En Sıcak Konular

Taha Kıvanç


Taha Kıvanç
0 0 0000

Bakalım film nasıl bitecek



'Tercüman' denildiğinde aklına 'kötü gazete' fikri üşüşen tek tanıdığım yok. Bir dostum, 'Seninki günlerdir Tercüman kötülemesi yapıyor, ne demek istiyor?' hatırlatmasında bulununca bunu fark ettim. Rahmetli Kemal Ilıcak düzgün bir patrondu, zamanında 500 binlerin üstünde satışa ulaşmış Tercüman da iyi bir gazete...

Başta eşi, ailesi var... Gazetesinde yayın yönetmenliği yapmış Güneri Cıvaoğlu, Taha Akyol ile yazarı Rauf Tamer ve yüzlerce Tercümancı Doğan Grubu'nda çalışıyor... Bu konuda söz bana düşmez...

2011 yılında en büyük medya grubu parçalanacak... Aydın Doğan ve ailesinin elindeki hisseler için talepler var ve pazarlığın sonuna yaklaşıldığı işaretleri alınıyor. Tâliplerin hepsi yabancı ve niyetleri ciddi.

Yıllardır bu âkıbetin kaçınılmazlığını yazıp durduğuma göre sevinmeliyim, öyle değil mi?

Hayır, sevinmiyorum. Tâlip olarak adları geçen 'yabancı' şirketlerden herhangi birinin grup gazeteleri ve kanallarına sahip olmasındansa, Aydın Doğan'ın patronluğunun sürmesini tercih ederim.

Bu görüşte etrafım çok tenha, biliyorum...

Grubun böyle bir âkıbete düçar olmasını önlemek için yazıp durdum. Daha ilk günden, "Bu hükümet ve özellikle başbakan, geçmiş hükümetlere ve başbakanlara benzemez; gazetecilik yapma dışındaki alışkanlıklarınızı lütfen terk edin" demiş ve yazmışsam, bugünleri öngörebilmemdendir.

Koskoca grup sekiz yıl boyunca hükümet işbaşından gitsin diye 'dua' edenlere kendini teslim etti. Her seçim öncesinde, "Bu defa sandığa gömülecekler" diyenlerin görüşüne göre politika belirlendi. "Biz bir yüklenirsek bunları darmadağın ederiz, bizim gücümüz karşısında güç mü var" böbürlenmesinin gerçeği yansıttığına inanıldı.

Esas gerçek kafalarına dank ettiğinde bile şaşkınlıklar sona ermedi. Küfürbaz bir-iki yazarla yolları ayırınca sorunun çözülebileceğini sandılar. Bugün bile, patron, kendini "Falanca gitti ya işte" diye savunuyorsa hiç şaşırmam.

Dünyanın hangi istikamete doğru yol aldığını, Türkiye'nin bu yeni dünyada taşıdığı önemi bir türlü anlayamadılar. Medyanın 27 Mayıs (1960) düzeniyle devam edilebileceğini sandılar.

Ahmet Kaya'yı grubun gazetecileri öldürmedi elbette, ancak yalan manşetlerle sürgüne gönderen onlardı. Orada bile rahat bırakmadılar, "Şerefsiz" manşetleriyle yüreğine indirdiler koca adamın... Hrant Dink'i manşetler ve yazılarla kurda kuşa yem eden de onlardı. Kâtilini 'anlamaya çalışan' ve böylece yeni cinayetlere fetva verenler de...

Lütfen isim istemeyin benden; çünkü bir kişi değil söz konusu olan, bir zihniyet...

Eski, köhnemiş bir yapının medya zihniyeti... "Büyük kardeşe büyük, küçük kardeşe küçük pay" ilkesiyle çalışan istihbaratla içli-dışlı, okuru göz önünde bulundurarak değil de devletle ince ayar çekerek haberi sunan bir zihniyet... Devletten aldığı gücü siviller üzerinde kullanarak vesayetçi anlayışın sürgit devamını sağlayan o zihniyetti işte.

