En Sıcak Konular

Ahmet Taşgetiren


Ahmet Taşgetiren
0 0 0000

AK Parti'nin en önemli sorunu



Küresel ekonomik krizin Türkiye'yi teğet geçtiği doğru.
AK Parti'nin ekonomiyi büyüttüğü doğru.
Rakamlar planında fert başına milli gelirin arttığı doğru.
Türkiye ekonomisinin dünya ekonomileri içinde daha üst sıralara çıktığı doğru.
Enflasyonun düştüğü doğru.
Faiz oranlarının düştüğü doğru.
Avrupa ekonomileri hâlâ kriz içinde boğuşurken, Türkiye'nin birçok AB üyesi ekonomisinden daha iyi noktada olduğu doğru.
İhracatın arttığı da doğru.
Cari açık tehlikeli boyutta büyüse bile, hükümetin o alanı kontrollü biçimde takip ettiği de doğru.
Bütün bunların her bir insanımızın ekonomik imkânlarını genişlettiği de doğru...
Peki en önemli sorun ne?
En önemli sorun, artan milli gelirin toplumun geniş kesimlerine dengeli biçimde ulaşmış olup olmaması.
Yani gelir dağılımındaki adalet daha doğrusu olmayan adalet.
Şu anda fert başına milli gelirin 10 bin dolar civarında olduğu söyleniyor.
Ama vatandaş, böyle bir gelir yükselişini algılamıyor.
Doğrudur, milli geliri nüfusa bölerseniz ortaya sözü edilen rakamlar çıkıyor ama bundan gerçek anlamda birim insana ne düşüyor?
Üst gelir dilimleri ile alt gelir dilimleri arasındaki fark, küçülmemiş büyümüş.
Belki günlük 1 dolarla geçinenlerin sayısı azalmış, 2 dolarla geçinenlerin sayısı azalmış, ama "yoksulluk" Türkiye için hâlâ çok önemli bir olgu.
Bunun yanında, ultra zenginleşenler var.
Bir, beş, on kat büyüyenler var.
Böyle bir durumda, Başbakan adına meydanlarda dile getirilen 2023 ekonomi vizyonuna ilişkin sözler, kolaylıkla, "İyi ama kim büyüyor" sorusuna çarpıp etkisini kaybedebiliyor.
AK Parti, 2023 vizyonunda 25 bin liralık fert başına milli gelir öngörüyor.
Hemen gelecek soru belli:
-Kim 25 bin liralık, belki 100 bin liralık fert başına gelire sahip olacak?
Koç ailesi mi, Orta Anadolu'nun dağ köyündeki Mehmet Efendi mi?
Bu sorunun, muhalefetin dilinde "Tayyip Erdoğan mı, çiftçi mi, köylü mü, esnaf mı, işçi mi" diye sorulması da tabii.
Gerçekte, Tayyip Erdoğan'ın siyasi çizgisi, az gelirliden yana olmak.
Hem oylarının büyük çoğunluğunu oradan alıyor hem derin fikir dünyasında yoksula kol kanat germek, gelirin adaletli dağılımı, haksız kazanca göz yummamak, kul hakkı vs. gibi kavramlar büyük değer taşıyor olmalıdır.
 Şu anda AK Parti iktidar değil de muhalefet olmuş olsa, eminim ki, Saadet veya Has Parti gibi, "Ezilenlerin sözcüsü" olurdu.
Belki Tayyip Erdoğan ve hükümetin ekonomi kadrosu hâlâ yoksuldan yana bir politika izlediklerini düşünüyordur; bunda samimi olduklarına da inanabiliriz ama ekonominin genel akışı, zengini daha zengin, fakiri daha fakir yapıyor.
Kapitalizmin karakteri de budur.
Servet belli ellerde yığılıyor.
Orta sınıfın kaybolması gibi bir gerçeklik yaşıyoruz.
Esnaf ölüyor.
Zaman zaman iktidar adına, "Bunun kaçınılmaz olduğuna, herkesin buna ayak uydurması gerektiğine dair" yaklaşımlar sergileniyor. Bu da, çok farklı mecralardan yola çıkıp, ekonomik statükoya teslim olmak anlamına geliyor.
İlginç olan şu ki, AK Parti gelir grubu yükselen kesimlerden değil, orta ve düşük gelir gruplarından oy alıyor. Yani, uygulanan kapitalist ekonomik sistem, bir anlamda zaman içinde AK Parti'nin kendi oy tabanını eritiyor.
Şu anda muhalefetin propaganda ekseninin, AK Parti'nin ülkedeki gelir adaletsizliğinin koruyucusu gibi algılanması olduğu gözleniyor. 8.5 yıllık iktidar süresi, artık yönettiğiniz ülkenin her alanından sorumlu olmanız sonucunu doğuruyor. Artılardan olduğu gibi eksilerden de... Ne de olsa AK Parti'nin de bir "statüko"su oluştu. Toplum artık o "statüko"yu sorgulayacak.
Bence Tayyip Erdoğan ve ekonomi ekibi oturup, önümüzdeki dönemde toplum önüne, gelir dağılımında adaleti nasıl sağlayacaklarına dair, yoksul kesimlerin ve orta sınıfların algılayacağı net bir program koymalıdırlar.

bugün



Bu yazı 632 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 25 Eylül 2012 Vesayet tortusunu silmek...
    • 20 Eylül 2012 Ana gündem: Terörü yok etmek
    • 12 Eylül 2012 Gültan Kışanak kaçırılsa...
    • 11 Eylül 2012 AK Parti formatının önemi
    • 9 Eylül 2012 Ne kadar çok ''keşke'' diyoruz
    • 7 Eylül 2012 ''Akil adam'' enstrümanı
    • 28 Ağustos 2012 MGK ne yapacak?
    • 26 Ağustos 2012 Düşme, düşersen üzerine çullanırlar
    • 19 Ağustos 2012 Bayram nostaljisi
    • 14 Ağustos 2012 Aygün ve bölgenin çıplak gerçeği
    • 12 Ağustos 2012 115 asker ölseydi...
    • 9 Ağustos 2012 ''Güvenlikçi politika''
    • 7 Ağustos 2012 Şemdinlili bir ananın Karayılan'a mektubu
    • 2 Ağustos 2012 ''Daha büyük harita''
    • 27 Temmuz 2012 Ortak mutluluğu planlamak
    • 26 Temmuz 2012 Ortadoğu'da ne oluyor?
    • 24 Temmuz 2012 Bölgesel Kürt yapılanması
    • 19 Temmuz 2012 Erdoğan'ın kurgusu ne?
    • 18 Temmuz 2012 Kılıçdaroğlu için son raunt
    • 27 Haziran 2012 Türkiye sınanıyor

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,170 µs