En Sıcak Konular

Mehmet Altan


Mehmet Altan
0 0 0000

YÖK’e gerek var mı?



YÖK gene gündemde... YÖK konusu gündeme geldiğinde söylediklerim hep aynı... Çünkü: “YÖK, 12 Eylül askeri darbesinin üniversiteleri kışlalaştırmak isteyen mantığının bir ürünü.

YÖK, bir anayasa sorunu. Çünkü YÖK’ü 12 Eylül anayasasının 130. ve 131. maddeleri şekillendiriyor. Bu maddelerle üniversiteler toplumun denetimi dışına çıkarılarak cumhurbaşkanı ile YÖK’e teslim edilmiş. Anayasanın ilgili iki maddesini lağvetmeden sorunu çözmek mümkün değil. Demokratikleşmeyi hedef alan bir hükümetin hedefi bu iki maddeyi ortadan kaldırmak olmalı. 12 Eylül rejiminin mantığına yönelik böyle bir girişime, muhalefet de dâhil kimse duyarsız kalamaz. YÖK ortadan kalkınca, yine askeri darbenin çıkardığı mevcut 2547 sayılı yasa da geçersiz kalacak.

***

Peki yerine ne konacak? Üniversiteler dünyanın en eski kurumlarıdır. Üstelik AB özgür ve verimli bir üniversite anlayışını standart hale getirdi. AB’nin Bologna ve Berlin deklarasyonları, OECD’nin üniversitelerin özerkliğini tanımlayan sekiz kriteri, yeni bir üniversite yasasının özünü oluşturacak nitelikte. Üniversiteleri tek bir merkezden farklılıklarına bakmadan ve otoriter bir mantıkla yönetmek ve hatta vakıf üniversitelerinin de kimliklerini yok ederek onları da devlet üniversitesi haline getirmek yerine, sapmaya olanak vermeyecek bir temel çerçeve ile üniversitelere kendi özelliklerini dikkate alarak kendilerini yönetme olanağı tanınabilir. Türkiye geneline yayılmış üniversiteler arasında onca büyük fark var iken bunlara tek bir elbise giydirmenin anlamı var mı?

***

Hiçbir AB üniversitesinde görmediğimiz siyasallaşmayı ve verimsizliği kendi üniversitelerimizde yaşıyoruz. ‘Atatürkçü müsün, cemaatçi misin’ tartışması YÖK’ü ortadan kaldırıp yerine çağdaş kriterleri koyarak aşılır. AB uyum yasaları için yapılacak yeni anayasa değişiklikleri YÖK’ü lağveden maddeleri de kapsayabilir üstelik anlamlı da olur. Türkiye’yi AB’ye hazırla ama üniversiteleri 12 Eylül’de bırak, bu mantıklı değil. Bize makyaj değil yeniden bir doğum gerekli.”

Bu bölümleri, altı yılı aşkın bir süre önce, 7 Şubat 2004 tarihli “özgür üniversite için öneri yenilemesi...” başlıklı yazımdan aldım.

***

Yeniden şekillendirme için yollama yaptığım evrensel standartları da, öneri sistemini kapatmak için yeniden anımsatmak isterim...

OECD, 2003 yılında “özerk ve gelişmiş” bir üniversite için şu kriterleri saptadı:

“Binaların ve tüm araç-gereçlerin mülkiyet hakkına sahip misiniz?

Kredi alabilme yetkisine sahip misiniz?

Bütçenizi oluşturup öncelikleriniz doğrultusunda sarf edebiliyor musunuz?

Akademik yapıyı kendiniz belirliyor, ders programlarını kendiniz mi oluşturuyorsunuz?

Akademik personeli işe alma veya işine son verme yetkisi sizin mi?

Maaşları rahatlıkla belirliyor musunuz?

Üniversiteye alınacak yeni öğrenci sayısını saptayabiliyor musunuz?

Öğrenim ücretlerini tayin edebiliyor musunuz?”

Eğer bu sorulara rahatlıkla anında “evet” diyorsanız, siz özerk ve demokratik bir üniversitesiniz, eğer diyemiyorsanız, nafile...

Gelişmiş dünya 2003 yılından beri özerklik kriterlerini somutlaştırırken biz 1982 Anayasası’nın üniversiteleri kışlalaştırma anlayışının neden esiri olmaya devam edelim... Çerçeve aynı kaldıktan sonra ne reform yaparsanız yapın, dünya üniversitelerinden koparsınız...

***

Üstelik sadece OECD değil, Avrupa Birliği de 1998 yılından beri Avrupa Yüksek Öğretim Alanı kurmak ve bu sistemi dünya çapında teşvik etmek için çırpınıp durmakta...

Avrupa’nın üniversite konusundaki çabalarını somutlaştıran bu atılımın adı “Bologna Süreci” olarak biliniyor.

“Bologna Kriterleri” de bu sürecin hem yol haritası hem de pusulası...

Avrupa “Yüksek Öğretim Alanı” üniversitelerde güvenilir bir kalite güvencesi sağlıyor...

***

Bakalım...

12 Eylül rejimini tümden berhava edip yerine dünya standartlarını koymadıkça gerçek bir özgürleşmeye ulaşamayacağımızı kim, ne zaman kabullenecek?

star



Bu yazı 504 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 11 Ocak 2012 ‘Tanırım, iyi çocuklar’
    • 9 Ocak 2012 Genelkurmay’a o istihbaratı kim verdi?
    • 6 Ocak 2012 Demokrasi ile ‘biat sistemi’ arasındaki fark
    • 30 Aralık 2011 Bombalama emrini kim verdi?
    • 24 Aralık 2011 Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım’ın adresi
    • 16 Aralık 2011 Susurluk’ta faili meçhul reytingi...
    • 14 Aralık 2011 Ergenekon büyürken uyuyamam...
    • 4 Aralık 2011 Şikeci siyasetin kirli çamaşırları
    • 2 Aralık 2011 Var mı bu yasayı çıkaracak babayiğit?
    • 30 Kasım 2011 Yüzde 3 Türkiye’yi keser mi?
    • 29 Kasım 2011 Devlet-ulustan ulus-devlete geçemeyince
    • 23 Kasım 2011 Ergenekon’un farkında mısınız?
    • 21 Kasım 2011 Birinci Cumhuriyet Dersim’dir...
    • 14 Kasım 2011 Kozinoğlu kalp krizinden mi öldü?
    • 9 Kasım 2011 Kararı alkışlıyor, Bakan’ı kutluyorum
    • 3 Kasım 2011 Almanya’daki Türkler, Türkiye’deki Kürtler
    • 31 Ekim 2011 Cinayet işlemeye özgürlük savaşı mı diyorsunuz?
    • 26 Ekim 2011 Hırsızlar da kardeşiniz mi?
    • 20 Ekim 2011 Keşke gerçek bir ordumuz olsaydı...
    • 19 Ekim 2011 Bir İsrailli kaç Filistinliye bedel?

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,427 µs