En Sıcak Konular

Bülent Korucu


Bülent Korucu
0 0 0000

Kanuni'yi bırakın, Tarkan size yeter!



Kanuni Sultan Süleyman'ı anlattığı iddiasındaki dizi tartışmalara sebep oldu. Diziyi yayınlayan medya grubuna mensup gazeteler, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu Başkanı Davut Dursun'un bir cümlesini dayanak yaparak savunmaya geçti.


Dursun, "Osmanlı padişahlarının başarıları ve onları sahiplenmemiz konusunda bir hassasiyetimiz var. Ona uygun düşmediğini varsaydığımız herhangi bir şey gördüğümüzde tepki gösteriyoruz. Unutmamak gerekir, neticede bu bir belgesel değil, dizi. Burada bir kurgu söz konusudur." demişti. Gerçek hayattan alınmış isimler üzerine bina edilmiş ve başlangıcında "tarihî gerçeklerden kurgulanmıştır" yazan yapım için geçerli bir savunma değil. Kahramanların isimleri Süleyman ve Hürrem yerine Barkın ve Ayça olsaydı, hatalar görmezden gelinebilirdi. Ancak gerçek kişileri anlatıyorsanız, tarihe bağlı kalmak zorundasınız. Kanuni diye başlayıp Abraham Lincoln'ü, Ahmet Necdet Sezer'i hatta Fatih'i bile anlatamazsınız. Entrikası ve yatak sahnesi bol tarih soslu dizi yapmak istiyorsanız, Karaoğlan ve Tarkan'ın maceraları neyinize yetmiyor?

Bu tür girişimlerin bizim gibi tarih şuuru oluşmamış ülkelerde zararının fazla olduğunu düşünüyorum. Cumhuriyetin reddimiras mantığını haklı çıkarabilmek adına tarih derslerinde durmadan karalanmış, cenazelerinin bile ülkeye girişine izin verilmemiş Osmanlı hanedanına yapacağımız en büyük kötülük bu olsa gerektir. Sarayı pavyona, sultanları namus duygusundan yoksun, işretten aklı geçmiş zavallılara benzettiğinizde elinize ne geçecek? Avusturya elçisi Ogier van Busbecq'in 'Türkiye Mektupları'nda anlattığı kadar hiç olmazsa gerçeğe sadık kalsaydınız. Busbecq'in, "Vakur, perhizkâr, itidalli, kendisine karşı en garazkârlar bile onun için Hürrem Sultan'a aşırı bağlılığı haricinde olumsuz bir şey söyleyemez. Dinine sadıktır. Merasime hürmet eder ve hükûmetini, dinini yükseltmek emelindedir." şeklinde tanımladığı sultan nerede, Engin Ardıç'ın benzettiği üzere, bar fedaisi kılıklı adam nerede? Aksiyon Dergisi'nin son sayısında anlatıldığı gibi Osmanlı medeniyetinin zirve noktalarından birini temsil eden döneme yazık ediliyor. Sanat ve bilimde yakalanan seviye bile tek başına o dönemi ibra etmeye yeter. Yahya Kemal Beyatlı, Süleymaniye'de Bayram Sabahı şiirinde Mimar Sinan'ı 'Bu zafer mabedinin mimarı bir nefer' olarak anlatırken, "Bir zaman hendeseden bir abide zannettimdi" ifadesiyle külliyede sembolleşen medeniyete işaret ediyordu. Süleymaniye'yi anlamadan Sinan'ı da, Süleyman'ı da idrak edemezsiniz. Bu idraksizlik yazınıza, dizinize annesinden zorla koparılarak alınan ve içinde öfkeyi büyüten devşirme çocuklar biçiminde yansır. Dolayısıyla o çocukların Mimar Sinan olarak Süleymaniye'yi inşa etmesini izah edemezsiniz. Sadrazam Sokullu Mehmet'in ülke yönetimine damgasını vurmasını da aklınız almayabilir. Peki fettan bir cinsel obje olarak resmettiğiniz, yılbaşı gecelerinde ekranda boy gösteren dansözlere benzettiğiniz Beyaz Rus Hürrem Sultan'ın şiirlerini okudunuz mu? İstanbul'a bıraktığı imaretleri gördünüz mü?

Söz konusu dizi eski Osmanlı coğrafyasına pazarlandığında nahak yere yapılan suçlamalara mehaz teşkil edecek. Herhalde başka ülkeler yapsaydı, bugün savunanlar dahi isyan edip, "ülkemiz karalanıyor" diye karşı çıkarlardı. Bazı liberal isimler diziye yapılan eleştirileri "Muhafazakârların kendi hayat tarzını dayatma çabası" olarak sunuyorlar. Bense tersini düşünüyorum, Osmanlı üzerinden belirli hayat tarzları şirin gösterilmek isteniyor. Bu arada olan, tarihî gerçeklere oluyor.

zaman



Bu yazı 604 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 28 Eylül 2012 Emri verenle alan bir olur mu?
    • 11 Eylül 2012 Siyasette sonuçsuz arayışlar
    • 4 Eylül 2012 PKK'yı kim cesaretlendiriyor?
    • 3 Ağustos 2012 Özkök Paşa'nın tarihî tanıklığı
    • 31 Temmuz 2012 Kılıçdaroğlu, koltuğunu sağlamlaştırdı
    • 27 Temmuz 2012 Anketler ne diyor?
    • 6 Temmuz 2012 Ahmet Şık, Ahmet Şık'ı yalanlıyor
    • 26 Haziran 2012 Karayılan söyledikleri mi kaçırdıkları mı?
    • 15 Haziran 2012 Özal'ın ölümü aydınlanacak mı?
    • 22 Mayıs 2012 Anayasanın dili
    • 11 Mayıs 2012 Başkanlık Türkiye'de uygulanabilir mi?
    • 8 Mayıs 2012 CHP'de yerel seçim mücadelesi
    • 4 Mayıs 2012 AİHM, mahkemeyi ibra etti
    • 17 Nisan 2012 Balyoz'da acı fren!
    • 27 Mart 2012 Balyoz'a ABD'den destek gelmiş!
    • 16 Şubat 2012 MİT tartışmasındaki toz bulutu
    • 8 Şubat 2012 Dindarların talebi özgürlük
    • 3 Şubat 2012 CHP'liler dama oynuyor
    • 31 Ocak 2012 CHP'de anomali doğumun yan etkileri
    • 20 Ocak 2012 Mahkeme aslında 'örgüt var' diyor

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,589 µs