En Sıcak Konular

Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta



Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta
0 0 0000

Hava kirliliği diyabete de yol açıyor



Bugüne kadar hava kirliliğinin astım krizleri ve KOAH alevlenmelerine sebep olduğunu; bronşit, zatürree gibi solunum yolları enfeksiyonlarının oluşumuna zemin hazırladığını; akciğer kanseri için risk yarattığını; kalp ve damar hastalıklarına yol açtığını biliyorduk, ama meğer hava kirliliğinin sağlığımız üzerine olan olumsuz etkileri sadece akciğerler ve kalbimizle sınırlı değilmiş. Yeni yayınlanan iki ayrı araştırma, hava kirliliğinin diyabet riskini artırabileceğini de ortaya koydu. 

Diyabet özellikle gelişmiş ülkelerde adeta bir salgın hastalık gibi artıyor. Şehirleşme ile diyabet arasında bir ilişki olduğundan şüphe edilmiyor ve bundan beslenme hataları, hareketsizlik başta olmak üzere pek çok çevresel faktörün sorumlu olabileceği düşünülüyor. Hava kirliliği de şehirleşmenin getirdiği olumsuzluklardan biri. Daha önce laboratuar hayvanları üzerinde ve daha küçük gruplarda yapılan deneysel araştırmalarda hava kirliliğinin insülin direncini artırdığı gösterilmişti.

Amerika’ da yapılan araştırma
Boston’ da Çocuk Hastanesi uzmanları tarafından gerçekleştirilen araştırmada hava kirliliği ile erişkin tipi diyabet arasında obezite, egzersiz ve etnisite gibi diğer risk faktörleri düzeltildikten sonra da devam eden kuvvetli ve kalıcı bir ilişki olduğu belirlendi. Bu ilişkinin Çevre Koruma Ajansı (EPA) tarafından kabul edilen kirlilik emniyet sınırlarının altında bile mevcut olması çok önemli.
Diabetes Care isimli dergide yayınlanan bu araştırmada kısaca PM2.5 olarak bilinen ve hava kirliliğinin temel elemanlarından olan 0.1-2.5 nanometre büyüklüğündeki partiküller esas alındı. Bu partiküller hem trafikten, hem kömür yanmasından ve hem de endüstriden kaynaklanan kirlilikte rol oynuyorlar. Araştırmada, diyabet görülme sıklığı ile PM2.5 konsantrasyonları arasında sıkı bir ilişki olduğu, bir metreküp havada PM2.5’da 10 mikrogramlık artışın diyabet riskini yüzde 1 oranında artırdığı belirlendi.

Araştırmanın dikkat çeken bulgularından biri de diyabet ve hava kirliliği ilişkisinin, hava kirliliğinin EPA’ nın belirlediği emniyet sınırlarının altında olduğu eyaletlerde bile belirlenmiş olması. EPA, hava kirliliğinden bahsedebilmek için bir metreküp havada 15 mikrogramdan fazla PM2.5 bulunmasını yeterli buluyor.

Almanya’ da yapılan araştırma
Düsseldorf’ ta Alman Diyabet Merkezi tarafından yapılan araştırmada ise 1990-2006 seneleri arasında metabolik sendrom teşhisi konan 1.775 orta yaşlı kadının 187’ sinde diyabet geliştiği; bu kadınların çoğunun trafiğin yoğun olduğu dolayısıyla da hava kirliliğinin daha çok olduğu caddelerde yaşadıkları belirlendi. Araştırmada yoğun trafiğin olduğu yerlerde yaşayan kadınların diyabet riski trafiğin daha az olduğu kadınlara göre yüzde 15 daha yüksek bulundu.

Kirlilik nasıl diyabet yapıyor?
Hava kirliliğinin akciğerlerde sebep olduğu kronik, düşük dereceli enflamasyonun giderek başta yağ dokusu olmak üzere tüm vücutta etkile olmasıyla diyabete yol açabileceği düşünülüyor.
Daha önce yapılan bir araştırmada 6 ay süreyle yağdan zengin diyetle beslenerek obezleştirilen farelerin yüksek miktarlarda PM2.5’ a maruz bırakılanlarında, kronik enflamasyon, insülin direnci, göbekte yağ depolanması gibi değişikliklerin geliştiği belirlenmişti.

