En Sıcak Konular

Ali Bayramoğlu


Ali Bayramoğlu
0 0 0000

Kurultay'a doğru CHP ya da CHP'de değişimin koşulları



Hafta sonu yapılacak CHP kurultayı önümüzdeki günlerin ana konusu olacak...

CHP kurultayı iki açıdan önemli...

İlki bu partinin her daim ve değişmez ana meselesi olan "parti içi gerilim ve dengeler" açısından ortaya yeni bir tablo çıkacak... Kılıçdaroğlu hemen hemen tümünü Baykal ve Sav'ın belirlediği delegelerin önünde genel başkanlığını tescil etmek isteyecek, daha doğrusu kelimenin gerçek anlamıyla genel başkan olmaya soyunacak...

İkincisi bu tescil gerçekleşirse, Kılıçdaroğlu'nun önündeki pek çok engel kalkacak, asıl "oyun" o zaman başlayacak:

Ya CHP zaman denizinde durmaya devam edecek ya ileriye doğru yelken açmaya girişecek...

İleriye doğru yelken açmak, yerleşik CHP söylemini aşmak demektir... Olması gerekenlerden çok olmazları şiar edinen politik duruşu geride bırakmak demektir... Direnmek ve tedirginlik yerine değişmek ve çoşku üzerine kurulu bir anlayışı üretebilmektir...

Böyle bakılınca CHP'nin işi, Kılıçdaroğlu'nun tam hakimiyeti tesis edilse bile pek kolay değil.

Önce şunu görmek gerek: Son yıllarda CHP'yi yönlendiren farklı ve değişen toplumsal kesimlerin talepleri olmadı. Tersine bu kesimleri yönlendiren, bu kesimlerdeki tedirgin yönleri öne çıkaran CHP söylemleri oldu...

Neyi temsil etti CHP söylemi?

CHP siyasi açıdan, siyasi söylemde son 10-15 yıldır temsil ettiği "şey" kelimenin gerçek anlamıyla "kriz", daha doğrusu "krizler" oldu...

Rejim krizi, laiklik krizi, değişime direnç ve değişim karşısında yaşanan zihniyet ve kimlik krizi...

Bununla var oldu CHP, değişen orta sınıfların, toplumsal demokratikleşme eğilimlerinin dışında kalmayı yeğledi.

Peki neden?

Şundan:

Ana yapısını yıllarca "parçalı bir değişim söylemi" (kültür ve toplum karşısında iş ve aş) üzerine oturtmuş, "devlet-toplum ilişkilerinin devletin hükümranlığında olduğu bir dönemde onunla özdeşleşip, toplumla ve toplumsal değerlerle mesafeli durmuş" sol popülizmin kaynağını buradan üretmiş CHP, dengelerin değişmesiyle, değişim dalgasıyla "ciddi ve sürekli bir hal almış yapısal bir sarsıntı" geçirmektedir.

Bugün toplum ve toplumsal değerler siyasetin önemli meşrûlaştırıcı mekanizması olarak öne çıkarken, devlet gerilemekte ve hem yapı hem aktör olarak değişime maruz kalmaktadır.

Bu durum, söylemini ve denklemini değiştirmeyen CHP'yi 28 Şubat'tan başlamak üzere tüm Baykal döneminde devletin en dirençli, en karanlık ve hukuk dışı araçları öne çıkaran kesimiyle özdeşlemeye itmiş, son dönemdeki tüm iniş çıkışlara rağmen, toplumsal değerlerle daha çok karşı karşıya getirmiştir...

Bu süreç, sosyal demokrasinin sık altını izdiğimiz beş hastalığını kronik hale çevirmiştir:

Birinci hastalık, toplumsal değişme ve toplumsal dinamikleri okuma, kavrama ve buna göre yapılanma kabiliyetinin tamamen kaybıdır.

İkinci hastalık, sol bakışın özünü oluşturan değişim refleksine ilişkin tüm referansların yitimi sonucu hem kimlik tanımında hem seçmen kitlesi tanımında devasa güçlüklerin yarattığı kaostur.

Üçüncü hastalık, ilk ikisinin doğal sonucu olarak Kürt meselesinden laiklik meselesine, sivilleşme sorunlarından ekonomik meselelere kadar, insanı, yerel inisiyatifi, heterojen toplumsal dokuyu dikkate alan demokratik sentez temelinde yeni ya da ayırt edici bir söylem yokluğu ve 1970'lerde solun ürettiği toplum, devlet, birey kavramlarının içinin boşaltılmasıdır.

Dördüncü hastalık, sosyal demokrasinin siyaseti partiler arası bir yarışma olarak algılama yerine parti içi iktidar mücadelesi olarak tanımlaması, enerjisini iç mücadelelere yoğunlaştırmasıdır.

Beşinci hastalık, sosyal demokrat siyasetin 20 yıldır sayısı 200'ü bulmayan aynı siyasî seçkin grubunun oluşturduğu, girişin ve katılma olanaklarının neredeyse mümkün olmadığı bir yapıya mahkûm olmasıdır. Bu yapı, bir tekel alanı doğurmuş, klientalist ve popülist mekanizmalar dışında toplumsal katmanlar ve değerler arasındaki mutlak geçişsizliği üretmiştir.

Bu hastalıkların Süheyl Batum gibi askerci ve devletçi genel sekreterlerle düzelitmesi "şaka"dan da öte bir şeydir.

Ciddi olalım:

Ortada yeni siyasi dil, hareket, anlayış, dalga olmadan, yeni bir toplum tasavurru devreye girmeden, tek kişinin, bir liderin bu hastalıkların tümüne el atabilmesi ne kadar mümkün olabilir?

Bu soru ve zorluk sadece CHP'yi değil, tüm ülkeyi ilgilendiriyor...

İş zorun da ötesi...

yenişafak



Bu yazı 289 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 15 Eylül 2012 Sorgulama vakti...
    • 28 Ağustos 2012 Kürt sorununda yeni safha...
    • 25 Ağustos 2012 Kürtlerin şiddeti...
    • 30 Haziran 2012 Anter'in katili yaşlanmış mı?
    • 12 Mayıs 2012 Solun şiddetle hesaplaşması
    • 3 Mayıs 2012 Yeni Türkiye'nin doğum belgesi...
    • 21 Şubat 2012 Dink davası ''sil baştan''...
    • 18 Ocak 2012 İkinci cinayet zamanı
    • 17 Ocak 2012 Hrant'a sözüm var...
    • 21 Aralık 2011 Soykırım ve yasa
    • 3 Aralık 2011 Dönme dolap...
    • 30 Eylül 2011 Yazıcıoğlu ve jandarma...
    • 8 Eylül 2011 Aydının şiddetle sınavı...
    • 1 Ağustos 2011 İstifaların anlamı ve yarını: Pek iyi...
    • 28 Temmuz 2011 Parlamentoda bir terörist...
    • 5 Temmuz 2011 Futbolda temizlik, ülkede temizliktir
    • 10 Haziran 2011 Yeni CHP ha! Hadi oradan...
    • 24 Mayıs 2011 MHP'de yaşananlar ve perde arkası
    • 19 Mayıs 2011 Askere ''leş'' toplatmayan generaller iş başında
    • 19 Nisan 2011 Militarist-ulusalcı batak...

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    7,028 µs