En Sıcak Konular

Emre Aköz


Emre Aköz
0 0 0000

İyi dinleyin, son kez anlatıyorum



CHP'liler kızıyor: "AK Parti yeni kentler kurmaktan dahi söz ederken, Kemal Kılıçdaroğlu'nun vaatleri niye göze batıyor?"
Sebebi çok basit:
* CHP özelleştirme yapacak mı? Hayır. Kemal Bey ve şürekâsı özelleştirmeye sıcak bakmıyor. Tam tersine devletin ekonomideki ağırlığını artırmayı düşünüyor. Yani özelleştirmeden para gelmeyecek.
* CHP dış borç alacak mı? Hayır. Almayacak, hatta dış borçlar nedeniyle AKP'yi eleştiriyor.
* CHP vergileri yükseltecek mi? Hayır.
Tersine, birçok kalemde vergileri düşürmeyi ve sübvansiyon yapmayı taahhüt ediyor. Yani "zenginden alırım, fakire veririm" gibi bir yaklaşımı da yok.
* CHP ihracatı artırarak mı kaynak sağlayacak? Hayır. Seçim Bildirgesinde ihracatı artırmaya yönelik kayda değer bir plan, proje, öneri gözükmüyor.
Eeee, geriye ne kaldı?
Darphane!
"Bas bas paraları Kemalim,
Afiyetle yiyelim."

***

Peki ya Hükümet partisi?
Onun böyle rezervleri, kısıtlamaları, ekonomik tabuları, kırmızıçizgileri yok ki! Borç da alır, vergi de... İhracata gaz da veriri, özelleştirme de yapar...
Sosyal demokratlar gibi, "Mevcut pastayı eşit bölüşelim" demiyor ki AKP...
"Pastayı büyütelim ki herkesin payı artsın" iddiasındaki bir parti o... Çalışmayı ve girişimciliği teşvik ediyor. CHP gibi, "Ben size havadan para vereyim, siz de evinizde oturun" demiyor.
Piyasacı, küreselci, tüccar kafalı, pragmatik!
CHP'de bunların hangisi var? Hiçbiri!
Aradaki farkı artık anladığınıza göre, abuk sabuk mesajlar göndermeyi kesersiniz.

En kral vesayet bayramı
Dünkü yazıyı şu cümlelerle bitirmiştim: "Pişmiş aşa su katmamak için 23 Nisan yazısını yarına bırakıyorum. 'Ulusal Egemenlik' bayramınız kutlu olsun."
23 Nisan gününün hem "Ulusal Egemenlik Bayramı", hem de "Çocuk Bayramı" olması, milli iradeye atılmış en büyük ideolojik kazıktır.
Çünkü "Çocuk" kavramı, "Meclis" kavramını ve "Ulusal Egemenlik" fikrini sulandırır.
Peki, bu "teyellemeyi" kim "resmi" hale getirdi dersiniz? 12 Eylül (1980) darbesi döneminde Kenan Evren Cuntası!
Darbe yapıp, Meclis'i kapatmışlardı. "Ulusal Egemenlik Bayramı" o şartlarda nasıl kutlanacaktı? İkisini aynı kefeye koyup işin içinden sıyrıldılar.
Cunta dönemi bittiğinde de, bizim şuursuz siyasetçilerimizin aklına ikisini ayırarak, Meclis'e ve Ulus'a itibarını iade etmek gelmedi.
Böylece 23 Nisan, "Vesayet Rejimi" dediğimiz bürokratik düzenin en kral (en sinsi) bayramı haline geldi: Siyasetçi bir çocuksa, elbette ona bir vasi gerekir, değil mi efendim?
Bu konuda "İslami camia" da aynı aymazlıkta:
Eskiden solcuların olup, son yıllarda Ergenekoncuların simgesi haline gelen, gözleri mavişleştirilmiş 'Kalpaklı Atatürk'ü kullanıyorlar 23 Nisan'ı simgelemek için...
Hâlâ anlayamadılar: Atatürk'ün olduğu her yerde, askeriye de vardır.


***

Dün bunları niye yazmadım? Çünkü 23 Nisan, "Çocuk" kavramı üzerinden ("Sevgililer Günü", "Anneler Günü", "Babalar Günü" gibi) bir "tüketim şöleni" haline geldi.
Artık kimsenin 23 Nisanlarda Ulusal Egemenlik fikrine aldırdığı yok. Fırsatını bulan herkes çocuklara bir şeyler satma çabasında.
Eh, ona da karşı çıkacak değilim. Ticaret iyidir. Bu vesileyle para devridaim ederken, çocuklar da mutlu oluyor.
Yine de değinmeden geçmeyeyim: "23 Nisan'ı Atatürk çocuklara armağan etti" lafı tamamen uydurmadır. Bu palavrayı 1955 yılından sonra askerci basın ortaya attı ve yaydı.
İnanmayan Mehmet Ö. Alkan'ın, bu ay Toplumsal Tarih dergisinde yayınlanan 23 Nisan incelemesini okusun; kültürünü artırsın.

sabah

 



Bu yazı 766 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 23 Ağustos 2012 Yeni Anteplere dikkat!
    • 28 Haziran 2012 Suriye aynı zamanda Rusya'dır!
    • 21 Haziran 2012 Bunlar bizi kandırıyor
    • 23 Mayıs 2012 Tek emperyalist ABD mi?
    • 15 Mayıs 2012 Silivri izlenimleri (1)
    • 10 Mayıs 2012 Başkanlık sistemi: Valiyi halk mı seçecek?
    • 6 Mayıs 2012 Aşk olmadan meşk olur mu?
    • 3 Mayıs 2012 Çelişik mesajlar kafa karıştırıyor
    • 27 Nisan 2012 27 Nisan'ın da hesabı sorulacak mı?
    • 24 Nisan 2012 Stalinci olmak suç mu, değil mi?
    • 3 Nisan 2012 PKK'nın vesayet aracı KCK
    • 16 Mart 2012 Aleviler neden Sivas'ı 'yaptıranları' görmek istemez?
    • 9 Mart 2012 Hani kadınları eve kapatacaklardı?
    • 22 Şubat 2012 Seçilmişler, atanmışların kulu değil... Ya seçenler?
    • 16 Şubat 2012 Krizler bitmeyecek
    • 14 Şubat 2012 O ajanlara bir de böyle bakın
    • 10 Şubat 2012 2014 kavgası
    • 8 Şubat 2012 Kemalistler ve İsrail lobisi
    • 5 Şubat 2012 Müsamere kardeşliği
    • 25 Ocak 2012 Kemalistlerin baba kompleksi

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    10,449 µs