YORUM
BİR: Bu bir epidemiyolojik araştırma; dolayısıyla bundan bir sebep-sonuç ilişkisi çıkarmak doğru değil. Bu araştırmada tek tek insanların maruz kaldıkları hava kirliliği hakkında bir ölçüm yapılmamış olduğu için bu ilişkinin sebebini ve diyabetin hangi mekanizma ile geliştiği de söylenemez.
İKİ: Hava kirliliği diyabet ilişkisi daha önce laboratuar ortamında yapılan ve küçük gruplarda gerçekleştirilen ve yoğun kirliliğin esas alındığı araştırmalarla gösterilmişti. Bu araştırmalar ile gerçek hava kirliliğinin kan şekeri üzerine olan etkileri daha çarpıcı bir şekilde ortaya konmuş oluyor.
ÜÇ: Diyabet salgınının birden çok çevresel sebebi olması mümkündür. Dikkatler daha ziyade beslenme ile ilgili yanlışlar, hareketsizlik gibi etkenlere yönelmiş olmakla beraber hava kirliliği veya başka çevresel faktörlerin de rollerinin olması pek âlâ mümkündür.
Diyabetiklerin mümkün olduğunca temiz havada yaşamaları hastalıklarının seyrini olumlu etkileyebilir.
DÖRT: Bugün için emniyetli olduğu kabul edilen kirlilik düzeylerinin yeniden değerlendirilmesi düşünülmelidir.
BEŞ: Son senelerde hava kirliliği birçok ülkede alınan tedbirlerle azalırken diyabet sıklığının artmakta olması bu teoriyi zayıflatıyor.

KAYNAKLAR
1.Qinghua Sun, Peibin Yue, Jeffrey A. Deiuliis ve arkadaşları: Ambient Air Pollution Exaggerates Adipose Inflammation and Insulin Resistance in a Mouse Model of Diet-Induced Obesity.  http://circ.ahajournals.org/cgi/content/full/119/4/538
2.Pearson, J.F. Diabetes Care, October 2010; vol 33: pp 2196-2201.
3.Krämer  U, Herder  C, Sugiri D: Traffic-Related Air Pollution and Incident Type 2 Diabetes: Results from the SALIA Cohort Study: http://ehp03.niehs.nih.gov/article/fetchArticle.action?articleURI=info%3Adoi%2F10.1289%2Fehp.0901689




Bu yazı 585 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 31 Ekim 2014 Günde 3 bardak süt kemik kırığı ve ölüm riskini artırıyor
    • 14 Mayıs 2013 Akademik sahtekârlık geleneğinin kime ne zararı var
    • 11 Aralık 2012 Yakında ruh hastası olmayan kalmayacak
    • 9 Ekim 2012 Bir Türk tıp alanında Nobel alabilir mi?
    • 3 Ekim 2012 Burun damlaları ile aldatılıyor muyuz?
    • 2 Ekim 2012 Kimi kime şikâyet edelim?
    • 1 Ekim 2012 Türkiye'de mamografi taramaları rezaleti
    • 16 Eylül 2012 Mamografi taramalarına karşıyım
    • 10 Eylül 2012 Modern tıbbın son numarası: Aşırı teşhis
    • 8 Eylül 2012 Mamografi kanser riskini arttırıyor
    • 7 Eylül 2012 Benzer ilaç nedir?
    • 28 Ağustos 2012 Meme taraması saç taramaya benzemez
    • 14 Ağustos 2012 Antibakteriyel ürünlerdeki büyük tehlike
    • 6 Ağustos 2012 Sağlıklı suda hiçbir mikrop olmamalıdır
    • 30 Temmuz 2012 Enerji içecekleri yasaklanmalıdır
    • 23 Temmuz 2012 Damacana mı musluk suyu mu?
    • 10 Temmuz 2012 İlaç tanıtımında bundan iyisi Şam'da kayısı
    • 23 Haziran 2012 Bir sağlık haberi skandalı
    • 13 Haziran 2012 Ot-Çöp tüccarlarından alacağımız dersler de var
    • 17 Nisan 2012 Sönmez gene döndü

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    7,159 µs