En Sıcak Konular

Emre Aköz


Emre Aköz
0 0 0000

Hangisi daha önemli: Cumhuriyet mi? Demokrasi mi?



TÜSİAD'ın 'Yeni Anayasa' için önerdiği temel ilkelerin bir özelliği vardı: "Değiştirilemez" ilkelerin çoğu kaldırılıyor, sadece bir tanesi yerinde bırakılıyordu. Bu da devletin şeklinin "cumhuriyet" olmasıydı...
Benzeri bir düzenlemeyi TESEV'in Yeni Anayasa ilkelerinde de gördük. Orada da, "Türkiye devletinin demokratik bir cumhuriyet olduğu ve bunun tek değiştirilemez hüküm olduğu belirtilmelidir" deniyordu.
Ben "cumhuriyet" kavramı üzerindeki hassaslığı eleştirmek istiyorum.
Hemen söyleyeyim: Bu tamamen "fikir boyutunda" bir itiraz... Yoksa, cumhuriyet gitsin, başka rejim gelsin demiyorum.

***

Cumhuriyet "pozitif" değil, "negatif" olarak tanımlanmış bir kavramdır. Yani olanı değil, olmayanı tanımlar.
Yönetimde bir hanedanın olmadığı rejimdir cumhuriyet. İçeriği bundan ibarettir: "Hanedanın olmaması..."
Hanedan olmayınca da geriye halk kalır. Halkın öyle ya da böyle katılımıyla belirlenen ve tepesinde hanedan olmayan tüm rejimler cumhuriyettir.
Ancak bu durum önümüze devasa bir boş alan koyar: Cumhuriyetin içeriği nasıl olacaktır?
Mollaların yönetimde etkin olduğu İran bir cumhuriyettir... Başkanlık sisteminin uygulandığı ABD bir cumhuriyettir... Cumhurbaşkanının güçlü başbakanın ise güçsüz olduğu yarı başkanlık denilen sistemi uygulayan Fransa da bir cumhuriyettir... Federal bir yapıya sahip olan Almanya bir cumhuriyettir...
Dolayısıyla "devlet şekli cumhuriyettir" demenin, ciddiye alınacak bir anlamı bulunmuyor.
Kaddafi'nin Libya'da uyguladığı "cemahiriye" denilen totaliter rejim de nihayetinde bir tür cumhuriyet.
İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Sovyetler Birliği'nin çevresinde kurulup 1990'larda çöken ülkeler, kendilerine "halk cumhuriyeti" diyordu.

***

"Hanedanlı" rejimlere de kısaca bakalım.
Örneğin İngiltere, Hollanda, İsveç ve İspanya'nın en tepesinde bir hanedan var. Bu ülkeler resmen krallık. "Meşruti monarşi" diyoruz onlara.
Mesela geçenlerde Real Madrid ile Barcelona futbol takımları, "İspanya Kral Kupası" için kapıştı.
Yönetimdeki etkisi sıfıra yakındır ama İngiliz hanedanı varlığını sürdürüyor.
Ailenin yaşamı sadece ada halkının değil tüm dünyanın ilgisini çekiyor. Birkaç gün sonra düğünleri var.

***

Velhasıl... Cumhuriyetleri ve meşruti monarşileri karşılaştırdığımızda, bu açıdan rejimin önemli olmadığını görüyoruz.
Peki, nedir önemli olan?
Elbette DEMOKRASİ.
Yani önemli olan, cumhuriyet ya da meşruti monarşi değil, bir ülkede demokrasinin olup olmadığı...
Dolayısıyla... Yeni Anayasa'da, Cumhuriyetin değiştirilemez maddeler arasında sayılması, kesinlikle şart değil.
Çünkü cumhuriyet, otomatik olarak, "siyaseten mutlu" bir toplum yaratmıyor.
Mutluluğu yaratan demokrasi...
 "Anayasaya ille de değiştirilemez bir madde koy" diye beni zorlarsanız...
"Demokrasi" derim.
 Böyle iki madde koymamı isterseniz. "Demokrasi ve hukuk devleti" derim.
 "Bir tane daha ekle, üçleyelim" diye bastırırsanız.
"Demokrasi, hukuk devleti ve (özgürlükçü) laiklik" derim.

Meslek örgütleri ve dokunulan çıkarlar
Gerçekten önemli bir konuya temas ettiğimi gelen mesajların yoğunluğundan anlıyorum.
Geçenlerde, "Eczaneler niye pazar günü açık değil" diye sordum ve "kamu kurumu" niteliğindeki "meslek örgütlerine" biraz olsun ışık tuttum ya...
Mesaj yağmaya başladı.
Yarın bu mesajlardan örnekler vereceğim:
Belli ki hassas bir konu: Bazı kesimlerin çıkarına dokunduğum belli oluyor.

sabah



Bu yazı 1,000 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 23 Ağustos 2012 Yeni Anteplere dikkat!
    • 28 Haziran 2012 Suriye aynı zamanda Rusya'dır!
    • 21 Haziran 2012 Bunlar bizi kandırıyor
    • 23 Mayıs 2012 Tek emperyalist ABD mi?
    • 15 Mayıs 2012 Silivri izlenimleri (1)
    • 10 Mayıs 2012 Başkanlık sistemi: Valiyi halk mı seçecek?
    • 6 Mayıs 2012 Aşk olmadan meşk olur mu?
    • 3 Mayıs 2012 Çelişik mesajlar kafa karıştırıyor
    • 27 Nisan 2012 27 Nisan'ın da hesabı sorulacak mı?
    • 24 Nisan 2012 Stalinci olmak suç mu, değil mi?
    • 3 Nisan 2012 PKK'nın vesayet aracı KCK
    • 16 Mart 2012 Aleviler neden Sivas'ı 'yaptıranları' görmek istemez?
    • 9 Mart 2012 Hani kadınları eve kapatacaklardı?
    • 22 Şubat 2012 Seçilmişler, atanmışların kulu değil... Ya seçenler?
    • 16 Şubat 2012 Krizler bitmeyecek
    • 14 Şubat 2012 O ajanlara bir de böyle bakın
    • 10 Şubat 2012 2014 kavgası
    • 8 Şubat 2012 Kemalistler ve İsrail lobisi
    • 5 Şubat 2012 Müsamere kardeşliği
    • 25 Ocak 2012 Kemalistlerin baba kompleksi

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,216 µs