En Sıcak Konular

Mehmet Altan


Mehmet Altan
0 0 0000

Economist neden fikir değiştirdi?



Türkiye’de ülkenin ruhu için bir savaş yaşanıyor ve Türkler seçim yapmak zorunda kalırsa demokrasi, laiklikten önemlidir. 
Türkler, Batı’nın Türkiye’deki etkinliği azaldığına göre, siyasi krizlerini kendileri çözmeli.

Bunu yapmanın en iyi yolu da, AKP’yi yeniden seçerek ordunun müdahalesini reddetmektir.  Laiklerin ülkenin İslamileşmesinden korkması anlaşılabilir ama AKP’nin bugüne kadar yaptıkları bu korkuya haklılık payı bırakmıyor ve askeri müdahale bunun çözümü olamaz.

Türkiye’nin askerleri korumaya çalıştıkları devlet adına politikadan uzak durmalı.”

Bunları kim yazıyor?.. İngiliz dergisi The Economist... Ne zaman yazıyor?.. 2007 genel seçimlerinden hemen önce... O zaman kimse ses çıkarmadığı için pek gürültü çıkmamıştı...

***

12 Haziran’da yapılacak seçimlerde AK Parti’nin yeniden iktidar olma ihtimalinin bulunduğunu yazan Economist, böyle bir tablo karşısında Türkiye’nin Çin gibi otokrasi ile yönetilen bir ülke konumuna sürükleneceğini öne sürdü.

Bir de ‘Erdoğan’ın yakın geçmişte reformist adımlar attığına da değinen dergi, seçimlerde CHP’ye oy verilmesi çağrısı yapınca’ kıyamet koptu... 2007 yılındaki sessiz memnuniyetin yerini, öfkeli itirazlar aldı...

***

İnsan, pratik ve pragmatik olunca, derin bir analize de galiba ihtiyaç duymuyor...

Üstelik de ‘özeleştiri’ yerine ‘diğerini’ suçlamayı yeğliyor. Bu, insanı rahatlatsa da sorunu çözmez... Uluslararası sistemin epeydir sürdürdüğü ve şimdi Anglo-Sakson dünyada iyice yoğunlaşan siyasal iktidar eleştirisini ve artan endişeleri sadece ‘İsrail yaptırıyor’ diyerek geçiştirmek çok iyi bir yöntem sayılmaz bence.

Bunun nedenlerini daha derinliğine araştırmak daha sağlıklı bir sonuç verir. Özeleştirisel açıdan da eleştirilere bakmak ve eğer doğruluk payı var ise çözüm üretmek gerekir.

***

Uluslararası sistemin siyasal iktidara yönelik olarak artan eleştirilerinin temelinde iki neden var gibi; birincisi gittikçe bozulan ‘muhafazakârlaşma-demokratikleşme dengesi’, ikincisi AB’den ve reformlarından hızla uzaklaşarak pusulasız biçimde, belirsizlik içinde yol almak...

Nitekim yenileneceği söylenen anayasanın niteliğini bile bilemeden seçime gidiyoruz...

***

Söylemek istediklerimi 11 Eylül 2007 yılında ‘muhafazakârlaşma-demokratikleşme’ başlıklı yazımdan bir paragraf alıntı ile biraz daha açayım izninizle.

“Hâlbuki benzeşme, kaçınılmaz bir çürümeyi de beraberinde getirir.

Hızlıca ve topluca içine çekildiğimiz bu çok tehlikeli tuzaktan nasıl kurtulabiliriz?

Demokratlar, insanların muhafazakâr bir hayat sürme arzusuna saygı duyuyor... Bunun önünün açılmasını istiyor.

Buna karşı muhafazakârların da demokratikleşmeye saygılı olması... Kendine benzemeyene, kendi beğenilerini dayatmaya kalkışmaması gerekiyor.

‘Muhafazakârlaşma’ ve ‘demokratikleşme’ çizgisini birbirine karıştırmak hataların anası olur...

Çünkü muhafazakârlaşmak başka bir şeydir, demokratikleşmek başka bir şey.

‘Demokratikleşiyoruz’ adı altında, kendi kurallarını topluma zorlamaya başlarsan bu bir ‘demokratikleşme’, normalleşme olmaz.

Bu, düpedüz baskıcı bir muhafazakârlaşma olur... Ya da laikçilik olur. Çizgiyi sağlıklı hale getiren hukuktur... Hukuksal boyuttur. Ne ki o da bizde hiç konuşulmaz... Ölçü olarak ele alınmaz... O nedenle de, düşman yaratmadan sorun çözme gündeme gelmez.”

***

Uluslararası sistemin artan huzursuzluğuna kızıp öfkelenmek ve ardında çıkar ilişkisi aramak yerine, biraz da özeleştiri gerekebilir... Hele eleştiri ‘demokrasi’ nedeniyle yapılıyor ise...

***

Neredeyse tüm akademik yaşamını uluslararası sistemle Türkiye arasındaki krizlere yoğunlaşarak geçirmiş biri olarak, esas olanın ‘zamanın ruhuna, tarihin temposuna’ uymak olduğunu söylemeliyim... Uluslararası sistem bunun bir türevi...

O okumada eksiklik, önce ekonomik, daha sonra siyasal kriz çıkarıyor...

***

Belki de tüm bunları bırakıp esas soruyu kendimize sormalıyız:

‘Ne kadar muhafazakârlaşıyoruz, ne kadar demokratikleşiyoruz?’

star




Bu yazı 673 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 11 Ocak 2012 ‘Tanırım, iyi çocuklar’
    • 9 Ocak 2012 Genelkurmay’a o istihbaratı kim verdi?
    • 6 Ocak 2012 Demokrasi ile ‘biat sistemi’ arasındaki fark
    • 30 Aralık 2011 Bombalama emrini kim verdi?
    • 24 Aralık 2011 Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım’ın adresi
    • 16 Aralık 2011 Susurluk’ta faili meçhul reytingi...
    • 14 Aralık 2011 Ergenekon büyürken uyuyamam...
    • 4 Aralık 2011 Şikeci siyasetin kirli çamaşırları
    • 2 Aralık 2011 Var mı bu yasayı çıkaracak babayiğit?
    • 30 Kasım 2011 Yüzde 3 Türkiye’yi keser mi?
    • 29 Kasım 2011 Devlet-ulustan ulus-devlete geçemeyince
    • 23 Kasım 2011 Ergenekon’un farkında mısınız?
    • 21 Kasım 2011 Birinci Cumhuriyet Dersim’dir...
    • 14 Kasım 2011 Kozinoğlu kalp krizinden mi öldü?
    • 9 Kasım 2011 Kararı alkışlıyor, Bakan’ı kutluyorum
    • 3 Kasım 2011 Almanya’daki Türkler, Türkiye’deki Kürtler
    • 31 Ekim 2011 Cinayet işlemeye özgürlük savaşı mı diyorsunuz?
    • 26 Ekim 2011 Hırsızlar da kardeşiniz mi?
    • 20 Ekim 2011 Keşke gerçek bir ordumuz olsaydı...
    • 19 Ekim 2011 Bir İsrailli kaç Filistinliye bedel?

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,546 µs