En Sıcak Konular

Nasuhi Güngör


Nasuhi Güngör
0 0 0000

Kim kime neyle model oluyor?



Türkiye’de 8 yıldır devam eden AK Parti iktidarının, bölgemizde ve dünyada önemli değişimlerle yolu kesişti. Bu değişimlerin ve kurulan yeni dünyaların eşiğinde AK Parti, Türkiye’nin olup biteni doğru okuma yönünde en önemli şansıydı. Hala da bu özelliğini koruyor.

Elbette hiçbir iktidar sonsuz değildir. Her iktidar yıpranır, yaşlanır ve zamanın ruhunu kavramakta eskisi kadar mahir olamayabilir.

Türkiye gibi jeopolitik değeri yüksek bir ülkede bu sorgulamayı sıkça yapmakta yarar var. Hele bir anda ortaya çıkan ve sadece sizin değil, tüm dünyanın tarif etmekte zorlandığı gelişmelerle karşı karşıya kalıyorsanız.

İsimlendirmelere takılmayalım, ‘Arap Devrimleri’ ya da ‘Arap baharı’, her neyse. Öyle bir hızla gelişti ki, nasıl tanımlayacağımızı ve nerede duracağımızı bilemedik.

Otokrasiler giderken...

Kuşkusuz yakın coğrafyamızdaki pek çok otokratik yönetimin değişmesine ilk andan itibaren sıcak bakanların haklı gerekçeleri olabilir. Bu bakış açısının elindeki şablon, ‘Baskıcı yönetimler gitsin de, nasıl ve kimin eliyle giderse gitsin’ şeklinde olunca, başka bir okuma da mümkün olmuyor zaten.

Oysa kimin, hangi araçlar ve kimler eliyle değiştiği/dönüştüğü soruları her zaman sorulmalı. Sonuçta ortaya çıkacak yeni yapıyı anlamak için, bunların cevabını vermek gerekiyor.

Hele Türkiye gibi, değişimin yaşadığı alanlara ‘model’ olarak gösterilen bir ülkeyseniz, daha çok soru sormanız ve daha çok cevap bulmanız gerekiyor.

İyimseriz, gücümüz artıyor, özgüven sorunumuzu hızla aşıyoruz. Dünyanın en büyük 17. ekonomisiyiz ve 2023 hedefimiz ilk 10’da olmak. Şehirlerimiz, henüz gerçek bir şehirde olması gereken asıl zenginliklere sahip olmasa da, hızla büyüyor. İş dünyamızın akıllara durgunluk veren bir enerjisi var. Bu halimizle mesela Mısır’a ya da Tunus’a ilham kaynağı olduğumuzu düşünenlerin sayısı azımsanamayacak kadar çok.

Her şey yolunda mı?

Gelelim can alıcı soruya. Gerçekten ‘Arap Devrimleri’ sonrasında ortaya çıkacak yeni inşa sürecine, model ya da ilham olacak kadar sahici ve kuşatıcı bir Türkiye var mı?

Eğer öyleyse, milyonu aşan şehirlerinizde entellektüel hayat neden yerlerde sürünüyor? Mesela üç üniversitesi olan Gaziantep’te eğitim ve kültür hayatının dibe vurması neden kimseyi ilgilendirmiyor? Hiç olmazsa ‘Antep’e fast-food getirmek zulümdür’ diye pankart açacak bir Allah’ın kulu da mı yok o şehirde?

Kayseri ve Konya’da imar ve altyapı çalışmalarını öve öve bitiremezken, neden entellektüel hayatımıza yeni katkılarından söz edemiyoruz? Neden Ankara’nın dört bir yanını saran kedicikler, bize bu yönde umut vermek şöyle dursun, içimizi karartıyor?

Neden Galatasaray’da çöküşün ardından akla yine Fatih Terim geliyor? Bizi döve döve adam eder diye mi? Neden Şenol Güneş’in yanında Ünal Karaman var? Devlet garantisi mi? Niçin Aykut Kocaman işçilerin 1 Mayıs’ını kutlarken çölde bir vahayı andırıyor? Başkası çıkmaz diye kabullendiğimiz için mi?

Arap Devrimleri... Birkaç günlük olayların, bilmem hangi uluslararası parmağın ürünü filan değil. Böyle düşünmek en hafif deyimle o ülkelerin insanına, tarihine saygısızlık.

Bu sürecin nasıl yoğrulduğunu, kimin bu hamura su kattığını, oralardaki entellektüel hayatı ele almak, üzerinde kafa yormak ve bunlar üzerinden nasıl bir dünyaya koştuklarını anlamak, kusura bakmayın ama bize ağır geliyor.

Türkiye, bu geniş coğrafyada sadece siyasetle ve ticaretle ilham ya da model olacaksa, varsın olmasın. Aklımızı başımıza alıp, iddialarımızla mütenasip bir dünya üzerinde kafa yormanın zamanı gelmedi mi hala?

star



Bu yazı 1,231 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 6 Nisan 2013 Kraliyet patron, biz taşeron muyuz?
    • 27 Eylül 2012 Ordu neden değişmek zorunda
    • 21 Eylül 2012 Eylül ayının kara listesi
    • 14 Eylül 2012 Yeni Türkiye ve yeni ekonomik model
    • 13 Eylül 2012 Libya saldırısı ve Türkiye’nin kodları
    • 3 Eylül 2012 Türkiye’nin yalnızlığı ve Mısır
    • 30 Ağustos 2012 Ankara-Paris rekabeti
    • 24 Ağustos 2012 İstihbarat zaafı var mı?
    • 23 Ağustos 2012 BDP niçin çıldırdı?
    • 17 Ağustos 2012 Fırsat treni telaşı
    • 16 Ağustos 2012 Yola nasıl devam edeceğiz?
    • 10 Ağustos 2012 ‘Gergin Barış’ın sonu mu?
    • 6 Ağustos 2012 PKK’nın intiharı
    • 27 Temmuz 2012 Henüz vakit varken
    • 20 Temmuz 2012 Suriye sorunu ve Türkiye’nin özgüveni
    • 19 Temmuz 2012 Şam’daki patlama ve Moskova’daki Türkiye
    • 28 Haziran 2012 Türkiye itibar mı kaybediyor?
    • 22 Haziran 2012 Mısır, Suriye ve derin iktidarlar
    • 21 Haziran 2012 Müzakere akıldır, güçtür
    • 14 Haziran 2012 Beka endişesinin dayanılmaz cazibesi

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,542 µs