En Sıcak Konular

Taha Kıvanç


Taha Kıvanç
0 0 0000

'Bizimki' bakın ne yazıyor



Kendisinden 'sığıntı' diye söz eden ben olduğuma göre yeni durumunu da ilk ben duyurmalıyım: Aydın Doğan Grubu gazetelerinde yazan, televizyonlarında program yapanların sözcüsü 'Bizimki' oldu.

Gazete değiştirmelere karşı değilim; insan fikrini de kampını da değiştirebilir. Ancak kamp değiştirdikten kısa süre sonra 'sözcülük' mertebesine çıkacak yetkinliğe kavuşan birine nâdiren rastlanır. 'Bizimki' yalnızca itibarsızlaşan 'eski sözcü'nün görevini devralmakla kalmadı, bir de yeni görev üstlendi: Geldiği kesimi bir blok halinde gösterip kamuoyu nezdinde itibardan düşürmek...

Öğrenci hareketlerine can kurtaran simidi gibi yapışmış bulunuyor; bir yandan 'sözcülük konumunu pekiştirmek' bir yandan da gerçekleri saptırmak için...

Geçtiğimiz haftaya damgasını vuran öğrenci hareketlerine en sağduyulu yaklaşan haber ve yazıları Yeni Şafak'ta okudum ben. Zaman'da da, Star'da da, ne bileyim Sabah'ta da göğsümü kabartan pek çok sağlıklı ve dengeli değerlendirme çıktı.

Hürriyet'in sözcülüğüne atanan 'Bizimki' ise herkesi ve her gazeteyi okurlarına benzeş gösterme gayretinde.

Bakın neler yazıyor: "Gazetelerini okuyorum, televizyonlarını seyrediyorum. / Midem bulanıyor. / İki tane üst üste 'Dramamine' alıyorum, bana mısın demiyor.'Nasıl oldu da böyle oldular?' diyorum. / 'Bunu da mı yapacaklardı?' diyorum. 'Ben nasıl bunların içinde kalmışım?' diyorum. Diyorum da diyorum."

Devam ediyor: "Kısacası... Vıcık vıcık bir 'sağcı dil' var ekranlarında ve sayfalarında... Hepsi tıpkı 70'lerin Tercüman Gazetesi gibi 'Kızıl komünistlere karşı omuz omuza' vaziyeti almış. Ortalığı öyle bir 'polis vazife ve salahiyetleri savunuculuğu' kaplamış ki, her köşeden bir cop fırlıyor. Hepsi jöleli olmuş bir anda, hepsi kravatlı... Düzenden, intizamdan başka söz bilmiyorlar. Hepsi bir 'monşer' edasıyla 'Hak tabii ki aranmalı ama her şeyin bir kuralı, kaidesi var' diyor. Sanki ortada 'polis kuvvetleri' ile 'öğrenci kuvvetleri' diye iki silahlı güç varmış gibi, 'İyi ama öğrenciler de polise vurdular, polis ne yapsın? Tabii ki o da sinirlenip birkaç tane çakacak' diye yorum yapıyorlar. 'Yumurta atmak' konusunda öylesine orantısız bir dil kullanıyorlar ki, sanki 'yumurta atmak' ile 'makineli tüfekle taramak' arasında bir fark yokmuş gibi bir sonuç çıkıyor."

Edasını görüyorsunuz. "Gazeteleri, televizyonları" diyor, kimbilir kaç kez "Hepsi" parantezi içerisine alıyor çok renkli gazeteleri, televizyonları...

"Hepsi" diye yazdığında gazetesi okurlarının kendisini artık 'farklı' saydıklarını düşünüyor olmalı. "Hepsi" bütünü içerisinde kendisinin de algılandığını fark etmiyor.

Peki kendisini nasıl tanımlıyor 'Bizimki'?

Şöyle: "Ne iktidar yanlısıyım, ne de iktidar karşıtı... / Ne muhalefet yanlısıyım, ne de muhalefet karşıtı... / Tek referansım var: Demokrasi... / Tek ölçüm var: Hakkaniyet... / Tek dayanağım var: Vicdan..."

