En Sıcak Konular

Mustafa Ünal


Mustafa Ünal
0 0 0000

Bütün yollar 'reforma' çıkıyor...



Yüksek yargının iktidarla sorunu AK Parti döneminde başlamadı. Geçmişte özellikle sağ iktidarlarla yüksek yargı arasında ciddi krizler yaşandı. Turgut Özal'ın kimi reformları yargı engelini aşamadı. Tansu Çiller'in özelleştirme politikaları yargıdan döndü.

Süleyman Demirel'in yargıdan çok çektiğini üç yıl önce Yavuz Donat'ın köşesinde okumuştum. Donat'ın yazısından, günün anlamına uygun düşen o bölümü sizinle paylaşmak isterim: '1980'den hayli önceydi. Türkiye'nin 'gerilimli' yıllarıydı. Dönemin iktidar partisinin (Adalet Partisi) bir örgüt toplantısı vardı. Delegelerden biri kürsüye çıktı ve Başbakan'a (Süleyman Demirel) bakarak konuşmaya başladı: 'Şunu istiyoruz, bunu istiyoruz... Şu iş neden olmuyor, bu iş neden gecikiyor'. Ardından bir başka delege çıktı. Kendinden önce konuşana yanıt verdi. 'Başbakan şunu da bunu da yapverecek emme, taylar bir türlü rahat bırakmeyolar ki'. Salondakiler sordular: Hangi taylar? 'Hangi taylar olcek?.. Yargıtay, Danıştay, Sayıştay'.

Süleyman Demirel'in de 'Kırat şaha kalkacak ama taylar arkadan çekmese...' dediği rivayet edilir. AK Parti iktidarında çok kez Başbakan Erdoğan'la yüksek yargı başkanları karşı karşıya geldi.

Askerî darbe dönemlerinde yüksek yargı ile darbeciler arasında sorundan ziyade uyumdan söz edilebilir. Yassıada Mahkemesi'nde bir yargıç 'Sizi buraya tıkan kuvvet böyle istiyor' diyebildi. 1980'de problem yaşandığını duymadım. 28 Şubat sürecinde ise durum çok daha vahimdi. 28 Şubat etkisini daha çok yargı üzerinden gösterdi. Normal şartlarda beraat gerektiren dosyalara ağır cezalar verildi. Recep Tayyip Erdoğan şiir okuduğu için mahkûm oldu.

Kuşkusuz yüksek yargının iktidarlarla uyumlu çalışma zorunluluğu yok. Ancak kendisini iktidarın karşı tarafına konuşlandırması da yanlış. Belki yılların birikimi... Sokaktaki insanda böyle bir algı olduğu muhakkak. Yüksek yargı durağan değil dinamik olmalı. Zamanın ruhu içtihatlarla yakalanır.

Aralarında Hizbullah sanıklarının da bulunduğu son tahliyelerin sebep olduğu tartışma dikkatleri yüksek yargıya yöneltti. Toplum infial halinde... Geciken, bazen de hiç gerçekleşmeyen adaletin sorumlusu kim?

Önce Adalet Bakanı Sadullah Ergin konuştu. 'İtirazlar yüzünden 2007'de İstinaf Mahkemeleri faaliyete geçirilemedi' dedi. Karşı çıkanların başında ise Yargıtay başkanları var. Ergin 'Dava sayısı hızla artarken yeni hakim ve savcılar alınamadı' dedi. Neden? Engeller yüzünden... Kim engelledi? Danıştay.

Adalet Bakanlığı'nın hakim ve savcı alımına ilişkin her girişimi engellendi? Adalet Bakanı Ergin, eski Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in bir gazetecinin günlüklerine yansıyan 'AK Parti hükümetine hakim ve savcı aldırtmamak lazım' sözünü hatırlattı. Sezer gerçekten böyle demiş midir? Evet, demiştir.

Ergin'in anlattıklarından Sezer'in bu sözünün gerekli yerlerde yankı bulduğu anlaşılıyor. Hakim ve savcı sınavlarıyla ilgili olarak son 4 yılda idari yargı tarafından 5 kez yürütmeyi durdurma veya iptal kararları verildi. Ergin 'Bu nedenle yeterli sayıda hakim ve savcı alımı yapılamadı' dedi. Adalet Bakanlığı'nın yargıyı güçlendirmek için yapmayı düşündüğü personel takviyesi, ilginçtir yine yargı tarafından engellendi.

Ergin'in ardından Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker konuştu. 'Dosya çok fazla, elimizden gelen budur' dedi. Tablonun vahametini rakamlarla anlattı. Yargıtay'daki dosya sayısının 1 milyon 800 bini bulduğunu söyledi. 50 bin dosyanın zarfının bile açılmadığını vurguladı. 'Hakim sayısı bakımından Avrupa'nın en geri ülkesiyiz' dedi. Peki, neden? Keşke yargıya dönük özeleştiri yapsaydı.

Gerçeker'in rakamlarla ortaya koyduğu tabloya karşı çare üretmek durumundayız. Buna rağmen mevcut yapıya asla dokunulmamasını, aynen korunmasını isteyenlere şaşıyorum. Bakanlık, hakim ve savcı alırsa kadrolaşacakmış, ilave dairelerle yüksek yargıyı güçlendirirse kendi yargısını kurarmış.

Demek ki birileri yargıyı 'kadrolaşılan, ele geçirilen' bir yer olarak görüyor. AK Parti hükümetinin yargıyı ele geçireceğini söylemek, başkalarının daha önce ele geçirdiğini kabul etmek anlamına gelir. Çare reform, başka çıkış yok...

zaman



Bu yazı 723 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 26 Eylül 2012 Balyoz duruşu
    • 23 Eylül 2012 'Balyoz' yok sayılamaz
    • 19 Eylül 2012 Menderes'in kabrinde bir CHP lideri
    • 5 Eylül 2012 İki görüşme...
    • 29 Ağustos 2012 Çiçek'in çıkışı
    • 1 Ağustos 2012 Tutukluluk avantaja dönüşmemeli
    • 29 Temmuz 2012 Rüya gibi
    • 25 Temmuz 2012 Suriye nelere gebe?
    • 18 Temmuz 2012 CHP değişir mi?
    • 1 Temmuz 2012 Davutoğlu ile Suriye...
    • 27 Haziran 2012 Cevap, yeri ve zamanı geldiğinde...
    • 20 Haziran 2012 Dağlıca yine dağladı
    • 17 Haziran 2012 7+5 senaryoları
    • 13 Haziran 2012 Kürtçe derste tarihî adım
    • 8 Haziran 2012 İyimser hava
    • 30 Mayıs 2012 'Hassas ve gerilimli iş'
    • 23 Mayıs 2012 Meclis'te Erdoğan barışı
    • 18 Mayıs 2012 Rota başkanlık sistemi
    • 16 Mayıs 2012 Tutuklu vekillere yasayla tahliye yok
    • 9 Mayıs 2012 28 Şubat'ın dalga boyu

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,815 µs