En Sıcak Konular

Ergun Babahan


Ergun Babahan
0 0 0000

Öcalan ve Bin Ladin



El Kaide lideri Usame Bin Ladin’i Pakistan’da canlı yakalayıp infaz eden Amerikan yönetimi PKK lideri Abdullah Öcalan’ı neden asılmaması kaydıyla verdi Türkiye’ye?
Bu soru önemlidir çünkü Türkiye’nin Kürt meselesinde çuvallamasının cevabını içerir.

Öcalan’ın yakalanıp Türkiye’ye teslim edilmesi Irak Savaşı’ndan 4 yıl kadar öncedir.

Amerika hem Öcalan’ın Kuzey Irak’taki müteffiklerine ayakbağı olmamasını, hem de harekat için çantada keklik gördüğü Türkiye’nin Güneydoğusu’nu denetim altında almasını amaçlamıştı belki de.

Öcalan, Bin Ladin’den farklı olarak hayali bir ümmetin değil, somut bir halkın lideridir.

İnfaz edilmesi, bölge halkının haklı taleplerini ortadan kaldırmayacak, daha da şiddetli biçimde dile getirilmesine yol açacaktır.

Ankara’nın elindeki bir Öcalan, Kürt meselesinin barışçı yollarla çözümü konusunda önemli bir aracı olabilecektir.

Washington tam da böyle mi düşünmüş bilemiyorum ama Türkiye’nin böyle bir fırsatı heba ettiğini biliyorum.

Türkiye, Abdullah Öcalan’ın yakalanmasıyla Kürt meselesini çözdüğünü sandı.

Vesayet sisteminin patronları PKK’nın Kandil’de silahlı varlığının devamını kendilerinin rejim üzerindeki denetiminin önemli araçlarından biri saydı.

Aradan yıllar geçti ve bu konuda kimse tek bir adım atmadı.

AK Parti iktidarı Kürtçe ve Kürt dili konusunda ciddi adımlar attı sonradan ama iş bu noktaya geldiğinde bölgedeki beklenti çıtası çok yükselmişti.

Devlet bu dönemde Abdullah Öcalan’dan faydalanmayı bilemedi. Kendi ifadeleriyle Öcalan’ı Batılı güçler, Ortadoğu ülkeleri kullandı ama bir tek Ankara kullanamadı.

Buna bir de Ankara’nın hak taleplerini yerine getirmeyi bahşetmek havasında yapması eklendi.

Ardından bir türlü açılamayan Demokratik Açılım paketi geldi.

Bölgedeki beklentileri yükselten paket, Habur’la birlikte bir daha gündeme gelmemek üzere kapandı.

Şimdi seçim öncesi devlet Öcalan’la bir müzakere süreci başlattı.

Öcalan burada kendi üzerine düşeni yaptı, ateşkes ilan ettirdi ve örgütü buna uydu.

Ancak Ankara hem operasyonları sürdürdü, hem Güneydoğu’daki tutuklamaları.

Müzakerenin anlamını da, içeriğini de boşaltmış oldu bir bakıma. Biriyle bir müzakere yapıyorsanız verdiğiniz söz önemlidir.

İşin başında sözünü tutmayanları vaadlerinin inandırıcılığı kalmaz.

Bu gerilime bir de Başbakanlık konvoyuna düzenlenen silahlı saldırı eklendi.

Son olarak da Öcalan’ın 15 Haziran’da ‘Büyük Savaş’ deklarasyonu geldi.

Türkiye’nin Doğusu ile Batısı arasında kapanması giderek zorlaşan bir yarık oluşuyor ve Türkiye’nin Doğusu artık daha fazla İstanbul, İzmir, Ankara, Adana, Mersin’de.

Bu tablo Türkiye’nin potansiyeline, huzuruna, güvenine en büyük tehdit.

Bunu görüp adım atacak bir akıl ise ortada görünmüyor ne yazık ki.

 
Tehlikenin farkında mısınız?

Bölgenin örnek ülkesi gösterilen Türkiye şu anda Batılı merkezlerde daha çok basına baskı, sansür iddialarıyla gündeme geliyor.

Batılılar, haber gizlemeye çalışan, devlet gazeteciliği yapan kesimin gazıyla Ankara’ya yükleniyorlar.

Ankara ile İstanbul medyasının kavgasının basın özgürlüğü değil, medya üzerinden iş yapma, bu amaçla iktidarı memnun etme kavgası olmadığını göremiyorlar.

Ancak biz ne dersek diyelim dünya algısı böyle değil.

Tüm dünya Türkiye’yi gazetecilere baskı yapan, internet sansürleyen bir ülke görünümünde ve bu algı giderek güçleniyor.

Seçimden sonra bu konuda imaj düzeltecek adımlar mutlaka atılmak zorunda.

Ekonomide, dış politikada bu kadar örnek gösterilen bir ülke basın özgürlüğü konusunda bu noktaya gelmişse sıkıntı ciddi boyutta demektir.

Bu gerçeği görmemek sadece sorunu daha da büyütmekten başka bir sonuç vermeyecektir.

star



Bu yazı 532 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 6 Mayıs 2012 Adalet talebinden tahrik olan bir ordu! Astsubaylar direnin
    • 4 Nisan 2012 Benim darbecim insanlık suçu işlemez
    • 24 Mart 2012 Ergenekon ve psikolojik savaş
    • 14 Mart 2012 Kürt meselesinde tarihi uyarı
    • 7 Mart 2012 Türkiye, AB için neden önemli!
    • 4 Mart 2012 Medya nasıl kurtulur?
    • 3 Mart 2012 Medya eliyle hükümet devirmek de darbedir!
    • 19 Şubat 2012 Sayın Başbakan 3’üncü dönemler hep zor geçer!
    • 15 Şubat 2012 Washington’ın Türkiye’ye bakışı
    • 14 Şubat 2012 Gazetecinin suç işleme özgürlüğü
    • 7 Şubat 2012 Tencere dibin kara
    • 5 Şubat 2012 Sadece ordu yetmez devleti sıfırdan kurmalı
    • 22 Ocak 2012 Barlas, Özkök’ü neden uyarmıştı!
    • 3 Ocak 2012 Bu facia AK Parti için çok ciddi alarm
    • 13 Aralık 2011 Siyaset ve sadakat
    • 11 Aralık 2011 Bu iddianamede ciddi şike var!
    • 6 Aralık 2011 İşte kahramanınız Kozinoğlu!
    • 22 Kasım 2011 CHP, Dersim ve Ermeni kırımı!
    • 19 Kasım 2011 Atatürk milliyetçiliği ‘Ne Mutlu Türküm’ demektir
    • 15 Kasım 2011 Ulusalcılara bir iyi bir de kötü haber

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,696 µs