En Sıcak Konular

Emre Aköz


Emre Aköz
0 0 0000

Yüksek Yargı'yı kim denetleyecek?



Geçen gün Adalet Bakanı Sadullah Ergin, bizim gazeteyi ziyaret etti.
Resmi demeç vermediği için, kendisini yazılmamak kaydıyla dinledik.
Bakan Ergin bir ara kuvvetler ayrılığı ilkesinin çalışma biçiminden yakındı.
Özetle... "Yasama (Meclis) ve Yürütme'yi (Hükümet), Yargı denetliyor... Buna karşılık Yüksek Yargı hemen hemen denetim dışı" dedi.
Yargıtay'ın verdiği o şaşırtıcı kararı duyunca, aklıma Bakan Ergin'in söyledikleri geldi...


***
Olayı hatırlayalım: Ergenekon davasından tutuklu yargılanan Başkent Üniversitesi Rektörü Mehmet Haberal, tahliye edilmesini talep etmiş... Ancak yargıçlar talebi geri çevirmişti.
Bunun üzerine Haberal, 9 yargıç hakkında tazminat davası açtı ve kazandı...
Neticede dosya Yargıtay'a gitti. Sonuçta söz konusu 9 yargıca verilen ceza onandı.
Her bir yargıç 1500 lira ceza ödeyecek.

***

Gerçekten tuhaf bir karar bu...
Nedeni basit: Ortada yürüyen bir dava var... Eğer yargı bağımsızsa, kimse bir yargıca "Şu kararı ver" diyemez... Bu konuda Anayasa gayet net:
"MADDE 138: Hâkimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler.
Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz."
Anayasa'nın bu açık hükmüne rağmen Yargıtay, "Şu kararı vermeliydin" demekle kalmıyor, "Madem vermedin, al sana ceza" diyor...

***

Bence korkunç bir durum!
Bu kararla birlikte, benzeri davaya bakan bir yargıç, vicdanının sesine kulak tıkamak zorunda kalacak.
Hani "Yargı, vicdan ile cüzdan arasında sıkıştı" diyorlardı ya... İşte gerçek sıkışma bu!
Yargıç karar alırken, "Önce cüzdanıma bir bakayım, ceza keserlerse ödeyebilir miyim" diye düşünecektir.
* Peki... Tamam... Öyle olsun! Madem adalet sistemi bundan sonra böyle çalışacak...
O zaman, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin Türkiye'ye kestiği para cezalarını, buna neden olan kararları alan yargıçlara ödetelim.
Özellikle de Yargıtay üyelerine!
Çünkü mahkemelerin verdiği insan haklarına aykırı kararlar, onlar tarafından onanıyor...

***

* Bir başka noktaya daha dikkatinizi çekmek isterim:
Sanılanın aksine Yargıtay, mahkemelerin kararını düzeltmez...
Yani diyelim ki bir hırsıza yargıç, 2 yıl hapis cezası verdi. Yargıtay, "2 yıl az olmuş, 4 yıl vermelisin" diyemez.
Sadece "Suça yanlış maddeyi uygulamışsın" der ve dava tekrar görülür.
Halbuki burada yargıçlar, "belli" bir karara yönlendiriliyor.

***

Mehmet Haberal vakasında ilginç bir başka nokta daha var: Tam 9 hâkimden söz ediyoruz. Dokuz yargıcın aynı kararı vermesi, karşımızda ciddi bir fikir-yorum birliği olduğu anlamına gelir.
Bir kişi yanılır, iki kişi yanılır; yanlış yorum yaparlar...
Dokuz yargıcın birden yanıldığını iddia etmek çok garip değil mi?
Dokuz yargıca birden ceza kesilmesi, nokta atışı yapıldığı ve gözdağı verildiği izlenimini uyandırıyor.
Bu durumda insan ister istemez o eski iddiaları hatırlıyor. Ne diyordu Ergenekon dostları: "Hiç merak etmeyin, neticede dosyalar Yargıtay'a gidecek."
Dosyalar henüz tamamlanmadı, yani yargıçlar son kararı vermedi ama "vakalar" Yargıtay'a gitmeye başladı bile!
Birilerinin acelesi var galiba!
Not: Bu olay Anayasa'nın 148'inci maddesine rağmen, Anayasa Mahkemesi'nin içerik denetlemesi yapmasına benziyor.
Sizce hukuku ve yasaları en çok kimler çiğniyor?

sabah



Bu yazı 257 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 23 Ağustos 2012 Yeni Anteplere dikkat!
    • 28 Haziran 2012 Suriye aynı zamanda Rusya'dır!
    • 21 Haziran 2012 Bunlar bizi kandırıyor
    • 23 Mayıs 2012 Tek emperyalist ABD mi?
    • 15 Mayıs 2012 Silivri izlenimleri (1)
    • 10 Mayıs 2012 Başkanlık sistemi: Valiyi halk mı seçecek?
    • 6 Mayıs 2012 Aşk olmadan meşk olur mu?
    • 3 Mayıs 2012 Çelişik mesajlar kafa karıştırıyor
    • 27 Nisan 2012 27 Nisan'ın da hesabı sorulacak mı?
    • 24 Nisan 2012 Stalinci olmak suç mu, değil mi?
    • 3 Nisan 2012 PKK'nın vesayet aracı KCK
    • 16 Mart 2012 Aleviler neden Sivas'ı 'yaptıranları' görmek istemez?
    • 9 Mart 2012 Hani kadınları eve kapatacaklardı?
    • 22 Şubat 2012 Seçilmişler, atanmışların kulu değil... Ya seçenler?
    • 16 Şubat 2012 Krizler bitmeyecek
    • 14 Şubat 2012 O ajanlara bir de böyle bakın
    • 10 Şubat 2012 2014 kavgası
    • 8 Şubat 2012 Kemalistler ve İsrail lobisi
    • 5 Şubat 2012 Müsamere kardeşliği
    • 25 Ocak 2012 Kemalistlerin baba kompleksi

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    7,088 µs