En Sıcak Konular

Taha Kıvanç


Taha Kıvanç
0 0 0000

Özal'ı da uyarmıştım, kusuruma bakmayın



Bir ayağı sürekli yurtdışında olan akademisyen dostum, Fransa ziyareti ardından, "ABD'den sonra Avrupa da çöküş halinde" raporunu verdi. Paris'in eski tadı kalmamış. "Katıldığım ortamda hemen herkes 'Siz nasıl oldu da yırttınız?' sorusunu yöneltip durdu" dedi bana...


Öyle batıl inançlarım olsaydı elimle tahtaya vurabilirdim.

Geçen hafta, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, "Bir bize bakın, bir de komşumuz Yunanistan'a; ülke iflâs etti, adamlar dilenecek haldeler" gibi bir şey söylemiş; Yunanlılar ayaklandı... Yunanistan'da etkin biri, kısa süre önce, "12 adaları satışa çıkaralım, hiç değilse Türkler ilgi duyar, parayla alırlar" bile demişti.

Enflasyonun 41 yıldır görülmemiş bir orana (yüzde 4) düşmesini, ekonomik büyümenin dünya rekorlarını zorlamasını (yüzde 8,9) da eklerseniz tabloyu tamamlamış olursunuz. İktidar partisi bu tabloya bakıp "Ekonominin şahlandığı bir dönemde gidilen seçimde sırtınız yere değmez" diyen uzmanlardan etkileniyor olmalı.

Hiç değilse benim baktığım pencereden görüntü bu: Ak Parti seçime önceki sonuçların fevkinde bir oy alacağını umarak gidiyor...

Sonucun beklenenden farklı olabileceğini düşünenler galiba hep benim etrafımda. Ne zaman "Çantada keklik" anlamına gelecek bir şeyler söylesem, biri lâfımı ağzıma tıkayıveriyor. Dostum bu insanlar, ama yine de yüzlerine karşı "Şom ağızlı" diye bağırmamak için kendimi zor tutuyorum...

Geçen gün, bir dostum, "Şu yakınlarda, kulağına, 'Önümüzdeki iki ay içinde bunları seçime gittiklerine döve döve pişman edecekler' beklentisini fısıldayan bir 'hanımefendi'den söz etmiştin. Kimdi o? Öyle düşünmesinin sebebi neymiş?" diye sordu.

Hemen her çevreyle irtibatı bulunan, asker-sivil her kesimde tanıdığı bol bir iş kadınıydı kulağıma fısıldayan sofra arkadaşım; kanaatini işittiklerinden etkilenerek söylediğini biliyorum.

Önceki iki seçimi büyük başarıyla kazanmış, iki yıl öncesinde yapılan siyasi haklar referandumunda istese 12 Eylül (1980) öncesinin politikacılarını toptan emekli edebileceği halde frene basmış, kendisini Çankaya Köşkü'ne atmayı becermiş özgüveni yüksek Turgut Özal, 1991 seçimine giderken, ANAP için hâlâ "Alternatifi yok ki..." diyordu yakınlarına...

ANAP Türkiye'ye çağ atlatmış, politikanın kurallarını değiştirdiği gibi ülkeyi dünyaya açmıştı... Ne yani, seçmen, iki kazı güdemeyenlere mi, yoksa ülkeyi 70 sente muhtaç edip dilendirenlere mi oy verecekti?

Seçmen o seçimde ülkeyi 70 sente muhtaç edenin partisini birinci yaptı; o da iki kazı güdemeyenle hükümet kurdu ve Çankaya'yı Özal için hapishaneye çevirdi. Ölmeden kısa süre önce cumhurbaşkanlığından istifayı düşünüyordu Turgut Bey, yeniden parti kurup eski politikacıların karşısına dikilmek üzere...

Zayıflatmak, iktidardan düşüremese bile işlevsiz bırakmak için Ak Parti karşısında kurulmuş olan tezvirat cephesi, 1991'de ANAP karşısında oluşturulmuş cepheden çok daha kalabalık bugün...

