En Sıcak Konular

Emre Aköz


Emre Aköz
0 0 0000

'Yumurtacıların' hedefi demokrasi



Bazı büyük yayın organlarının, yumurta atarak yapılan protesto eylemlerini (hoşgörünün de ötesinde) sempatiyle karşıladığına şahit oluyoruz.
"Canım, silah çekmediler ya... Alt tarafı yumurta attılar" havasındalar.
Önce basit bir empati testi:
Böyle düşünen gazeteci arkadaşlar, kendilerini o kişinin yerine koysun...
Örneğin bir medya toplantısına davet ediliyorsun. Tam konuşacaksın... Çat! Üstün başın yumurta...
Eee, ne oldu şimdi?
Olan belli: Konuşma engellendi. Diyalog ihtimali kalmadı. İletişim kesildi. Kavgaya davet çıkarıldı.


***
Anlatmıştım: "Yetmez ama Evet" toplantısında da, yazar Adalet Ağaoğlu ile hukukçu Osman Can'a yumurta attılar. Başka bir toplantıda da boyalı su fırlattılar.
Bunu yapanların mesajı net: "Susun" diyorlar.
Yani yumurtalı protestoyu şirin bir protesto biçim olarak sunmak, fikir özgürlüğünü baltalayanları desteklemek anlamına geliyor.

***
Bugüne kadar yumurta fırlatanlara baktığımızda, siyasi açıdan şunu görüyoruz:
 " Demokrasi, insan hakları ve hukuk devleti" gibi çağdaş değerlere karşılar.
 Referandumda "Hayır" propagandası yaptılar.
 Sol Kemalist, vesayetçi, askerci, katı laikçi bir ideolojileri var.
Yani, Batı'daki birçok örneğin aksine, bizim yumurtacılar, özgürlükçü ve demokrat değil...

***
Aynı zihniyet, yine yumurta atarak, AÜ Siyasal Bilgiler Fakültesi'ndeki "Türkiye'de Anayasa" konferansında Burhan Kuzu'nun konuşmasını engelledi.
Bu hareketin anlamı belli:
2011 seçimleriyle oluşacak olan Meclis'in, bir Kurucu Meclis gibi çalışarak, demokratik bir Anayasa yapması bekleniyor.
Yumurtacıların... Daha doğrusu onların ardındaki, bence malum, gücün amacı, Yeni Anayasa'yı engellemek...
Günler geçtikçe bunu daha net göreceğiz.
12 Mart (1971) öncesi, leblebi gibi bomba patlattırıyorlardı, şimdilik yumurta attırıyorlar.

Hamilelik meselesi (2)
Çok basit bir olayı, sağa sola çekiştirenler için bir kez daha yazayım...
Elimizde iki çeşit bilgi var:
1) Anne adayının heyecanlanması, sert ve seri hareketler yapması, koşması, avazı çıktığınca bağırması, vücudunun sürekli adrenalin salgılanması, yere düşmesi, darbe alması gibi olaylar, cenine-fetüse zarar verebilir. Bebekte arazlar oluşabilir, hatta anne adayı düşük yapabilir.
Başta kadınlar olmak üzere, bunları herkes bilir mi? Bilir!
2) Türk polisi son yıllarda olumlu yönde değişti. Toplumsal olaylardaki tavrı hariç!
Vatandaşların toplanma ve gösteri yapma özgürlüğü demokratik toplumların esasında yer alır. Polisin görevi göstericiye saldırmak değil, onun gösterisini rahatça yapmasını sağlamaktır.
Ancak özellikle Çevik Kuvvet'tekiler, bu anlayışın karşısında yer alıyor: Vur deyince öldürmüyorlar ama süründürüyorlar!
Örneğin copla ya da biber gazıyla yere yıktıkları göstericiye, bir de tekme yumruk girişiyorlar.
İktidarlar değişiyor... Emniyetin elindeki teknoloji modernleşiyor... Polislere sürekli demokrasi ve insan hakları kursları veriliyor...
Ama bu noktadaki hunharlık değişmiyor.
Bu duruma Türkiye'de herkes şahit oluyor mu? Oluyor.


***
Gelelim Soruya: "Bu bilgilere sahip" bir anne adayının, Çevik Kuvvet'in sert müdahalesine maruz kalma olasılığı yüksek bir protesto gösterisine katılması, normal bir durum mu?
Bakın... Ben "polis iyi yaptı" demiyorum. Oradaki aşırı şiddete kulp takmıyorum. Soruşturma açılmasın da demiyorum; açılsın!
Şunu diyorum: Çocuk değilsin. Cahil değilsin. Üniversitede okuyacak, siyasetle ilgilenecek kadar bilgilisin...
O halde, kavga çıkacağı baştan belli, bebek açısından gayet riskli bir eyleme niye gittin?
Yoksa bunu bilerek mi yaptın?

sabah



Bu yazı 458 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 23 Ağustos 2012 Yeni Anteplere dikkat!
    • 28 Haziran 2012 Suriye aynı zamanda Rusya'dır!
    • 21 Haziran 2012 Bunlar bizi kandırıyor
    • 23 Mayıs 2012 Tek emperyalist ABD mi?
    • 15 Mayıs 2012 Silivri izlenimleri (1)
    • 10 Mayıs 2012 Başkanlık sistemi: Valiyi halk mı seçecek?
    • 6 Mayıs 2012 Aşk olmadan meşk olur mu?
    • 3 Mayıs 2012 Çelişik mesajlar kafa karıştırıyor
    • 27 Nisan 2012 27 Nisan'ın da hesabı sorulacak mı?
    • 24 Nisan 2012 Stalinci olmak suç mu, değil mi?
    • 3 Nisan 2012 PKK'nın vesayet aracı KCK
    • 16 Mart 2012 Aleviler neden Sivas'ı 'yaptıranları' görmek istemez?
    • 9 Mart 2012 Hani kadınları eve kapatacaklardı?
    • 22 Şubat 2012 Seçilmişler, atanmışların kulu değil... Ya seçenler?
    • 16 Şubat 2012 Krizler bitmeyecek
    • 14 Şubat 2012 O ajanlara bir de böyle bakın
    • 10 Şubat 2012 2014 kavgası
    • 8 Şubat 2012 Kemalistler ve İsrail lobisi
    • 5 Şubat 2012 Müsamere kardeşliği
    • 25 Ocak 2012 Kemalistlerin baba kompleksi

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    3,926 µs