En Sıcak Konular

Ergun Babahan


Ergun Babahan
0 0 0000

2011’in (büyük ikramiye) hayali: CHP-MHP iktidarı



Milli Piyango Yılbaşı çekilişi yapıldı ve yeni zenginlerimiz belirlendi.
Aramızda 4 yeni milyoner var.

Dün gece 24.00’e kadar cebinde Milli Piyango bileti olan herkes büyük ikramiyeyi kazanma hayaliyle yaşadı.

Kimi kendine lüks bir ev, lüks bir araba aldı; kimi dünya turuna çıktı, kimi oğluna iş kurdu, kimi parayı bankaya koyup faizini harcadı.

1 Ocak’ın en tatsız yönü sabah kalkıp gazeteler veya bilgisayardan listeleri kontrol etmektir.

Milyonlarca insanın hayali bir anda sönüverir, zenginlik hayali için en az bir yıl daha beklemek gerekecektir.

Yılbaşı çekilişlerini beklemekle geçer kimilerinin hayatı.

Arada sayısal loto, piyangonun aylık çekilişleri, bahisler devreye girer ama hiçbiri büyük ikramiye gibi olmaz.

2002’den bu yana birileri de sürekli hayal peşinde koşuyor.

Hayaller ilk başta halkı bombalar patlatarak, camii bombalayarak, suikast düzenleyerek darbe ister hale getirmekti.

İnsan darbe planlarının adlarını bile karıştırır hale geldi.

Plan basitti, bombalar patlayınca halk “Yetiş asker” der hale gelecek, asker de 12 Eylül’de olduğu gibi gelip ortalığı düzene sokacaktı.

AK Parti de tarihe karışacak, unutulup gidecekti.

Öyle olmadı, “darbeleri yakalandı.”

Şimdi onca kafa karıştırıcı yayınlara, yalanlara rağmen darbeciler yargı önünde hesap veriyorlar.

Ama hayaller bitmiyor.

Hala AK Parti’yi iktidardan uzaklaştıracak formüller aranıyor.

Demokrasilerde bu suç değil elbette.

Plan yapmak da serbest, bu planları eleştirmek de...

Şimdi bazıları Haziran ayına kadar koalisyon hayaliyle yatıp kalkacak.

Kılıçdaroğlu’nu başbakan, Bahçeli’yi başbakan yardımcısı görecekler.

Tayyip Erdoğan ve arkadaşlarını Yüce Divan önünde yargıladıklarını düşleyecekler.

Onların büyük ikramiyesi bu.

Çünkü amortisi yüksek.

Böyle bir iktidarda, Ecevit döneminde olduğu gibi istedikleri yasayı çıkartır, Yılmaz döneminde olduğu gibi istedikleri ihaleyi istedikleri şartlarda alabilirler.

Bırakalım 6 ay boyunca hayallerini serbestçe kursunlar.

Darbeden medet ummayı bırakıp bu noktaya gelmeleri bile şahane bir gelişme.

 

Halkın Cumhurbaşkanı

Diyarbakır’da pop star gibi muamele görmüş Cumhurbaşkanı Abdullah Gül.

Gazetelerde iki fotoğraf dikkatimi çekti.

Birinde konuşma kürsüsündeki Gül’ün cep telefonlarıyla fotoğrafını çekmeye çalışan insanlar.

Diğeri de Cumhurbaşkanı’na dokunmaya çalışan kadınlar.

Aslında halkın birlik ve beraberlik içinde haklarının peşinde olduğunun

göstergesi.

Kürtçe konuşmak istiyorlar, kültürlerine sahip çıkmak istiyorlar.

Bejan Matur’un dün Zaman’da vurguladığı gibi “Bir Diyarbakırlı istediği zaman Türkiye’nin istediği yerine yerleşebilir” diyor Gül.

Matur’un da ifade ettiği gibi “Memleketin bir köşesini kendinizin ilan ederseniz başka köşelerini kendine mal edeceklerin önüne geçemezsiniz.”

Cumhurbaşkanı, sıkıntılı bir Milli Güvenlik Kurulu bildirisinin ardından bölgeye doğru ve sıcak mesajlar verdi.

Halkın Cumhurbaşkanı olduğunu  gösterdi.
 

Bravo Kılıçdaroğlu

CHP lideri sandıkta ne oy alır bilinmez ama ortaya koyduğu iddia önemli.

Artık sandığın tek yol olması da bunda etkili elbette. Ankara’da oturup bürokratlarla paslaşarak Türkiye’yi perde arkasından yönetmek devri sona erdi.

O yüzden Deniz Baykal gibi parti merkezinden çıkmadan, grup toplantılarında konuşarak siyaset yapma devri bitti.

Halka gitmek lazım.

Kemal Bey de bunu yapıyor.

Yılbaşı gecesini Soma’da madencilerle geçirmesi hem sembolik olarak önemli hem de sosyal demokrat olma iddiasındaki bir partiye yakışan bir tavır.

Sırada Diyarbakır, Hakkari, Yüksekova da olmalı.

Kürtlere, “Kürt” diyerek hitap edip vizyonu genişletmeli.

Şimdilik söyleyeceğimiz, “Yetmez ama evet” olacaktır.

star



Bu yazı 421 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 6 Mayıs 2012 Adalet talebinden tahrik olan bir ordu! Astsubaylar direnin
    • 4 Nisan 2012 Benim darbecim insanlık suçu işlemez
    • 24 Mart 2012 Ergenekon ve psikolojik savaş
    • 14 Mart 2012 Kürt meselesinde tarihi uyarı
    • 7 Mart 2012 Türkiye, AB için neden önemli!
    • 4 Mart 2012 Medya nasıl kurtulur?
    • 3 Mart 2012 Medya eliyle hükümet devirmek de darbedir!
    • 19 Şubat 2012 Sayın Başbakan 3’üncü dönemler hep zor geçer!
    • 15 Şubat 2012 Washington’ın Türkiye’ye bakışı
    • 14 Şubat 2012 Gazetecinin suç işleme özgürlüğü
    • 7 Şubat 2012 Tencere dibin kara
    • 5 Şubat 2012 Sadece ordu yetmez devleti sıfırdan kurmalı
    • 22 Ocak 2012 Barlas, Özkök’ü neden uyarmıştı!
    • 3 Ocak 2012 Bu facia AK Parti için çok ciddi alarm
    • 13 Aralık 2011 Siyaset ve sadakat
    • 11 Aralık 2011 Bu iddianamede ciddi şike var!
    • 6 Aralık 2011 İşte kahramanınız Kozinoğlu!
    • 22 Kasım 2011 CHP, Dersim ve Ermeni kırımı!
    • 19 Kasım 2011 Atatürk milliyetçiliği ‘Ne Mutlu Türküm’ demektir
    • 15 Kasım 2011 Ulusalcılara bir iyi bir de kötü haber

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    3,936 µs