En Sıcak Konular

Mümtaz'er Türköne


Mümtaz'er Türköne
0 0 0000

Kürt sorunu çözülüyor



'Demokratik Özerklik gündemi'ne, BDP'nin bir halkla ilişkiler kampanyası olarak bakmak lâzım. BDP, Türkiye'nin geneli ve oradan kendi seçmen kitlesi için başarılı biçimde gündem oluşturuyor.

Daha ötesi Türkiye konuşuyor ve tartışıyor. Türkiye, bu tartışmaları olgunlukla sürdürecek bir basiret sergileyebilirse, işte o zaman Türkiye'nin birliği sarsılmaz bir güç kazanacak. Türkiye'nin bölünmesinin konuşulabilmesi, Türkiye'nin bütünlüğünü sürdürme yeteneğini geliştirme fırsatı veriyor. Ne güzel! Aslı astarı olmayan korkularımızla yüzleşiyoruz. Bölünmeyi savunanların, birliği ve bütünlüğü savunanlar karşısında şansı var mı? Federalizmi veya özerkliği savunanların dayandığı sağlam bir temelden bahsetmek mümkün mü?

Kürt siyasal hareketi, Marksist-Stalinist bir örgüt olan PKK'nın hegemonyasında ve şiddet yöntemleriyle büyüdü. Bu yüzden modası geçmiş bir yığın sosyalist kavram ve model, Kürt ulusalcılığını reel dünyanın dışına sürükledi. 'Artık yeter' (edi bes'e) sloganı, Meksika'daki Zapatista ayaklanmasından alınma. KCK, 1917'nin Bolşevik Sovyet modelinin bir taklidi. Kürt ulusalcılığı, Kemalist-laik-jakoben geleneği taklit ediyor. Demokratik Özerklik, evrensel insan haklarının dışında bireyi baskı altına alan ve kültürel taleplere odaklanan grup haklarının peşinde. Bir de gerçekler dünyası var. Türkiye'de Kürtlerin bölgesel dağılımı grup haklarına dayalı örgütlenmeleri de, coğrafî veya siyasî çözümleri de imkânsız hale getiriyor.

Bütün bunların anlaşılması, gerçek ihtiyaçlar ekseninde Kürt siyasetinin kendini yeniden oluşturabilmesi için her şeyin konuşulması ve tartışılması gerekiyor. Bütün bu fırtınalar arasında BDP'nin kurduğu ve sürdürdüğü dilin yapıcı bir dil olduğunu teslim etmek lâzım. MHP'nin ve CHP'nin ortaklaşa geliştirdiği dil de, korkuları temsil etmesine rağmen demokratik bir tartışmayı sürdürebilecek sınırları aşmıyor. Hükümetin dili de öyle; zaman zaman diğer aktörlere balans ayarı vermeye çalışan sorumlu ve dengeli bir dil kullanıyor.

Konuşacağımız şeyler ise çok. Mağdur, acılı ve şikâyeti olan Kürtler daha net konuşmaya başladılar. Sıkıntıyı yaşayan ve canları yananlar onlar olduğu için daha hazırlıklı ve birikimliler. Yine de özgür bir tartışma ortamında doğru bildiklerini gözden geçirmeleri gerekiyor. Etnik temelli grup haklarının Kürtlere ne kazandıracağını ve ne kaybettireceğini öncelikle Kürtlerin kendi aralarında müzakere etmeleri lâzım. Etnik kimlik üzerine oturan örgütler, bireyin etnik kimliği dışındaki tercihlerine özgürlük tanımıyor. Etnik kimliği fetiş haline getirerek bir grup baskısı aracına dönüşüyor. İnsanları hayatın her alanında etnik kimlikleri ile var olmaya zorluyor. Bir tür totalitarizm üretiyor.

Federalizmin veya kültürel özerkliğin, yerel yönetimler dışında bireyin hayatına ve ülkenin geri kalanı ile ilişkilerine neler getirip neler götürdüğünü kimse yeteri kadar bilmiyor. 'Kültürel haklar' gibi edebiyatı çok yapılan bazı kavramların içi bomboş. Bu tabir grup haklarının konusunu oluşturduğu için özerkliğin anahtarı durumunda. 'Kürtlerin kültürel hakları' dendiği zaman kim, ne anlıyor? Dil dışında Kürtleri, ülkenin geri kalanından ayıran kültürel farklılık var mı? Var dediğimiz kültürel farklılıklar bile etnik değil bölgesel nitelik taşıyor. Aynı bölgede yaşayan Kürt, Türk, Arap aynı kültürü paylaşmıyor mu?

Kürt sorunu bütünüyle bir Kürtçe sorunu. 87 yıldır içinden geçtiğimiz tecrübe, Kürtçenin özgürce tasarrufunun; yaşaması ve gelişmesi için devlet desteğinin, Kürtlerin kendilerini bu ülkenin eşit ve onurlu vatandaşları olarak hissetmelerinin ön şartı olduğunu gösterdi. O zaman Kürtçe sorununa, diğer siyasî tartışmalardan farklı yaklaşmamız lâzım. Kürtçe sorunu çözüldüğü zaman diğer siyasî sorunların tamamı, sabun köpüğü gibi sönecektir. Geriye ideolojiler dünyamıza renk katan marjinal Kürt ulusalcıları kalacaktır. Kürtçe sorununun çözümünün ise tek ölçüsü var: Kürt vatandaşlarımızın dillerini kullanmak ve geliştirmekle ilgili bütün taleplerinin karşılanması. Resmî dil tartışması, bu ihtiyacın kendisini değil siyasî sömürü alanını gösteriyor.
 
zaman



Bu yazı 576 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Eylül 2012 Bu sefer çözülecek mi?
    • 16 Eylül 2012 Din eğitiminde devlet tekeli kalkıyor
    • 14 Eylül 2012 Siyaset, artık dine alet edilmiyor!
    • 13 Eylül 2012 CHP, PKK ile müzakere yapabilir mi?
    • 9 Eylül 2012 Merkez Sağ'ın son noktası
    • 7 Eylül 2012 Başbakan sertleşmekte haklı mı?
    • 28 Ağustos 2012 Hükümet haklı çıktı
    • 26 Ağustos 2012 Kawa ve Ergenekon
    • 24 Ağustos 2012 Terör sorunu ayrışıyor
    • 17 Ağustos 2012 Hem şiddet üreten, hem barış isteyen bir örgüt
    • 16 Ağustos 2012 'Paralel devlet'in iflası
    • 12 Ağustos 2012 Kürt, Türk, Alevî ve Sünni olmak
    • 10 Ağustos 2012 Yangını kim söndürecek?
    • 5 Ağustos 2012 Ordulaşan partiler ve partileşen ordular
    • 22 Temmuz 2012 Davutoğlu haklı çıkarsa?
    • 17 Temmuz 2012 'Hücre yenilenmesi'
    • 29 Haziran 2012 ÖYM'leri kaldırması için hükümete yetki verdiniz mi?
    • 24 Haziran 2012 Türkiye savaşa girer mi?
    • 21 Haziran 2012 Teröre teslim olmak
    • 19 Haziran 2012 Çözüme yakın mıyız?

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,233 µs