En Sıcak Konular

Bülent Korucu


Bülent Korucu
0 0 0000

CHP'de son manevralar



Cumhuriyet Halk Partisi yine bir olağanüstü kurultaya hazırlanıyor. Genel başkanlığı döneminde ayrık otlarını temizleyip partiyi dikensiz gül bahçesine çeviren Deniz Baykal'ın muhalefete düşmesiyle birlikte kurultaylar sezonu açılmış oldu.


Hafta sonu yapılacak kurultay, CHP açısından yeni bir başlangıç anlamı taşıyor. Bu başlangıç parti içi iktidar mücadelesinin seyrini belirleyecek. Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu'nun stratejisi keskin tartışmalara girmemek üzerine kurulu. Baykal'ın yıpratıcı hamlelerine Kemal Bey yerine medyadaki sözcüleri karşılık veriyor. Bugüne kadar blok liste uygulayan Deniz Bey'in şimdi çarşaf listeci olması eleştiriliyor. Baykal'ın çelişkisi ortada ama onu eleştiren yazarların güçlü dönemlerinde söz konusu yanlışlara dikkat çektiğini pek hatırlamıyoruz.

Kaset komplosuyla genel başkanlıktan indirilen Baykal'ın iki aşamalı harekât planı vardı. Kılıçdaroğlu ile Önder Sav'ı ayrıştırmak ve partiyi kurultaya götürmek. Baykal nispeten başarılı olmuş görünüyor, ancak Kılıçdaroğlu'nun arkasındaki asıl gücü, medya desteğini ihmal ettiği için işi beklediğinden zor olacak. Son kurultayda Kılıçdaroğlu'nu Genel Sekreter Sav'ın getirdiği yanılgısı hem Baykal'da hem de bizzat Önder Bey'de vardı. Bu yanılgı Sav'ı rehavete sevk etti. Hiç ummadığı, gücünü doruklarda zannettiği anda kendini kapının önünde buldu. Baykal da Sav'ı ekarte ettiğinde Kemal Bey'i kolay lokma yapacağını sandı. Projenin asıl sahibi medya organları kurultaya kadar eski genel başkana yönelik nokta atışlara devam edecek. Kurultayın bugüne kadar olmadığı kadar büyük salonda yapılması, tribünlere doldurulacak kalabalıkların önemini artırıyor. Salon hâkimiyeti sadece delegeye baskı unsuru olarak kullanılmaz. 'Çıkar bir buçuk saat konuşurum' tehdidinde bulunan Baykal'ı susturmaya, en azından dengesini ve konuşma bütünlüğünü bozmaya da yarayabilir. Bazı yazılardan bunun işaretleri alınıyor.

Sav, Baykal'a göre daha sessiz ve derinden gidiyor havası veriyor. Mücadeleyi henüz alenileştirmiş değil. En büyük kozu olan 'devr-i sabık yapacak ve tasfiyeye girişecekler'i yavaş yavaş piyasaya sürüyor. Teşkilatlarda kıyım yapılacak şayiası mevcut delege yapısının kararını etkileyebilir. Normal şartlarda delege 'kral öldü yaşasın yeni kral' faydacılığına yatkındır. Eski genel başkan veya genel sekreterdense güçlü yeni patrona oynarlar. Sadece tasfiye korkusu onları muhalefet cephesine iter. İstanbul teşkilatının önce Gürsel Tekin'i istemiyoruz diye imza verdiğini, yönetim değişince il başkanı Berhan Şimşek'ten bağımsız biçimde 'biat' kuyruğuna girdiğini unutmayalım. Kılıçdaroğlu bu gerçekten hareketle, ısrarla 'delegenin dediği olur' cümlesini kuruyor. Blok listenin olduğu yerde bunun nasıl gerçekleşeceğini cidden merak ediyorum.

CHP'de kişiler üzerinden yürüyen tartışmanın asıl ekseninin ideoloji ile siyaset yapma biçimi arasındaki tercihlerde yaşandığını düşünüyorum. Yeni yönetim ve arkasındaki proje koordinatörleri siyaset yapma biçimini yani zarfı değiştirme peşinde. Karşı grup ise ideolojinin yani mazrufun terk edileceği korkusu yaşıyor. Zarfla mazruf arasında uyum olması gerektiği muhakkak. Mektup zarfına kitap sığmayacağı ortada. Kılıçdaroğlu'nun başarısı ikisini de değiştirmekten geçiyor. Fakat bunu evdeki bulgurdan olmadan yapması lazım. Siyaset yapma biçimi zamanla değişirken fikriyatın eskimiş ve demode olmuş kısımları yenilenebilir. Baykal'ın iddiası ise ikisinin değil sadece zarf üstündeki adresin değişeceği şeklinde. Etnik ve mezhepsel siyasetin mahzurlarını açık açık vurgulaması bundan. Baykal haklı çıkarsa, arka bahçe gibi görülen kıyı şeridi kaybedilebilir; Karadeniz'de gemileri batabilir.

zaman



Bu yazı 324 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 28 Eylül 2012 Emri verenle alan bir olur mu?
    • 11 Eylül 2012 Siyasette sonuçsuz arayışlar
    • 4 Eylül 2012 PKK'yı kim cesaretlendiriyor?
    • 3 Ağustos 2012 Özkök Paşa'nın tarihî tanıklığı
    • 31 Temmuz 2012 Kılıçdaroğlu, koltuğunu sağlamlaştırdı
    • 27 Temmuz 2012 Anketler ne diyor?
    • 6 Temmuz 2012 Ahmet Şık, Ahmet Şık'ı yalanlıyor
    • 26 Haziran 2012 Karayılan söyledikleri mi kaçırdıkları mı?
    • 15 Haziran 2012 Özal'ın ölümü aydınlanacak mı?
    • 22 Mayıs 2012 Anayasanın dili
    • 11 Mayıs 2012 Başkanlık Türkiye'de uygulanabilir mi?
    • 8 Mayıs 2012 CHP'de yerel seçim mücadelesi
    • 4 Mayıs 2012 AİHM, mahkemeyi ibra etti
    • 17 Nisan 2012 Balyoz'da acı fren!
    • 27 Mart 2012 Balyoz'a ABD'den destek gelmiş!
    • 16 Şubat 2012 MİT tartışmasındaki toz bulutu
    • 8 Şubat 2012 Dindarların talebi özgürlük
    • 3 Şubat 2012 CHP'liler dama oynuyor
    • 31 Ocak 2012 CHP'de anomali doğumun yan etkileri
    • 20 Ocak 2012 Mahkeme aslında 'örgüt var' diyor

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    3,877 µs