En Sıcak Konular

Fehmi Koru


Fehmi Koru
0 0 0000

NATO Zirvesi'nde ne oldu?



NATO bir savunma örgütü, öyle kalmasında da yarar var. 'Füze Kalkanı' NATO'nun görev alanını genişleten ve esneten bir proje. NATO üyelerine en başta düşünülmemiş yeni yükümlülükler getiriyor. Geçmişte 15 üyeli NATO'nun Hür Dünya adına cephe ülkesiydi Türkiye, şimdi de kendisine 28 üyeli NATO için benzer bir görev veriliyor.

Tek önemli fark: Soğuk Savaş döneminde 'düşman' belliydi, bugün ise -geri planda 'İran' adı zikredilse bile- çok 'muğlak' bir düşman algısı söz konusu... İran ne zamandan beri Batı savunma bloku için 'düşman' ilân edilecek çapta bir tehdit sayılıyor?

Zirve öncesinde Türkiye'nin tepkisini aşırıya vardırmasını önlemek için olağanüstü gayret sarf edildiği görüldü. Zaman zaman ipin kopma noktasına kadar vardığı da oldu. NATO'ya yön veren bazı ülkelerin, örgütü yeniden biçimlendirirken Türkiye'yi de biçimlendirmek istedikleri, hatta -fırsat bu fırsattır kurnazlığıyla- kuruluşundan beri içinde yer aldığı NATO'nun dışına itmeyi bile düşündükleri fark edildi.

Özellikle Fransa ve Almanya'nın... 'Düşman' algısına muhatap ülke/ler/in isim isim belirtilmesi zorlamasının sebebi herhalde buydu. Komşularıyla 'sıfır sorun' politikası izleyen, etrafını bir barış denizine çevirme derdi bulunan Türkiye'nin, 'füze kalkanı' zırhına bürünmesiyle dünyayı sürekli bir 'savaş alanı' gördüğünü resmen ilân eden bir anlayışa itirazı gayet doğal.

Aylardır bu itirazlarını diğer üyelerle müzakere konusu yaptı Türkiye; Merkel-Sarkozy ikilisinin inadını kırmada Barack Obama'dan kısmi yardım alarak... Zirve'den çıkan karar, hiç kuşkunuz olmasın, Türkiye'nin itirazlarının bir çoğu dikkate alınarak hazırlandı.

NATO'nun kendisini yeniden tanımladığı dönüşüm noktasında Türkiye'yi kaybetmek istemeyenler, vakti zamanında kendilerini korumak için üstün gayretler göstermiş cephe ülkesi ortaklarını gözden çıkaracağı görüntüsü veren diğer ülkeleri sonunda ikna edebildi.

Kırılmaya kadar gidebilecekken uzlaşmayla sonuçlanmış müzakerelerin bir zayıf noktası vardır: Sözler tutulmazsa kırılma sonradan kaçınılmaz hale gelebilir. Strasbourg'ta yapılmış bir önceki NATO Zirvesi'nde, Türkiye, genel sekreterliğin en güçlü adayına itirazından, aldığı sözler üzerine vazgeçmişti; NATO ve yeni sekreter o sözleri yerine getirdi. Türkiye için Lizbon'da verilen sözlerin tutulması daha da önemli.

Müzakere yapılan her zemin manipülasyona açıktır. Kendisini çizgilerine getirmek veya ittifak dışı bırakmak isteyenlerin son müzakereler öncesi kirli oyunlarına maruz kaldı Türkiye... Bir süreden beri içte ve dışta sürdürülen 'eksen kayması' tartışmaları ne içindi sanıyorsunuz? Türkiye'yi geleneksel zeminini değiştirerek yeni yollara başvuran bir ülke olarak göstermeye, komşularıyla iyi ilişkilerini farklı arayışlarla irtibatlandırmaya yönelik yorumlar ve bu yoldaki yayınlar, hükümetin elini müzakerelerde güçsüzleştirmeyi amaçlıyordu.

İçeride başlatılan anlamsız tartışma, yurtdışı platformlarda Zirve'nin yapıldığı güne kadar sürdürüldü.

Bazıları Ak Parti hükümetinin 'medya' konusunda neden fazlaca tepkili olduğunu merak ediyorlar; haklılar, daha önceki dönemlerde alıştığımız tepkilerden çok daha fazlasını veriyor Ak Parti yönetimi medyaya karşı. Bunun sebebi, Ak Parti'ye ideolojik karşıtlığın ülke çıkarlarını göz ardı etmeye kadar vardırılması olmasın? Bir global alt-üst oluş döneminde ülke çıkarlarını korumakla görevli siyasiler, bekledikleri asgari hassasiyeti bizlerden görmediklerini düşünüyor olabilir.

NATO ilk vartayı atlattı, kritik Zirve'den bölünmeden çıktı, ama bazı kararlarını erteleyerek bunu sağlayabildi. Müzakereler devam ediyor anlamına geliyor bu. Bizler de dikkatli olmaya devam etmeliyiz.


yenişafak



Bu yazı 518 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Eylül 2012 Ak Parti kongresinin düşündürdükleri...
    • 28 Eylül 2012 Yalan dünya, hem de ne yalan
    • 23 Eylül 2012 Tartışma sağlık alametidir
    • 20 Eylül 2012 Darbeler, CHP ve Deniz Baykal...
    • 18 Eylül 2012 CHP’nin özrünün anlamı
    • 16 Eylül 2012 Hayasızca saldırının düşündürdükleri
    • 11 Eylül 2012 O da bir gün bitecek...
    • 9 Eylül 2012 Ne olur, ne olamaz...
    • 6 Eylül 2012 Suriye politikasına yeniden bakmak
    • 29 Ağustos 2012 Türkiye Pakistan, Hatay da Peşaver değil...
    • 26 Ağustos 2012 Hayatları oyun
    • 19 Ağustos 2012 Orhan Pamuk tiksiniyormuş, ben acıyorum...
    • 14 Ağustos 2012 Milletvekili neden kaçırılır?
    • 12 Ağustos 2012 ‘Yeni gazetecilik’ denen şey
    • 9 Ağustos 2012 Tuzak varsa tedbir nerede?
    • 3 Ağustos 2012 Komutan tanıklık yaptı
    • 31 Temmuz 2012 Abdullah Gül ‘yeniden’ ha, gerçekten mi?
    • 24 Temmuz 2012 Kılıçdaroğlu siyaseti kirli (mi) görüyor
    • 18 Temmuz 2012 CHP’nin Ak Parti açmazı
    • 17 Temmuz 2012 CHP makas değiştirirken...

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,807 µs