'Hakkaniyet' ve 'vicdan' sözcükleri ile alıntıladığım 'hepsi' ağırlıklı cümleleri birbirine taban tabana zıt; ama o bunu bile anlayabilecek durumda değil. Eskiden şimdi yazdığı gazeteyi okurken bulantıyı kessin diye ilâç alırmış, şimdi iki tane alıyormuş aynı ilâçtan... Belki de algılama sorunu o ilâçlar yüzdendir...

Artık "Biz" diye yazıp söz edebileceği bir noktaya gelmiş. 'Nirvana' mertebesine erdiğinin göstergesi: "Biz burada iktidar düşmanlığı yapmıyoruz; 'Ülke karışsın, anarşi çıksın' diye çırpınmıyoruz" diyor ve ekliyor: "Biz muhalefet partisi falan da değiliz. Tuzak kurmuyoruz, düşmanlık yapmıyoruz... Biz burada sadece gazetecilik yapıyoruz. Belki bazen büyüterek dozu kaçırıyoruz, bazen küçülterek... Ama sonuçta yaptığımızın adı gazeteciliktir."

Gülünesi bir iddia bu. Yalnız kendisini uzun zaman öncesinden tanıyanlar değil, yazdığı gazetenin okurları da okuyunca hayli gülmüşlerdir. Yazının sonuna yerleştirdiği dilek ve temennisiyse ancak gülme efekti eşliğinde okunabilecek gibi.

Şu noktada arka plandaki gülüşleri hissetmenizi tavsiye ederim: "Kısacası... Başbakan bize 'malum medya' demekten vazgeçmeli... Çünkü... Bu ülkede 'Her konuda, her şart altında Başbakan'a destek medya olmak' ile 'malum medya' olmak arasında bir yer var... Ve işte bizim yerimiz tam da orası..."

Hadi canım sen de...

Neredeyse bütün hayatları büyük bir yanlışın peşinde geçmiş, hiçbir zaman doğruyu yakalayamamış bir ekip 'gazetecilik' yapma iddiasını elinde tutabilir mi hiç? Dünyanın gittiği istikameti okuyamıyor, Türkiye'nin o dünya içerisindeki yerini değerlendiremiyor, hâlâ olmayacak dualara "Amin" demeye devam ediyorlar...

'Gazetecilik' bu mudur? Patron "Böyle yaz" demiş olsa bile bunları yazarken insanın yüzü kızarır.

Biri 'Bizimki'ne şu gerçeği söylemeli: Hakkaniyet ve vicdanın bulunmadığı yerde gazetecilik de olmaz...

yenişafak



Bu yazı 600 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 17 Eylül 2012 Hem okudum, hem de yazdım
    • 4 Eylül 2012 CIA başkanı neden geldi?
    • 16 Temmuz 2012 Vicdanım buna da elvermiyor
    • 2 Temmuz 2012 Suriye nasıl bir ülke, Suriyeliler nasıl insanlar...
    • 21 Mayıs 2012 Bir geziden ilk notlar
    • 15 Mayıs 2012 ‘Yeni CHP’ nihayet sözcüsünü buldu
    • 16 Nisan 2012 Hangi patron, hangi yönetici, hangi yazar içeri alınır?
    • 23 Mart 2012 Ben demedim, o dedi
    • 13 Mart 2012 Köşemi bugün Cumhurbaşkanı Gül’e bırakıyorum
    • 9 Mart 2012 TR325 kodadlı becerikli uzman...
    • 20 Şubat 2012 ‘Operasyon’ diye ben buna derim
    • 30 Ocak 2012 Davos’ta Türkiye dersi
    • 27 Aralık 2011 Bu yılın Cumhurbaşkanlığı büyük ödülü...
    • 12 Aralık 2011 Ak Parti üzerine hesaplar
    • 9 Aralık 2011 Gül vetoya ne zaman karar verdi?
    • 14 Kasım 2011 Kriz çıkaranlar gidiyor, ama yerlerine gelenler de yabancımız değil
    • 24 Ekim 2011 Kaddafi’nin son demleri...
    • 3 Ekim 2011 Dr. Sallaso’nun kunduzunun izinde
    • 29 Ağustos 2011 Ben meraklı bir insanım, özür dilerim
    • 26 Ağustos 2011 Bütün kepazeliklerin anasını açıklıyorum

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,698 µs