En Sıcak Konular

Fehmi Koru


Fehmi Koru
0 0 0000

TÜSİAD'a anayasa metni bol geldi



Sadece birkaç gün önce, bir dizi toplantı ve bir gala yemeğiyle kamuoyuna tanıttığı 'yeni anayasa' çalışmasının arkasından çekiliverdi TÜSİAD; meğer sundukları çalışma bütünüyle hocaların sorumluluğundaymış...


Kendi hazırlattığı, kamuoyuna sunduğu, destek talep ettiği çalışmayı ortada bırakabildi TÜSİAD. "Arkasında biz yokuz" demek için gazetelere tam sayfa ilân vermeyi bile düşünmüş, 1980 öncesinin hükümet düşüren ilânlarını akla düşürür diye vazgeçmişler...

Sonuç değişmiyor: Prof. Ergun Özbudun ile Prof. Turgut Tarhanlı'nın uzman arkadaşlarıyla yürüttüğü çalışmanın ürünü olan özgürlükçü, demokrat ve çağa uygun 'yeni anayasa' metni dımdızlak ortada kalıverdi işte.

Pek çok yönden hayret edilecek bir durum bu: TÜSİAD 300 kadar ailenin fertlerinden oluşan üye sayısı az bir dernek olsa bile, o ailelerin temsil ettiği sermaye yapısı açısından önem verilen bir örgüt. Zenginlikle özgürlükler arasında doğrudan ilişki kurulduğu için, benzer örgütler, bütün dünyada, demokratik ortamlardan beslenir.

TÜSİAD'da temsil edilen sınıfsal çıkarlar bizde Batılı benzerlerinden hayli farklı; bu sebeple de bu son gelişmeye fazla şaşırmamak gerekiyor.

Yalnızca Anadolu sermayesinin nefesini ensesinde hissettiği için tedirgin değil TÜSİAD; zengin olma yöntemlerinin alışkanlıkları rağmına değişmesi de TÜSİAD çatısı altında buluşmuş sermayeyi zorluyor. Devletin gölgesinde palazlanmış, himaye görmezse kendini çıplak hisseden bir kitle, kâr marjlarını aşağıya çekerken uluslararası rekabete uygun kaliteli ürün bekleyen günümüz ekonomik hayatında ne yapacağını bilemez halde.

Perde gerisinde ipleri elinde tuttuğu eski mutlu-mesut-bahtiyar dönemin özlemini duyuyor o sınıfın işadamları... Kalkınma ve zenginleşmeyi özgürlükçü demokrasi ortamıyla ilintileyen bir anlayış 'büyük' bilinen işadamlarına yabancı...

İktidarların halktan yana kararlar almayı yeğledikleri her dönemde, yollarını Ankara'ya düşürüp önce "Yanlış yapıyorsunuz" turu atardı o işadamları, nasihatları dinlenmezse "Yanlış yapıyorlar" diye başka kapılara başvururlardı. Kenan Evren'in anıları kadar Özden Örnek'in günlükleri de o tür temaslara ışık tutabiliyor.

Bülent Ecevit'le tek maceraları başında bulunduğu hükümeti 1979'da ilânla düşürmekten ibaret değildi; ikinci kez 2002'de kendisini başbakanlıktan uzaklaştırmak için kulis yaptıkları da biliniyor. İlkinde 12 Eylül'e (1980) giden yolun önünü açmışlardı, ikincisinde ise dertleri 28 Şubat'a (1997) verdikleri desteğin karşılığını almaktı.

Eskiden perde gerisinde ne yaparlarsa yapsınlar önde 'özgürlükçü' görünmeye çabalar, bu amaçla raporlar hazırlatır, milletvekillerine demokrasi dersi vermek üzere Ankara'da sempozyumlar düzenlemeyi ihmal etmezlerdi; şimdi daha netler, içlerindeki dışlarına da vuruyor.

Önemli mi? Pek çok yönüyle önemli değil elbette. Bugünün Türkiyesi onların tavırlarının sonuç doğurabildiği dönemlerden çok farklı. Ellerinde çantaları dünyanın dört bir yanında ülkemizde üretilmiş malları pazarlayan işadamları ile canını dişine takarak kaliteli mal üreten yeni sanayici nesli ön plana çıkıyor. Yeni neslin tarzı daha fazla demokrasi ve daha çok özgürlüğü gerektiriyor.

Anayasanın iş dünyasındaki esas teminatı da onlar zaten...

zaman



Bu yazı 689 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Eylül 2012 Ak Parti kongresinin düşündürdükleri...
    • 28 Eylül 2012 Yalan dünya, hem de ne yalan
    • 23 Eylül 2012 Tartışma sağlık alametidir
    • 20 Eylül 2012 Darbeler, CHP ve Deniz Baykal...
    • 18 Eylül 2012 CHP’nin özrünün anlamı
    • 16 Eylül 2012 Hayasızca saldırının düşündürdükleri
    • 11 Eylül 2012 O da bir gün bitecek...
    • 9 Eylül 2012 Ne olur, ne olamaz...
    • 6 Eylül 2012 Suriye politikasına yeniden bakmak
    • 29 Ağustos 2012 Türkiye Pakistan, Hatay da Peşaver değil...
    • 26 Ağustos 2012 Hayatları oyun
    • 19 Ağustos 2012 Orhan Pamuk tiksiniyormuş, ben acıyorum...
    • 14 Ağustos 2012 Milletvekili neden kaçırılır?
    • 12 Ağustos 2012 ‘Yeni gazetecilik’ denen şey
    • 9 Ağustos 2012 Tuzak varsa tedbir nerede?
    • 3 Ağustos 2012 Komutan tanıklık yaptı
    • 31 Temmuz 2012 Abdullah Gül ‘yeniden’ ha, gerçekten mi?
    • 24 Temmuz 2012 Kılıçdaroğlu siyaseti kirli (mi) görüyor
    • 18 Temmuz 2012 CHP’nin Ak Parti açmazı
    • 17 Temmuz 2012 CHP makas değiştirirken...

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,427 µs