Turgut Bey, o seçimin öncesinde, kendisine olağanüstü güvendiği için, birçok büyük yanlışlıklara imza atmıştı. 20 Ekim'de (1991) yapılacak seçimden birkaç ay önce (21 Nisan 1991'de) Semra Özal'ın ANAP İstanbul il başkanı olmasına göz yummuştu sözün gelişi... O yüzden en yakınlarını küstürdüğü gibi, ANAP genel başkanlığı ve başbakanlık yolunda Mesut Yılmaz'ın da önünü açmış oldu.

Daha önce endişelerini benimle paylaşmayan dostlarım dahi son zamanlarda kulaklarımı çok çınlatıyorlar. Seçime iki ay kaldı ve her yeni tartışma konusu Ak Parti'den bir miktar oyu çalabilecek bir dalgalanma meydana getiriyor. Yurtiçinde Ak Parti'ye ve Ak Partili politikacılara zaten diş bileyenler 'düşman' haline dönüşüyor; yurtdışında 'reformcu' politikalarına hayranlık duyanlar bile "Bunların kafasında başka tür bir rejim mi var yoksa?" kuşkusunu daha sık dillendiriyorlar...

Yakında başlayacak kampanyalarda muhalefetin muhtemel politik saldırıları için "Hiçbir etkisi olmaz" diyenler hâlâ var aranızda, biliyorum.

1991 seçimi öncesinde Süleyman Demirel'in "Beş lira fazla" ve "Koskotas dosyaları" kampanyaları, Erdal İnönü'nün SHP'sinin "ANAP'ın halkı limon gibi sıktığı" reklâmları bayağı etkili olmuştu oysa...

Şimdilerde kafa karıştırmaya yarıyabilecek hayli münasebetsiz olay birikti. Bazı dostlarla oturup 'seçmenin tercihini olumsuz etkileyebilecek olaylar listesi' üzerinde çalıştık; o listede yer alan olayları yalnızca başlık olarak bile buraya taşısam, korkarım, sizlerin de kafası karışabilir.

Paris'ten yeni dönen dostum, yemeğimizin sonunda, "İştahımı kaçırdın" dedi bana.

Ondan özür diledim; sizlerden de özür dilerim.

zaman

 



Bu yazı 910 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 17 Eylül 2012 Hem okudum, hem de yazdım
    • 4 Eylül 2012 CIA başkanı neden geldi?
    • 16 Temmuz 2012 Vicdanım buna da elvermiyor
    • 2 Temmuz 2012 Suriye nasıl bir ülke, Suriyeliler nasıl insanlar...
    • 21 Mayıs 2012 Bir geziden ilk notlar
    • 15 Mayıs 2012 ‘Yeni CHP’ nihayet sözcüsünü buldu
    • 16 Nisan 2012 Hangi patron, hangi yönetici, hangi yazar içeri alınır?
    • 23 Mart 2012 Ben demedim, o dedi
    • 13 Mart 2012 Köşemi bugün Cumhurbaşkanı Gül’e bırakıyorum
    • 9 Mart 2012 TR325 kodadlı becerikli uzman...
    • 20 Şubat 2012 ‘Operasyon’ diye ben buna derim
    • 30 Ocak 2012 Davos’ta Türkiye dersi
    • 27 Aralık 2011 Bu yılın Cumhurbaşkanlığı büyük ödülü...
    • 12 Aralık 2011 Ak Parti üzerine hesaplar
    • 9 Aralık 2011 Gül vetoya ne zaman karar verdi?
    • 14 Kasım 2011 Kriz çıkaranlar gidiyor, ama yerlerine gelenler de yabancımız değil
    • 24 Ekim 2011 Kaddafi’nin son demleri...
    • 3 Ekim 2011 Dr. Sallaso’nun kunduzunun izinde
    • 29 Ağustos 2011 Ben meraklı bir insanım, özür dilerim
    • 26 Ağustos 2011 Bütün kepazeliklerin anasını açıklıyorum

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,171 µs