En Sıcak Konular

Rüşdü Paşa



Rüşdü Paşa
0 0 0000

halk günü



İstanbul’da kayboldum, kaybolmuş olmalıyım, denizin ne tarafta olduğunu bilemedim, siyasal’ın dekanı’nın elini bir hamlede öptüm, bugün halk günü, halk günlerinde yaşıyorum, insan bilebileceğini kestirdiği soruları duyar, halk gününde imkânsızı isteyen ya delididir ya da gelecek zamanı şimdi yaşayan, gelecek zamanı şimdi yaşayanın adı henüz konmadı, istanbul’da denizi bulamadığımdan kaybolduğumu anlamadığımda ağlıyordum, gözyaşlarımı denize dökmek istedim, küçük insan google dedi, yardım istedi, bütünleşmek isteyen şimdi gelecek zamanı yaşamak dışında seçeneksizdir, olup bitsin istemiyorum, herşey yarıma denk geliyor, şu ana kadar istediğim hiçbir kelimeyi söyleyemedim, sırf bu yüzden kendimden geçtiğimde kendimi rahatlamış hissediyorum, konuşurken kendinden geçmek mümkün aksi halde konuşmak imkânsızdır, planlı ve programlı bir konuşmayı nobel ödüllü orhan pamuk yaptı, giriş gelişme ve sonuç olayını takip eden adam değildir, sığınacağım kalenin inşaatına başlayamadım, kalbimde bir sızı var sevdiğim kızla evlenemedim, şu istanbul’da herkes dondurulsa yalnız ben hareket etsem, zaman verdiğim zaman verdiğim zamana kadar iptal durumda oluyorum, fatih’in yaşadığına inanamıyorum, insan yoktur, önümde bir kadın yürüyordu, takip ediyor gibi olmamak için kendime numara yaptım, kadın önümdeydi, solladım, takılırsam sonsuza kadar takılı kalabilirdim, solladığımı nereden fark etmiş olabilir yine önüme geçti, yemin ederim üç defa solladım üç defa o da beni, beni affet tanrım isyan ettiğim zaman oldu bir iki kez kendimle inatlaştım sizin hakkınızda, içimdeydiniz sizinle konuştum, içimde değilmişiniz gibi yaptım, korktuğum oldu, sizin olmanız o kadar hayretime gidiyor işte, şu kadını sizin yaratmamış olmanız olasılığı sıfırdır, o halde beni de yaratmış olmalısınız ki bu kadını fark ettim, üç defa solladım, üç defa solladı, üç sayısında bir hikmet var, üç çok demek oluyor, vitrinde durdum, son sahne önümde yürüyordu, durdu, beni nasıl görmüş olabilir, döndü, vitrinin önündeki beni gördü, hayır gözgöze gelmedik, göz ucuyla benim varlığımı onayladı, hayatım boyunca gördüğüm en güzel kumaştandı, istanbul /fatih ve the kadın, güle güle ölmeye hazırım, babamdan kalan en yüksek şey anlatamıyor olmasıdır, o hâl, babam hiçbir şey anlatamadı, babamın gizli hazinesine sahibim, zavallı insanlık anlayacak olsaydı bir anlatan olurdu, kim olduğumu bilmiyorum, bana kimlik problemi karşılıksızmış gibi geliyor, belki de sosyoloji diye bir şey vardır, şerif mardin’in dersinde yanımda oturan mısırlı kız, şerif mardin’in anlattıklarına ilişkin olarak, şaka gibi anlattıkları, mısır’da böyle şeyler olmaz, dedi, biz de mısır’da halk ayaklanması olduğuna inandık, tam da bu zaten, şerif mardin, bu işler buyurduğunuz gibi değil, der, insan babasından devraldığı gizli hazinedekileri başka bir üst insanın söyledikleri ile ilişkilendiriyor, aynı mesel/ anlatıcı farklı, beş milyardır bir değişim olmayabilir gerçekten insanlık tarihinde, onaylanmanın sonu yalnızlıktır, kafamı çevirip bakmamım anlamı yok bu kadın milyonda birdir, halka karşı hep açık verdim, para ve kelime, para vermeyeyim de sana kelime vereyim, ben sana kelime vereyim sen bana para ver, foucault’daki kelimeler ve şeyler’deki şeyler neler oluyor, istanbulluların yol tarifinde mesafe olayının yakın olduğu varsayımı gizli olarak vardır, kadın shopping center kapısından girdi, ben de, önümde, yürüyüşünü değiştirmeme gayretini takdir ediyorum, merdivenlerle bir üst kata çıkacağından eminim, çıkıyor, bu kadınla kiliseye gitmeli, benim bildiğim kitabın dili yedi seviyelidir, tanrım bu durumda yaptığım tüm tercihlerin bir tek nedeni mi vardı, içerde tekbilek çalıyor, tam da benim kişisel tarihim, ben kendimi bırakacak bir ân arıyorum, aaa o da ne, ara katta yüzlerce şapka, işte burada kalmalı, kalıyorum, o ân kadının benden bağımsız olmadığını hissediyorum, kadını özgürleştirme görevim vardı, var, fakat, şapka da var, ve nietzsche: ’kadın, derinliği mimiklerle anlatan bir yüzeydir’.

Bu yazı 1,158 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 4 Temmuz 2012 korku zamanın kaybedilmesidir
    • 4 Nisan 2012 Nietzche bir gelecek tarihçisidir
    • 7 Mart 2012 Mesele Bir Şapka Meselesidir
    • 6 Şubat 2012 Yerliler 1986 Nereye
    • 26 Ocak 2012 Bakış açın yoksa, sen yoksun
    • 9 Ocak 2012 kıyamam sana
    • 22 Kasım 2011 İtalyan Düşü
    • 16 Kasım 2011 evine dön
    • 3 Kasım 2011 İktisatçı
    • 1 Kasım 2011 Arzu
    • 27 Ekim 2011 Ayakta kalmak
    • 11 Ekim 2011 Yöntem
    • 29 Eylül 2011 yalan
    • 16 Temmuz 2011 Kendin olmak bir saldırıdır
    • 22 Haziran 2011 kaçış
    • 26 Mayıs 2011 obama’ya açık mektub
    • 23 Mayıs 2011 kafka’nın dûnyasındayım (*)
    • 18 Mayıs 2011 geçmiş sonradan gelir
    • 14 Mayıs 2011 hakikatin rengi yeşildir
    • 11 Mayıs 2011 halk günü

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,705 µs