En Sıcak Konular

Mustafa Ünal


Mustafa Ünal
0 0 0000

Danıştay'dan ibretlik karar



İnanılır gibi değil. Danıştay 'başı kapalı sınava girilemez' kararı verdi. Dünya hukuk tarihine geçecek ibretlik bir karar... Gerekçe mi? Çok ilginç: 'Başvuruda bulunan erkek-kadın adayların fiziksel olarak teşhislerinde güçlük oluşacağı ve sınav güvenliği açısından olumsuz sonuçlar doğurabileceği...' Danıştay'ın söylediğine bakın; başörtüsü olursa kadın ve erkeğin tanınmasında güçlük yaşanırmış, bu da sınavın güvenliğini etkilermiş.


Bir süredir yüksek yargı manşetlerdeydi. Aralarında Hizbullah sanıklarının da bulunduğu 'son tahliyeler' eleştiri oklarını Yargıtay'a yöneltti. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül 'Kimse kusura bakmasın, yargı köhneleşmiş' dedi. Danıştay'ın başörtüsü kararı tam Yargıtay tartışmalarının üzerine geldi.

Sadece son kararı değil, Danıştay'ın başta imam hatip liselerini hedef alan 'katsayı' gibi birçok kararı kamuoyunun tepkisine neden oldu. Vicdanları yaraladı. Yadırgandı. Toplumun geniş kesimleri tarafından 'hukuk ve adalet' terazisine vurulduğunda 'ideolojik ve siyasi' karar olarak yorumlandı.

Doğrusu bu eleştiriler karşısında ben Danıştay'ın daha dikkatli davranacağını, en azından ideolojik dozu düşük kararlara imza atacağını tahmin ediyordum. Danıştay, kamuoyuna yansıyan tartışmalardan hiç ama hiç etkilenmediğini gösterdi.

Danıştay'ın 8. Dairesi, Eğitim-İş Sendikası'nın başvurusu üzerine 21 Aralık'ta yapılan ALES (Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitim Giriş Sınavı) için hazırlanan kılavuzda 'başı açık fotoğraf' şartının olmaması nedeniyle yürütmeyi durdurdu.

Kararı gerekçelendirirken Anayasa Mahkemesi, AİHM ve kendi içtihatlarından da söz etti ama 'erkek ve kadınların tanınmasında güçlük olur' gibi asla 'hukuk ve adaletle' izah edilemeyecek yaklaşım sergiledi. Bu akıl ve mantıkla da açıklanamaz. Bu kararda ne adalet, ne hukuk, ne akıl, ne mantık var. Buram buram ideoloji, başörtüsü karşıtlığı...

Evrensel hukuk kuralları ortada... Anayasa ve yasalarda başörtüsünü yasaklayan hiçbir madde yok. Ayrıca hükmü içtihatlar değil ancak yasalar koyar. Eğer 'başı kapalılık' tanınmaya engel olsaydı, hayatın bütün alanlarında 'başı açık olmak' bir zorunluluğa dönüşürdü.

Başı örtülü birinin teşhisinin güç olduğunu söylemek hayatın gerçekleriyle bağdaşmaz.

Sınavın güvenliği Danıştay'ın değil, idarenin görevi. Danıştay'ın sınavda başörtüsünü yasaklayan kararını başörtüsüne mesafeli duran kesimler bile savunmakta güçlük çekiyor. 'Yargı kararıdır, saygı duymak lazım' türü açıklamaların ötesinde bir şey söyleyemiyorlar.

Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker'in açıklaması ilginç geldi bana... Gerçeker, Danıştay'ın kararını yorumlarken 'Demokratik hak ve özgürlüklerin daima genişletilmesi, ileri götürülmesi bir hukukçunun en büyük ideali olmalıdır. Demokrasi zaten bir özgürlük rejimidir.' dedi.

Danıştay'ın kararında ne özgürlük var, ne hak, ne de demokrasi... Gerçeker'in söylediklerinin tam karşısında yer alan bir zihniyetin ürünü. Karar, kelimenin tam anlamıyla 'ben yaptım oldu' anlayışının yansıması. Demokratik hukuk devletinde 'ben yaptım, oldu' yaklaşımı olabilir mi? Asla.

Danıştay'ın kararına toplumun her kesimi tepkili... AK Parti'den MHP'ye kadar siyasî partiler 'kabul edilemez' bulduğunu açıkladı. Sırf bu son karar bile yüksek yargıda reformun kaçınılmaz olduğunu göstermeye yeter. Türkiye'nin adalete, hukuka, özgürlükçü içtihatlara ihtiyacı var. Bu da ancak reformla mümkün. Başbakan Erdoğan 'Yargıtay ve Danıştay'da bazı adımlar atmakta kararlıyız' dedi.

Yargının normalleşmesi için reformdan başka çıkış yok...

 zaman




Bu yazı 463 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 26 Eylül 2012 Balyoz duruşu
    • 23 Eylül 2012 'Balyoz' yok sayılamaz
    • 19 Eylül 2012 Menderes'in kabrinde bir CHP lideri
    • 5 Eylül 2012 İki görüşme...
    • 29 Ağustos 2012 Çiçek'in çıkışı
    • 1 Ağustos 2012 Tutukluluk avantaja dönüşmemeli
    • 29 Temmuz 2012 Rüya gibi
    • 25 Temmuz 2012 Suriye nelere gebe?
    • 18 Temmuz 2012 CHP değişir mi?
    • 1 Temmuz 2012 Davutoğlu ile Suriye...
    • 27 Haziran 2012 Cevap, yeri ve zamanı geldiğinde...
    • 20 Haziran 2012 Dağlıca yine dağladı
    • 17 Haziran 2012 7+5 senaryoları
    • 13 Haziran 2012 Kürtçe derste tarihî adım
    • 8 Haziran 2012 İyimser hava
    • 30 Mayıs 2012 'Hassas ve gerilimli iş'
    • 23 Mayıs 2012 Meclis'te Erdoğan barışı
    • 18 Mayıs 2012 Rota başkanlık sistemi
    • 16 Mayıs 2012 Tutuklu vekillere yasayla tahliye yok
    • 9 Mayıs 2012 28 Şubat'ın dalga boyu

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,601 µs