En Sıcak Konular

Emre Aköz


Emre Aköz
0 0 0000

Evet, hayat tarzlarına müdahale edilmiştir!



Başbakan Erdoğan "Kimin tavuğuna 'kışt' dedik" dedik diye yakınıyor. Partisinin 16'ncı İstişare ve Değerlendirme Toplantısı'nda şöyle demiş:
"Şurada 8 yıldır ülkeyi idare ediyoruz, kimin tavuğuna 'kış' dedik ya?.. Yani eğlenmekse, nasıl eğleniyorsan eğleniyorsun. İstediğin gibi yaşıyorsun, nerede, kime müdahale ettik?
Hangi yaşam koşulunu değiştirdik?"
Ben de bir zamanlar onun gibi düşünüyordum: "Kimseye müdahale edildiği filan yok... Peki, bu laflar nereden çıkıyor" diyordum kendi kendime.
Ancak şunu gördüm:
Birisinin tavuğuna 'kış' dememek yetmiyor... Başka birisinin tavuğuna 'gel bili bili' dediğin anda, ister istemez bazı çıkarlara taş koyuyorsun...
Ben buna 2007'de kani oldum:
AKP döneminde hava yolları serbestleştirildi ya... Rekabet ve çeşitlenme, uçaklara milyonlarca yeni yolcu getirdi. Gurur duymamız gereken, şahane bir gelişme değil mi?
Hayır, bazıları için değil!
Hava yolculuğunu "ayrıcalıklı" bir seyahat biçimi olarak algılayanlar, yandaki koltukta, "kahvaltıda çorba içen", uçak türbülansa girdiğinde "dualar okumaya" başlayan Anadolu insanını gördükleri anda zıvanadan çıktı!
 İşte tam o sırada, hayat tarzlarına müdahale edildiğini, iliklerinde hissettiler.
Peki, poturluların, türbanlıların, uçaklara kadar girerek, hanımefendilerle, beyefendilerle aynı mekânı paylaşmalarını kim sağlamıştı? A-ke-pe!
Olay budur...

Ahşap oyuncak dijital oyuncakla rekabet edebilir mi?
Geçen gün bir tezgâhta değişik tarzda bir oyuncak tavşan gördüm. Aslında o da bir sanayi makinesinde seri biçimde üretilmişti. Ama ne bileyim, tipi bana biraz farklı geldi.
Yağmurda yürümeye devam ederken düşündüm: Eski oyuncakların önemli bir bölümü tornadan çıkmış olurdu. Ya da önceden hazırlanmış kalıplarla tenekeden imal edilirdi.
Ama yine de o oyuncaklarda, şimdiki gibi bir "seri üretim havası" olmazdı. Belki de bazı kısımlarına (boya, tüy, vs.) el değdiği için öyle gelirdi.
Bir başka önemli nokta da, büyük antropolog Levi-Strauss'un "bricolage" ("brikolaj") dediği olaydı. 'Bricolage' kelimesini Türkçeye "yap-takçılık" diye çeviren benim bildiğim Prof. Tahsin Yücel'dir.
Levi-Strauss, bizim anladığımız manada bir "üretim" sistemine sahip olmayan "ilkel" kabilelerin, kendilerine gerekli olan eşyaları, doğadan topladıkları çeşitli malzemelerle yapmalarını, bu kelimeyle anlatıyordu.
Eskiden çocuklar birer yap-takçı gibiydi. Oradan buradan edindikleri nesnelerle kendi oyuncaklarını imal ederlerdi. Şimdi bakıyorum da gayet uzağa su fışkırtan "su tüfekleri" var! Hem de yanardöner cinsten.
Buna karşılık bitmiş deterjan petleri tabanca olarak kullanılırdı eski su savaşlarında!
Uzaktan kumandalı otomobiller ya da tanklar da yoktu. Çocuklar naylon otomobilin tepesine bir tel sokar... Telin üst ucunu, direksiyon gibi kıvırır... Ağızlarıyla motor sesi çıkararak arabalarını sürerdi!


***

Peki, bu çağda neler yapılabilir?
Örneğin yeniden ahşap oyuncaklara dönmek mümkün mü? Göreceğiz? Nerede? Düzce Üniversitesi'nde!
Düzce Üniversitesi, "Ahşap Oyuncak Tasarımı Yarışması" düzenliyor.
Duymayanlar için hatırlatayım:
15 Haziran'da başlayan başvurular, 12 Kasım günü son bulacak.
Kısaca ifade edersek, 3-6 yaş arasındaki çocukların becerisini, zekâsını, merak duygusunu geliştiren ahşap oyuncaklar, yarışmada ödüllendirilecek.
Ödül töreni 24 Aralık'ta. Birinci 4 bin lira, ikinci 2 bin lira, üçüncü ise bin lira alacak. Meraklısı üniversitenin internet sitesine bakabilir.
Acaba ahşap oyuncaklar, bilgisayar oyunlarıyla rekabet edebilir mi? Göreceğiz...
Not: Bence dijitalle rekabet edebilecek kadar başarılı bir ahşap oyuncak için 4 bin liralık ödül çok az!

sabah



Bu yazı 306 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 23 Ağustos 2012 Yeni Anteplere dikkat!
    • 28 Haziran 2012 Suriye aynı zamanda Rusya'dır!
    • 21 Haziran 2012 Bunlar bizi kandırıyor
    • 23 Mayıs 2012 Tek emperyalist ABD mi?
    • 15 Mayıs 2012 Silivri izlenimleri (1)
    • 10 Mayıs 2012 Başkanlık sistemi: Valiyi halk mı seçecek?
    • 6 Mayıs 2012 Aşk olmadan meşk olur mu?
    • 3 Mayıs 2012 Çelişik mesajlar kafa karıştırıyor
    • 27 Nisan 2012 27 Nisan'ın da hesabı sorulacak mı?
    • 24 Nisan 2012 Stalinci olmak suç mu, değil mi?
    • 3 Nisan 2012 PKK'nın vesayet aracı KCK
    • 16 Mart 2012 Aleviler neden Sivas'ı 'yaptıranları' görmek istemez?
    • 9 Mart 2012 Hani kadınları eve kapatacaklardı?
    • 22 Şubat 2012 Seçilmişler, atanmışların kulu değil... Ya seçenler?
    • 16 Şubat 2012 Krizler bitmeyecek
    • 14 Şubat 2012 O ajanlara bir de böyle bakın
    • 10 Şubat 2012 2014 kavgası
    • 8 Şubat 2012 Kemalistler ve İsrail lobisi
    • 5 Şubat 2012 Müsamere kardeşliği
    • 25 Ocak 2012 Kemalistlerin baba kompleksi

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,147 µs