Patrona "Bizim gücümüzün üzerinde güç mü var?" diye sunulan da aslında devletin o gücüydü.

Önceki gün Doğan Grubu birbiriyle çelişen iki açıklama yaptı. İlk açıklama "Hürriyet satılacak" diye geldi, ardından "Hayır, Hürriyet satılmayacak" haberi duyuruldu. Belli ki, patron ikircikli durumda. Bir an "Satalım her şeyi" derken, ardından "Satarsam doğru olmaz" görüşü kendisine hakim oluyor.

Pazarlık yapan yabancıların iştahını Hürriyet kabartıyor. 30 yıl önce, Türkiye'nin nüfusu bugünkü nüfusunun yalnızca üçte biri iken, Hürriyet 1 milyon adet satardı; bugün 72 milyonluk Türkiye'de 400 bin sattığı günler çok nâdir... Yanlış zihniyetten kurtulduğunda satışın çok yükselebileceğini, reklâm gelirinin de artabileceğini görüyor yabancılar ve gruba "Hürriyet'i de satın" baskısı yapıyorlar...

Grubu iyi tanıyan bir dostum, "Daha fazla satabilecekken az tirajla yetinmenin geçmişte taktik değeri vardı" görüşünde. Ona göre, köşe yazanların ne yazdığı değil, kim oldukları önemliydi. Kimi siyasilere ideolojik açıdan yakındı yazarlar, kimini de varlıklarıyla korkutuyorlardı. Dostum "Bugünün siyasileri onlara ne yakınlık duyuyor, ne de yazdıklarını ciddiye alıyor" demekte.

İki gündür bu konuyu yazıyorum ya, CHP'ye yakın duran bir dost da şu görüşünü paylaştı benimle: "Onlar için 'CHP'li' diyorsunuz, bu çok doğru değil. Bazıları evet CHP'den siyasete de girdi, ama başarılı olamadı. Çoğunun yazdıkları ancak fanatikleri okşuyor; CHP'de hiziplerle iç içe-ler; yakında CHP liderliğinden de itiraz sesleri yükselirse şaşırma..."

Ne garip: Yanlış yayın çizgileriyle patronu her şeyini elinden çıkarma noktasına getirenler bugün de onu gözden düşürecek biçimde kuyu kazmaya devam ediyorlar.

Film bakalım nasıl bitecek...

yenişafak



Bu yazı 777 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 17 Eylül 2012 Hem okudum, hem de yazdım
    • 4 Eylül 2012 CIA başkanı neden geldi?
    • 16 Temmuz 2012 Vicdanım buna da elvermiyor
    • 2 Temmuz 2012 Suriye nasıl bir ülke, Suriyeliler nasıl insanlar...
    • 21 Mayıs 2012 Bir geziden ilk notlar
    • 15 Mayıs 2012 ‘Yeni CHP’ nihayet sözcüsünü buldu
    • 16 Nisan 2012 Hangi patron, hangi yönetici, hangi yazar içeri alınır?
    • 23 Mart 2012 Ben demedim, o dedi
    • 13 Mart 2012 Köşemi bugün Cumhurbaşkanı Gül’e bırakıyorum
    • 9 Mart 2012 TR325 kodadlı becerikli uzman...
    • 20 Şubat 2012 ‘Operasyon’ diye ben buna derim
    • 30 Ocak 2012 Davos’ta Türkiye dersi
    • 27 Aralık 2011 Bu yılın Cumhurbaşkanlığı büyük ödülü...
    • 12 Aralık 2011 Ak Parti üzerine hesaplar
    • 9 Aralık 2011 Gül vetoya ne zaman karar verdi?
    • 14 Kasım 2011 Kriz çıkaranlar gidiyor, ama yerlerine gelenler de yabancımız değil
    • 24 Ekim 2011 Kaddafi’nin son demleri...
    • 3 Ekim 2011 Dr. Sallaso’nun kunduzunun izinde
    • 29 Ağustos 2011 Ben meraklı bir insanım, özür dilerim
    • 26 Ağustos 2011 Bütün kepazeliklerin anasını açıklıyorum

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,287 µs