En Sıcak Konular

Fehmi Koru


Fehmi Koru
0 0 0000

Derin devleti bütünüyle tasfiye edeceksek...



Bazıları 'kirli sayfalar' yalnızca bizim siyasi tarihimizde var sanıyor, öyle sandığı için de koruma güdüsüyle hareket ediyor.


Oysa 'derin devlet' neredeyse bütün ülkelerin gerçeği; özellikle de NATO ülkesi demokrasilerin...

İki kutuplu dünyada, kendisine 'Hür Dünya' adını lâyık görmüş olan ülkeler topluluğu, içlerinden birinin yanlış cepheye düşmesi ihtimalini sıfırlamak üzere, her NATO üyesi ülkede oluşturmuştu 'derin devlet' yapısını; İngiliz gizli servisinin yardım ettiği CIA'in eliyle...

Türkiye'yi diğer NATO üyelerinden farklılaştıran, benzer bir yapılanmanın bizde daha önceden de var olduğu gerçeğidir. Sonraları partileşerek iktidarı ele geçiren İttihat ve Terakki (İT), önce gizli örgüt, ardından dernek olarak kurulmuştu. İlk gününden itibaren ülkede ipleri hep elinde tutmasını sağlayacak bir örgüt oldu İT; kendi istihbarat, vurucu timler ve tetikçiler yapısıyla birlikte...

Zaten bu sebepledir ki, NATO tarafından oluşturulan 'stay behind' (Gladio) gizli örgütleri diğer üye ülkelerde tasfiye edilebildiği halde, bizdeki hâlâ direnebiliyor. İT'nin tetikçileri ve vurucu timleri NATO örgütlenmesine uyum sağlamıştı, o yapıdan başka biçimlere geçmesi bu sebeple zor olmadı.

Aslında İtalya'daki Gladio Soğuk Savaş yıllarında neler yapmışsa, savaşın cephe ülkesi Türkiye'deki kardeş örgüt, aynı dönemde benzer eylemler gerçekleştirmişti. Sol-sağ vuruşması, siyasi suikastlar, bombalamalar, kışkırtıcı eylemler... Bizde yekün daha fazla, tahribat daha ağır olsa da, İtalya'daki örgüt de kendi ülkesinde az eylem yapmadı.

İki ülke arasındaki farklılık tasfiye sürecini de etkiliyor. 'Gladio' ve benzeri örgütlerin tasfiyesine gidildiğinde, fena halde kullanıldıklarını anlayarak kendiliklerinden 'muhbir' veya 'tanık' haline dönüşenler, mahkeme sırasında itirafta bulunanlar çok olmuştu; bizde yeminine sadık kalma anlayışı bu tür çıkışları engelliyor.

Yakın geçmişte adı bazı karanlık eylemlere karışmış Ayhan Çarkın'ın gazeteler aracılığıyla yaptığı itiraflar bu yüzden önemli. Sadece 'içerik' açısından değil taşıdığı önem, öne atılıp bildiklerini anlatmak istemesi de onu sürüden ayırıyor.

Söylediklerinin bir bölümü kendisi gibilerden işittikleri veya noktaları birleştirerek vardığı sonuçlar olduğu için az güvenilir olsa da, bizzat karıştığı eylemlerle ilgili anlattıkları bile açık seçik bir resim çıkarmak için yeterli. Kaldı ki, onun gibi birinin şahsen karışmadığı eylemlere dair verdiği bilgiler bile, konuyu bilenler için yol gösterici olabilir.

Her tanığın başına gelen onun için de söz konusu oluyor: Söylediklerinin değerini azaltmak için hakkında tezvirat yapılıyor... Özellikle 'gizli devlet' yapılanmasının peşine düşenlerin, tezviratlara kulak asmak yerine, anlattıklarından hareketle kendi vardıkları bulgular istikametinde soruşturmayı genişletmeleri gerekir.

Kendiliğinden öne çıkan bir tanığa gösterilen nâzik ilgi başkaları için özendirici olur, bunu unutmayalım. Türkiye'nin bağırsaklarının gerçekten temizlenmesini isteyenlerin birinci el tanıklıklara ihtiyacı var. Bugüne kadar 'tanıklık' etmeye yanaşanların azlığı özendirici tavır ve davranışların azlığından olmasın?

Dikkatlerimizi anlatılanlar üzerine yoğunlaştırmanın zamanı...

zaman



Bu yazı 1,055 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Eylül 2012 Ak Parti kongresinin düşündürdükleri...
    • 28 Eylül 2012 Yalan dünya, hem de ne yalan
    • 23 Eylül 2012 Tartışma sağlık alametidir
    • 20 Eylül 2012 Darbeler, CHP ve Deniz Baykal...
    • 18 Eylül 2012 CHP’nin özrünün anlamı
    • 16 Eylül 2012 Hayasızca saldırının düşündürdükleri
    • 11 Eylül 2012 O da bir gün bitecek...
    • 9 Eylül 2012 Ne olur, ne olamaz...
    • 6 Eylül 2012 Suriye politikasına yeniden bakmak
    • 29 Ağustos 2012 Türkiye Pakistan, Hatay da Peşaver değil...
    • 26 Ağustos 2012 Hayatları oyun
    • 19 Ağustos 2012 Orhan Pamuk tiksiniyormuş, ben acıyorum...
    • 14 Ağustos 2012 Milletvekili neden kaçırılır?
    • 12 Ağustos 2012 ‘Yeni gazetecilik’ denen şey
    • 9 Ağustos 2012 Tuzak varsa tedbir nerede?
    • 3 Ağustos 2012 Komutan tanıklık yaptı
    • 31 Temmuz 2012 Abdullah Gül ‘yeniden’ ha, gerçekten mi?
    • 24 Temmuz 2012 Kılıçdaroğlu siyaseti kirli (mi) görüyor
    • 18 Temmuz 2012 CHP’nin Ak Parti açmazı
    • 17 Temmuz 2012 CHP makas değiştirirken...

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,347 µs