En Sıcak Konular

Ahmet Taşgetiren


Ahmet Taşgetiren
0 0 0000

KCK'yı yargıla(ma)mak



KCK, Kürtçe açılımıyla "Koma Ciwaken Kürdistan", Türkçe ifadesiyle "Kürdistan Topluluklar Birliği..."

Diyarbakır'da başlayan dava tartışılıyor. Medyadaki değerlendirmelerde, sanıkların yakalanması ve tutuklanması sırasında medyaya yansıyan görüntüler, sanıkların bir kısmının seçilmiş kişiler olması eleştiri konusu oluyor ve genelde KCK yargılamasının, Kürt sorununun çözümünde bir geri adım olduğu vurgusu yapılıyor.

Bu eleştirilerin bir kısmına katılmak mümkün. KCK yargılamasının, Kürt kamuoyunda tepki doğurması da beklenir. Kürt siyasi hareketinin bu yargılamayı etnik bilinci besleyici bir malzeme haline getireceği de muhakkak.

Ben, yargı huzuruna çıkan sanıklarla ilgili bir şey söylemek istemem. Beraeti zimmet asıldır.

Ama ortada, suçluluğun tespiti açısından, kapatılması zor bir fark bulunduğunu ve Kürt sorununun bütün safhalarında bu farkın devreye girdiğini görmek gerekiyor.

Şöyle sorular sorsak: KCK var mı? KCK yasal mı? Yasal değilse, bir hukuk devletinde böyle bir örgütlenmeye göz yumulabilir mi? Yasadışı bir örgütün hukuk devletinde karşı karşıya bulunacağı durum yargılanmak ise şu an KCK'nın yargılanması kadar tabii bir şey olabilir mi?

Bu sorulara en başta "KCK adında yasadışı bir örgüt var" diye cevap veriyorsanız, arkasından gelen soruların cevabı bellidir.

İddianameye yansıyan ve siyasi Kürt hareketi çevrelerinde de reddedilmeyen bilgiler şunlar:

"KCK 2005 yılında kurulmuş. Anayasası, yasama, yürütme, yargı organları olan bir yapı. Suriye, İran ve Irak'ta faaliyet gösteriyor. Bu ülkelerin adli, idari ve siyasi rejimine alternatif bir sistem oluşturarak yandaşlarını bu çatı altında topluyor.

"KCK'nın başında 'önderlik' diye tabir edilen Abdullah Öcalan, yasama organı Kongra-Gel'in başında Zübeyir Aydar, yürütme konseyinin başında Murat Karayılan bulunuyor. Duran Kalkan, Mustafa Karasu ve Cemil Bayık ise Karayılan'ın yardımcıları. KCK, vatandaşlığa alan-çıkaran, vergi mükellefiyeti getiren, yargılayan, silahlı mücadele yapan, mahalli ve merkezi teşkilatları olan, kendisine yakın yerel yönetimler üzerinde söz sahibi olmaya çalışan, Öcalan'ın önderliğini dikte eden bir yapıya sahip. Şehir, kasaba, mahalle, sokak, köy örgütlenmesine sahip KCK, şehir merkezlerindeki korsan gösteri, molotofkokteyli atma, taş atma, örgütsel amaçlı basın açıklaması, miting ve oturma eylemlerini organize ediyor."

İddianame bu çerçevede birçok KCK uygulamasına işaret ediyor. Öyle ki, iddianameye göre KCK, belediye başkanlarını bile yargılayabilen bir olgu durumunda. Hatta iddianame bu olguyu "Gölge devlet" diye tanımlıyor.

Aynı soruya dönelim:

Şayet böyle bir örgüt varsa, ne yapsın devlet?

Baktığınızda, kimse "Böyle bir örgüt yok" demiyor.

Ve zımnen şunun söylendiğine tanık oluyorsunuz:

-Örgüt var ama bunu realite olarak kabul edip içimize sindirmeliyiz. Hiç olmazsa dağda değiller.

Başka bir grup şöyle diyor:

-Şimdi bunları yargılarsak, bunlar da dağa çıkar.

