En Sıcak Konular

Mümtaz'er Türköne


Mümtaz'er Türköne
0 0 0000

Bugün yumurta, yarın taş; ya öbür gün...



'Bugün yumurta atan yarın taş atabilir.' Sözün sahibi Kılıçdaroğlu olduğuna göre, 'eylemci dalkavukluğu'na soyunanların kendilerini gözden geçirmeleri gerekmez mi? Önceki gün Siyasal Bilgiler Fakültesi'nden ekranlara yansıyan manzaralar faşizm gösterileri değil miydi? Eh bu 'faşizm' hükmünü veren de neyse ki Süheyl Batum'dan başkası değil.


'Öğrenci olayları yeniden mi başlıyor?' endişesine bir cevap niteliği taşıyor CHP'nin tepedeki iki isminin bu yorumları. Hayır, yeniden başlamıyor. Gazete köşelerinde zorba faşist yöntemlerin reklamını yapanların aksine bu ülkede sağduyu egemen. Bu oyunu hepimiz daha önce gördük. Bugün yumurta atanı telin ederseniz, kimse yarın taş atamaz. Öbür gün kurşun atma ihtimali de bütünüyle ortadan kalkar.

Kolektivist gençlerin SBF'deki eylemi, Dolmabahçe gösterisine medya köşelerinden aldıkları desteğin karşılığı idi. Bunlar genç, kanları kaynıyor; şımartırsanız tepenize çıkarlar. Böyle devam ederseniz şimdiden ceplerine taş doldurmaya başlarlar. Bu sefer geri adım atıp hatalarını tamir etmeye çalışacaklar. Ancak şiddete dayalı reklamın tadını aldılar. İlk fırsatta yeniden deneyecekler.

Tekrarlıyorum: Bu bir patoloji. Böylesine patolojik bir durum karşısında taraf olmaya kalkarsanız kendinize de hastaya da haksızlık ve kötülük edersiniz. Ölçüyü doğru koymamız lâzım. O zaman ölçüyü birlikte bulalım.

Ölçü, Süheyl Batum'u ve Burhan Kuzu'yu dinlemek üzere SBF'nin Konferans Salonu'nu dolduran öğrencilerdir. O sesi çok çıkan birkaç kişi dışında salondaki sessiz çoğunluğun duygusunu, düşüncesini ve özgürlüğünü referans almayan hiçbir ölçü doğru olamaz. Burhan Kuzu ve Süheyl Batum politikacı sıfatıyla oradalar. Protestoya uğramaları doğal. Hamama giren terleyecek. Ya Mülkiye'den aldıkları Anayasa Hukuku bilgilerini, biri CHP'nin genel sekreteri, diğeri İktidar Partisi'nin Anayasa Komisyonu Başkanı iki anayasa profesörünü dinleyerek geliştirmek isteyen o sessiz çoğunluk?

Birkaç kişi bağıra-çağıra ortalığı savaş yerine çevirirken bu sessiz çoğunluğun hakları ve özgürlüğü ne olacak? Bu sessiz çoğunluğun tamamının tek tek bireylerden oluştuğunu, yani örgütsüz olduklarını varsayın. O saldırgan üç-beş kişiye itiraz edecek cesareti tek tek nereden bulacaklar? 'Ben buraya konuşmacıları dinlemek için geldim, lütfen susar mısınız?' diye itiraz ettikleri zaman kantinde veya kütüphanede sıkıştırılmayacaklarını kim garanti edecek? Ne olacak? Onlar da örgütlenecekler. Karşıtlıklar güçlenecek. Sonra eski tüfekler 'önce onlar vurmuştu' muhabbetine devam edecek.

Gösterilere sahne olan Konferans Salonu, bizim talebeliğimizde ikinci sınıfların amfisiydi. 35 yıl önce, tam 1975'te o sıralarda ben oturuyordum. Baskıya, şiddete ve tehditlere maruz kaldım. Hemen yanımda kemikleri kırılana kadar dayak yiyenlerden biri bugün Sayıştay üyesi olarak görev yapıyor. Yediği dayaktan komaya giren bir başkası, Emniyet Genel Müdürlüğü görevinde bulundu. İkisi de o amfide sessiz sessiz oturuyordu. Çıkartacağımız sonuç: Demek bugünkü sessiz çoğunluğun hak ve özgürlüklerini koruyacak birikime sahibiz. 35 yıl önce o dayakları atanlar, bugünün protestocularının babaları, amcaları veya teyzeleriydi. Delilim sağlam: Noktası ve virgülüne kadar 35 yıl öncesinin laflarını tekrarlıyorlar. Bunu fark etmek kâfi; demek ki 35 yıl sonra bu ülkenin tepe noktasına gelenlerin kemiklerini kimse kıramayacak. Uyacağımız tek ölçü de şiddetin hiçbir türüne prim vermemek olacak.

1989'dan sonra sosyalist ideolojinin dünya çapında çöküşü, faşizm ile komünizmi totaliter ideolojiler olarak birbirine daha fazla yaklaştırdı. Dünyayı kendisinden ibaret gören, farklı düşüncelere hayat hakkı tanıması bir kenara -SBF'de görüldüğü gibi- ifade edilmesine bile tahammül edemeyen otoriteryen kişilik yapılarının patolojik niteliği arttı. Faşizan nitelikli bu zorba eylemler siyasal taleplerin değil işte bu patolojinin tezahürü. Bu eylemlere destek veren eski tüfeklerin nostaljileri de bir patoloji. Bu eylemcilere dalkavukluk ederek parsa toplamaya kalkanlara ise sözüm yok: Onlar kendilerini zaten biliyorlar.

zaman



Bu yazı 413 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Eylül 2012 Bu sefer çözülecek mi?
    • 16 Eylül 2012 Din eğitiminde devlet tekeli kalkıyor
    • 14 Eylül 2012 Siyaset, artık dine alet edilmiyor!
    • 13 Eylül 2012 CHP, PKK ile müzakere yapabilir mi?
    • 9 Eylül 2012 Merkez Sağ'ın son noktası
    • 7 Eylül 2012 Başbakan sertleşmekte haklı mı?
    • 28 Ağustos 2012 Hükümet haklı çıktı
    • 26 Ağustos 2012 Kawa ve Ergenekon
    • 24 Ağustos 2012 Terör sorunu ayrışıyor
    • 17 Ağustos 2012 Hem şiddet üreten, hem barış isteyen bir örgüt
    • 16 Ağustos 2012 'Paralel devlet'in iflası
    • 12 Ağustos 2012 Kürt, Türk, Alevî ve Sünni olmak
    • 10 Ağustos 2012 Yangını kim söndürecek?
    • 5 Ağustos 2012 Ordulaşan partiler ve partileşen ordular
    • 22 Temmuz 2012 Davutoğlu haklı çıkarsa?
    • 17 Temmuz 2012 'Hücre yenilenmesi'
    • 29 Haziran 2012 ÖYM'leri kaldırması için hükümete yetki verdiniz mi?
    • 24 Haziran 2012 Türkiye savaşa girer mi?
    • 21 Haziran 2012 Teröre teslim olmak
    • 19 Haziran 2012 Çözüme yakın mıyız?

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,135 µs