En Sıcak Konular

A. Edip Kayılı



A. Edip Kayılı
0 0 0000

Kar yağıyor sokaklarına şehrin



Şehrin sokaklarına kar yağıyor… İnce ince. Sanki narin bir dokunuş. Sanki bir okşayış. Sanki bir buse.

Şehri bunca kirliliğinden arındırıyor kar. Beyaz… Eskiler beyaz, şeriat rengidir derler. Şeriat, yani hukuk, yani düzen, yani dirlik… Şehir düzene giriyor, dirliğe eriyor.

Bazıları da masumiyetin rengi der, beyaza. Masumiyet ve safiyetin rengi… Masumiyet biraz da hukukla ilgili değil midir? Safiyet de öyle… Saf ve temiz kalmak. Masum olmak.

Masum doğuyor insan hayata. Masum, saf ve beyaz. Sonra… Sonra yapıp etmeleri, düşünmeleri, tasavvurları ve hayalleriyle bazen tozlanıyor. Masumiyet kayboluyor. Safiyet bozuluyor.

Yaratan, yeniden arındırmak için insanı, elçiler gönderiyor; uyarıcılar, gerçek öğretmenler. Vahyi bilgi kar gibi, temizliyor, saflaştırıyor, dirlik ve düzene kavuşturuyor  insanı.

Kar yağıyor, Kur’an okuyorum köşemde… İşte şuracıkta. Bir kar tanesi gibi düşüveriyor gönül şehrimin kalbine ilâhî hitap: “Eğer düşünürseniz O, doğunun, batının ve bunlar arasında bulunanların da Rabbi’dir.”

Kar yağıyor… Orada bir doğum evinde bir yavru dünya hanının kapısından giriyor. Masumiyet, safiyet ve arınmışlık doluyor hanın içi.  O yüzden kucağına aldığın çocuk, sana bütün dertleri unutturur. Sanki endişelerin tükenir. Sanki huzura erersin, şöyle omzuna yasladığın yavrucağın kokusuyla.

Gül kokar, beyaz kokar çocuk. Dinlendirir, dinginleştirir. Hayat bahşeder.

Şehrin sokaklarına yağan kar, hayat kaynağı. Yeni bir hayata açılan kapı. Örtecek tarlaları, bağları, bostanları. Sonra bahar sultanı gelecek, karın sakladığı hazineyi açıverecek.

Kar beyazdır… Kar teslimiyet.

Kar yağıyor inceden inceden ve ben oturmuşum penceremin önüne yağan karı seyrederken bir başka hayale dalmışım. Bir gün gelecek, bilemediğim bir anda, bilemediğim bir zamanda, nefes nimeti tükenecek. Evet, sayılı şeyler tükenir ve tükenecek.

Tükenecek ömür… Gel, emrine uyacağız. Bir telaş alacak evi, ocağı. Fakat işi bilen dostlarım “Hak emri!” deyip teselli edecek hane halkını ve bir işe koyulacaklar. Aklayıp paklayıp, dua ve niyazlarla  son kostümümüzü giydirecekler.

Bu son kostüm dikişsizdir… Dikiş, sanki bu dünyadaki algılarımız, ön kabullerimiz, şartlanmışlıklarımız, hayallerimiz, tasalarımız, endişelerimiz…. Onlarsız giyeceğiz kefeni. Her şey burada kalacak.

Kar yağıyor, ben doğumu ve ölümü birlikte düşünüyorum. Şehri, insanı ve kendi acizliğimi… Sıradanlığımızı ve kirlenen aklımızı.  Tekrar dönüyorum çalışma masamın başına ve kaldığım yerden okuyorum Şuarâ Süresi’nden… Kar, sadece şehrin sokaklarına değil, gönül şehrimin sokaklarına da yağıyor. Şükrediyorum…



Bu yazı 3,265 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 4 Kasım 2011 Kurban yakınlaşmadır
    • 30 Ekim 2011 İyi ve güzel olanı görmek
    • 27 Ekim 2011 Sabır...Yine sabır
    • 28 Haziran 2011 Yükseliş Günü
    • 9 Mart 2011 Kar yağıyor sokaklarına şehrin
    • 21 Şubat 2011 Şehrin delisi
    • 29 Eylül 2010 Yeni müftümüz Prof. Dr. Işıklı
    • 4 Eylül 2010 Kadir kadrinizi yüceltsin
    • 26 Mayıs 2010 Kerbela’nın İzinde
    • 26 Nisan 2010 Hikmeti aramak
    • 11 Ocak 2010 Arşivlerimiz ve kaybolan heyecan
    • 17 Aralık 2009 Kuyular kazmak ve sevgiliyi anmak
    • 23 Kasım 2009 Kaybolan safiyet
    • 16 Ekim 2009 Sessiz gemi ve üç güzel yolcu
    • 26 Eylül 2009 İçimizdeki şiddet
    • 18 Eylül 2009 Güle güle Ramazan
    • 14 Eylül 2009 Sel felaketi ve kaybolan insanlık
    • 8 Eylül 2009 İsyancı ruhlara ihtiyaç var
    • 2 Eylül 2009 Neden kendimiz olamıyoruz?
    • 27 Ağustos 2009 Jose Mourinho müftü mü?

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,984 µs