Bir başka grup:

-Kürt sorunu o hale geldi ki artık legal-illegal ayrımı yapmak biraz da lüks kaçıyor.

Ben, PKK eksenli Kürt siyasi hareketinde çoktan, ayrı bir meşruiyet çerçevesi oluşturulduğunu ve hiçbir olayın, sizin-benim baktığım yerden değerlendirilmediğini, aksine sizin-benim onların meşruiyet çerçevesini kabule zorlandığımızı düşünüyorum.

PKK'nın meşruiyet anlayışı nedir derseniz, o, silahlı mücadeleyi, gerekirse cinayet işlemeyi meşru görüyor mesela. O gizli örgütlenmeyi meşru görüyor. O kendi hedefine doğru yürüyüşte apayrı legal-illegal tasnifleri yapıyor.

Öcalan'ı lider-önder olarak tanıyan birisi için, Ankara adına herhangi bir meşruiyetten bahsedilebilir mi? PKK, tutukluya esir diyor mesela.

Diyeceksiniz ki, bu ne kadar geçerli? İşte Öcalan TC mahkemelerinde yargılanmış ve cezaevine konmuş. İşte KCK yargılanıyor. İşte BDP, mer'i hukuka göre siyaset yapıyor, yapmadığında yaptırıma maruz kalıyor.

Yani çıkıp da "Biz TC'nin hiçbir boyutunu tanımıyoruz" demiyor. Bu da onların çıkmazı.

Ama PKK eksenli oluşumlarda, mer'i hukuka rağmen bir yapılanma bulunduğu ve bunu zihinlere kazımak için adım adım ilerlendiği bir vakıa. Bu noktada netice alındığı da söylenebilir. Kamuoyunun bir kesimi, silahlı hareketi, devletin silahlı kuvvetleriyle eşit değerde, hatta pazarlık edilebilir bir olgu, silahsız hareketi, illegal boyutları dahil, lütfedilmiş bir barış hamlesi gibi görüyorsa, orada PKK'nın zihinlerde sonuç aldığını görmek gerekiyor. Ve bu sonuç, Kürtler üzerindeki PKK ipoteğini besliyor.

KCK davasına bir de zihinlerimizi bu çerçevede sorgulayarak bakmaya ne dersiniz?

Düzeltme: Dünkü yazımda BBP lideri olarak Yalçın Topçu'nun ismi Yaşar Topçu olarak geçmiştir, düzeltir, özür dilerim.


bugün



Bu yazı 315 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 25 Eylül 2012 Vesayet tortusunu silmek...
    • 20 Eylül 2012 Ana gündem: Terörü yok etmek
    • 12 Eylül 2012 Gültan Kışanak kaçırılsa...
    • 11 Eylül 2012 AK Parti formatının önemi
    • 9 Eylül 2012 Ne kadar çok ''keşke'' diyoruz
    • 7 Eylül 2012 ''Akil adam'' enstrümanı
    • 28 Ağustos 2012 MGK ne yapacak?
    • 26 Ağustos 2012 Düşme, düşersen üzerine çullanırlar
    • 19 Ağustos 2012 Bayram nostaljisi
    • 14 Ağustos 2012 Aygün ve bölgenin çıplak gerçeği
    • 12 Ağustos 2012 115 asker ölseydi...
    • 9 Ağustos 2012 ''Güvenlikçi politika''
    • 7 Ağustos 2012 Şemdinlili bir ananın Karayılan'a mektubu
    • 2 Ağustos 2012 ''Daha büyük harita''
    • 27 Temmuz 2012 Ortak mutluluğu planlamak
    • 26 Temmuz 2012 Ortadoğu'da ne oluyor?
    • 24 Temmuz 2012 Bölgesel Kürt yapılanması
    • 19 Temmuz 2012 Erdoğan'ın kurgusu ne?
    • 18 Temmuz 2012 Kılıçdaroğlu için son raunt
    • 27 Haziran 2012 Türkiye sınanıyor

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,265 µs