En Sıcak Konular

Deniz Ülke Arıboğan


Deniz Ülke Arıboğan
0 0 0000

Bu da YSK muhtırası!



Her seçim öncesi doğal gündemi değiştiren ve seçmen davranışlarını maniple eden bazı garipliklere artık alışık olsak da, yeterli bir savunma mekanizması geliştiremediğimiz açık. Yine sinirleniyoruz, yine sokaklara dökülüyoruz, endişeden endişeye savruluyoruz. Bugün karşı karşıya olduğumuz durum da, 27 Nisan muhtırasının ardından gelişen psikolojiyi andırıyor. Peki, ne olmuş olabilir? Nereden çıktı şimdi bu ani müdahale? Biz de biraz fikir jimnastiği yaparak farklı düşünce alternatiflerini özetle sıralayalım.

1- Her türlü siyasi neden ve sonucu bir tarafa bırakırsak, YSK kararı salt bir hukuki yorumdan kaynaklanmaktadır. Anayasanın 76. maddesi açıktır ve terör suçundan hüküm giyen ve 1 yıldan fazla mahkumiyet alan kimselerin milletvekili seçilmesi hukuken mümkün değildir. Bu nedenle YSK'nın eli kolu bağlıdır, çünkü hukuki karar almak zorundadır. O zaman hukuki bir konuyu istismar eden ve siyasi mecraya dökmek isteyenlerin varlığından söz edilebilir.

2- YSK, daha önceki kararlarından (2007'deki) farklı bir karar alarak, büyük bir komplonun aracısı haline gelmektedir. Bu şekilde, bir türlü elimizle tutamadığımız, tanımlayamadığımız derin devlet, seçimlere müdahale etmekte ve ortamı çatışmaya götürmektedir. Yurtdışında oy vermenin reddedilmesi, İlhan Cihaner'in adaylığı gibi konular bu derin müdahalenin parçalarıdır. Temel amaç barış ortamını dinamitlemektir.

3- Her şeyi AKP'nin tezgahlaması mümkündür. Böylece Doğu ve Güneydoğu'da zaten zayıf adaylarla seçime giren iktidar, bölgedeki tek rakibi BDP'yi bertaraf ederek, Meclis çoğunluğunu artırmaya çalışmaktadır. Bu şekilde BDP'nin grup kurması da engellenecek, Kürtlerin tek temsilcisi AKP olacaktır.

4- Bir güç aynı anda hem AKP'yi hem de BDP'yi vuracak 'tek taşla iki kuş' hamlesini yapmış olabilir. Bu güç aynı anda hem BDP'yi devre dışı bırakmakta hem de tüm suçu AKP'nin üzerine atarak ortamı germektedir. Seçim öncesi çatışma ortamı herkesin bildiği üzere farklı seçmen davranışları geliştirmektedir. 'Çatışma ortamından beslenenlerin kim olduğu' ise buradaki temel sorudur.

5- BDP'nin anayasanın ilgili maddesinin içeriğini bildiği halde bu adayları göstermiş olması bir provokasyon arzu ettiğini gösterebilir. YSK'nın bu adayları veto edeceğini bile bile bu listeyi yapmaları, büyük bir çatışma ortamını tasarlandıklarının delilidir. Bu şekilde seçimleri boykot edecek, sivil itaatsizlik eylemiyle bölgeyi tamamen izole edebileceklerdir. (Bu noktada Sırrı Sakık'ın YSK ile önceden görüşüp adaylar için onay alındığına dair açıklamalarını da göz ardı etmeyelim)

6- Türkiye'yi bölmek isteyen dış mihrakların tasarruflarından bahsedilebilir. AKP'nin dış politikasından rahatsız olan güçler, hem içeride huzursuzluk yaratmak hem de AKP'yi özellikle demokratikleşme konusunda baskı altına alabilmek için bazı iç unsurlarla işbirliği halinde bunu tezgahlamış olabilirler. Türkiye'nin Akdeniz'in havzası çevresinde şekillenen sokak eylemleri modelinden nasibini alması ancak bu şekilde sağlanabilecektir. Bu devletin daha da sertleşmesine de zemin hazırlayabilir.

7- YSK'ya yapılan itirazın kabul edilmesi ve 'memnu hakların iadesi kararı' ile daha önce hukukun arkasından dolanılarak verilen kararın tekrar edilmesi halinde BDP adaylarının seçime girmeleri mümkün olabilir. Bu durum kuşkusuz kendi diyalektik karşıtını da güçlendirecek ve seçim kampanyalarının ana temalarından birisi olacaktır. Bugün BDP'yi yasaklamakla suçlanan AKP, yarın teröristleri Meclis'e sokan parti olarak eleştirilirse kimse şaşırmasın.

Ne sofistike bir oyun değil mi? Birileri bizi play station'a döndürdü ama farkında değiliz. Tek hedefimiz önümüze çıkanları yok etmeye çalışmak...
 
akşam

 

 

 



Bu yazı 765 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 21 Eylül 2012 Düşünce ve ifade özgürlüğünden nefret söylemine
    • 17 Eylül 2012 Ciddi bir temizlik harekatı yapılıyor
    • 31 Ağustos 2012 Terörle mücadele meselesi!
    • 29 Ağustos 2012 Neymiş bu sıfır sorun?
    • 27 Ağustos 2012 Suriyeli mülteciler ve tampon bölge
    • 17 Ağustos 2012 Hüseyin Aygün'ün kaçırılması konusu
    • 13 Ağustos 2012 Türkiye'de iç siyasetin dönüşümü
    • 3 Ağustos 2012 Dünya nereye gidiyor?
    • 4 Temmuz 2012 Kürt sorunu mu?
    • 8 Haziran 2012 Kılıçdaroğlu-Erdoğan görüşmesi
    • 6 Haziran 2012 Suriye'de son tango!
    • 2 Mayıs 2012 Yeni Ortadoğu'nun İsrail'i
    • 20 Nisan 2012 Dış politikada ilkeler
    • 28 Mart 2012 Nükleer Güvenlik Zirvesi ve Suriye
    • 23 Mart 2012 Ekonomik kriz milliyetçiliği besleyecek mi?
    • 21 Mart 2012 Afganistan ne için?
    • 7 Mart 2012 Putin'in üçüncü dönemi
    • 22 Şubat 2012 Xi Jinping Türkiye'de!
    • 10 Şubat 2012 Devlet devletin kurdu mu?
    • 8 Şubat 2012 Suriye sadece iç meselemiz mi?

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,099 µs