En Sıcak Konular

Mustafa Karaalioğlu


Mustafa Karaalioğlu
0 0 0000

CHP değişmese ne olur?



Yenilenmek ve değişmek için CHP’ye fırsat tanınması gerektiğini savunanlardanım. Statükonun savunucusu değil, bizatihi kendisi olan böyle bir partinin değişmesinin güçlüğünü de takdir ediyorum. Hayat boyu yaptıklarından vazgeçmek sadece kurumlar için değil şahıslar için bile çok zordur. Bir yandan da eldeki yüzde 20-25’lik kitleyi koruma refleksi...

Değişim zor ama zaruret...

Şunu da belirtmekte fayda var. Türkiye’nin demokratikleşmesi için ideal yöntem sadece iktidarın değil ana muhalefetin de aynı felsefeyi paylaşmasıdır. Yöntemleri ve önerileri farklı olabilir ama birbirleriyle demokrasi ve temel haklar rekabeti yapmaları, yapabilmeleri ülkenin hayrına olur. Ya da olurdu...

Olamadı zira CHP ülkenin yenilenmesi yerine statüko pozisyonuna sıkı sıkıya bağlandı, süreci engelleyen ve değişime hatta tuzak kuran bir politika izledi.

Buna rağmen Türkiye demokrasi yolunda büyük mesafe aldı ve bir başka ifadeyle CHP’siz de değişimin pekala mümkün olduğu görüldü. Hatta, son referandum pozisyonlarına bakılırsa CHP’ye rağmen...

CHP değişim konusundaki rolünün önemsizleşmesi bir yana, artık devlet ve seçkin merkezli meşruiyeti de temsil etmemektedir. Nitekim, CHP’nin kendinden menkul meşruiyeti direndiği halde Türkiye 12 Eylül rejiminin belini kırdı, askeri vesayeti geriletti ve nihayet “yüksek” yargıyı demokratikleştirme istikametinde büyük mesafe aldı. Geriye, CHP’nin destek vermesi halinde “daha kolay” çözülecek bir Kürt sorunu kalmış bulunuyor. Vermemesi durumunda çözümün önü kapalı denilemez...

CHP’nin değişime artık genel siyaset tablosundan çok kendisi için ihtiyacı vardır. İdeal siyasi uzlaşma durumu hala önemlidir ama olmazsa olmaz değildir. Olmazsa olmaz olan “Eski CHP” profili değişmediği müddetçe bu partinin bir adım ilerleme kaydedemeyeceği, büyüyemeyeceği ve dolayısıyla da iktidar olamayacağıdır.

O tarif edilmeyen ama kurumsal kimliğine mündemiç “vesayetçi meşruiyet” CHP’ye iktidar olamasa da iktidar gibi davranma ve iktidar gibi sonuç olma imtiyazı sağlıyordu.

Çünkü CHP sadece kendi parti gücünden ibaret bir markanın adı değil, aynı zamanda silahlı kuvvetler, yüksek yargı, yüksek bürokrasi, medya ve iş dünyasından oluşan bir koalisyonun lokomotifiydi.

Mesela, 2007 yazında 367 rezaletini kabul ettirirken böyleydi ama bugün değil. TSK CHP’nin müttefiki olmaktan çıktı kendi değişiminin ve yeniden yapılanmasının derdine düştü. Başta Anayasa Mahkemesi olmak üzere yüksek yargı gönderilen her şikayet dilekçesini istendiği gibi aynen neticelendirmiyor.

Medya ve iş dünyası da CHP için eskiyle kıyaslanamayacak kadar parçalı ve demokrat bir yapıya dönüştü.

Şartların nasıl değiştiğini anlatmak için durumu şöyle örnekleyelim: CHP, bugün değil 367 gibi bir teşebbüste bulunmak bunu telaffuz dahi edemez.

Dolayısıyla, “Halk Partisi” iktidar olamasa bile her halükarda iktidar gibi davranma ve sonuç alma imtiyazını kaybetmiştir.

Artık herhangi bir konuda sonuç almak istiyorsa muhakkak surette iktidar olmalıdır. Bunu başaramadığı zaman eskiden olduğu gibi imdadına yetişecek asker, yargı, iş dünyası ve hatta medya desteği yoktur. Türkiye’nin kat ettiği değişim CHP’yi bu doğal ve sarsılmaz müttefiklerinden ayırmış, yandaşlarından arındırmıştır. CHP ister değişsin ister değişir gibi yaparak eskisi gibi kalsın kendi bileceği iş ama bu partiyi var eden ittifak düzeni geri dönüşsüz olarak değişmiştir.

Dolayısıyla, demokrasilerde partiler nasıl davranmak zorundaysa CHP de artık öyle davranmalıdır. Halktan oy almak, etkili muhalefet yapmak, değişimci olmak ve iktidar partisini daha fazla demokrasi ve daha fazla temel hak konusunda sıkıştırmak gibi olağan siyasi faaliyetlere yönelmek zorundadır.

Bunun yolu Ergenekon sanıklarına vekillik zırhı dokumak mıdır, artık varın ona da siz karar verin.

star



Bu yazı 425 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 29 Nisan 2011 Erdoğan ne yapmış oldu?
    • 26 Ocak 2011 CHP değişmese ne olur?
    • 27 Eylül 2010 ''Seçkinler'' demokrasiye entegre olacak mı?
    • 3 Haziran 2010 İsrail’in başındaki bela
    • 14 Aralık 2009 DTP KAPALI, PKK AÇIK Bu karar kimi cezalandırdı?
    • 24 Kasım 2009 Aynı analiz, aynı nakarat
    • 6 Ağustos 2009 Ayıp
    • 28 Temmuz 2009 367’nin mucidine bir küçük soru
    • 2 Aralık 2008 Ergenekon davası nasıl başarısız olur?
    • 30 Kasım 2008 Erdoğan’ın en önemli seçim vaadi
    • 19 Ekim 2008 151 oy neyi anlatıyor
    • 17 Eylül 2008 Satır aralarından Başbuğ
    • 8 Mayıs 2008 O yemekte ne konuşulmadı
    • 13 Nisan 2008 ‘AB şimdi’nin iki faydası
    • 10 Mart 2008 CHP’den başka küçülen Atatürk kurumu var mı?
    • 14 Ocak 2008 Alevi ezberleri
    • 1 Ocak 2008 ‘2007’nin en önemli olayları’ listem
    • 24 Kasım 2007 Kritik operasyon soruları
    • 5 Temmuz 2007 MHP siyasetini bekleyen yüzleşme
    • 28 Haziran 2007 ‘Gül olamaz’ daha iyi bir gerekçeydi

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,860 µs