayıs 2012 Anayasanın dili
    • 11 Mayıs 2012 Başkanlık Türkiye'de uygulanabilir mi?
    • 8 Mayıs 2012 CHP'de yerel seçim mücadelesi
    • 4 Mayıs 2012 AİHM, mahkemeyi ibra etti
    • 17 Nisan 2012 Balyoz'da acı fren!
    • 27 Mart 2012 Balyoz'a ABD'den destek gelmiş!
    • 16 Şubat 2012 MİT tartışmasındaki toz bulutu
    • 8 Şubat 2012 Dindarların talebi özgürlük
    • 3 Şubat 2012 CHP'liler dama oynuyor
    • 31 Ocak 2012 CHP'de anomali doğumun yan etkileri
    • 20 Ocak 2012 Mahkeme aslında 'örgüt var' diyor

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    3,892 µs