En Sıcak Konular

Bülent Korucu


Bülent Korucu
0 0 0000

Cihaner nerede yargılanmaz!



Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner'in yargılanması hukuk tarihine geçecek hamlelerle devam ediyor. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi ile 11. Ceza Dairesi arasındaki uyuşmazlığı bitiren kararı verdi.

Uyuşmazlık sona erdi ama tartışma alevlendi. Normal hukuk sisteminde 'bu dava nerede görülemez?' sorusuna cevap aransaydı; 11. Ceza Dairesi adres gösterilebilirdi. Soruyu önce 'Yargıtay mı ilk derece mahkemeler mi?' diye sormak gerekiyor. Atfedilen suçun niteliği şüphe yer bırakmayacak şekilde ilk derece mahkemeleri işaret ediyor. İddianame bu tartışmayı bitirecek ifadelerle dolu. Şöyle deniyor: ''Şüpheli İlhan Cihaner'e ait silahlı terör örgütüne üye olma suçu TCK'nın 314/2 maddesinde düzenlenmiş bulunan ve cezası 5 yıldan 10 yıla kadar olan bir terör suçudur. Silahlı terör örgütüne üye olma suçu, görevle hiçbir şekilde bağdaşmayan, ilişkili olmayan ve görev nedeniyle işlenemeyecek olan ''mütemadi'' bir suçtur. Sahip olunan resmî sıfattan ve görevden kaynaklanan yetkilerin örgütün amaçları doğrultusunda kullanılmış olması silahlı terör örgütüne üye olma suçunu görev suçu haline dönüştürmeyecektir. Bu nedenle birinci sınıfa ayrılmış cumhuriyet başsavcısı olan şüpheli İlhan Cihaner'in işlemiş olduğu silahlı terör örgütüne üye olma suçu tamamen kişisel suçtur.''

Adliye bahçesine izinsiz ve ruhsatsız çardak yapmak ile silahlı terör örgütü üyesi olmayı birlikte yargılayacak hukuk sistemine ancak 'pes' denir. Cihaner birinci sınıf savcı olmasaydı, çardak davasına ağır ceza mahkemesi bakmaya teşebbüs etseydi ne olurdu? Her mahkeme istediği davaya bakacaksa görev ve yetki taksimatı niye var? Birden fazla suç isnadı bile olsa kişi farklı görevli mahkemelerde yargılanmaya devam edilir. Hele CMK 250'ye göre kurulmuş özel yetkili ağır ceza mahkemelerinin dosyası diğer ceza mahkemelerine kesinlikle gitmez. Tam burada tartışmanın diğer boyutu devreye giriyor. Dava ilk derece mahkemesinde görülseydi temyize hangi daireye gelecekti? Kuşkusuz 9. Ceza Dairesi'ne. O halde 11. Daire nereden çıktı? Yargıtay, görev suçları dışında yetkisiz ama velev ki yetkili olduğunu farz edelim; 9. Ceza Dairesi'ne gitmesi zorunluluk. Yargıtay'ın internet sitesine giren, hangi suçlara hangi dairelerin yetkili olduğunu görüyor. Çelişkiyi nasıl ortadan kaldıracaklar? 11. Ceza Dairesi görevsizlik verip 9'a göndermek zorunda. O zaman 11'in yetkisizliği tescillenmiş olacak? Yargıtay kuyuya attığı taşı çıkarabilecek mi bakalım!

Olayın diğer boyutu, dosyadaki Cihaner dışındaki sanıkların yargılanma keyfiyetiyle ilgili. Sanık asker kişilerle ilgili halkoylamasından geçen Anayasa'da çok açık ifade var ve "Devletin güvenliğine, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlara ait davalar her halde adliye mahkemelerinde görülür." Anayasa 145'teki bu ibare asker kişilerin Yargıtay'da yargılanmasını katmerli biçimde imkânsız hale getirdi. Yüksek mahkemeler arasında ceza yargılaması yetkisi sadece belli hallerde Anayasa Mahkemesi'ne tanınıyor. Yargıtay, birinci sınıf hâkim ve savcıların görevleriyle ilgili suçlarda yargı yetkisine haiz. Cihaner dışındaki sanıkları, bilhassa da asker kişileri yargılayamaz. Alın size dört başı mamur anayasa ihlali. Yargıtay, hata yapıyor ve sistem içindeki konumunu zayıflatıyor, tartışılır hale getiriyor. Birilerinin inatlaşmaya dur demesi ve aklıselimi hakim kılacak adımlar için devreye girmesi gerekiyor.
 
zaman



Bu yazı 491 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 28 Eylül 2012 Emri verenle alan bir olur mu?
    • 11 Eylül 2012 Siyasette sonuçsuz arayışlar
    • 4 Eylül 2012 PKK'yı kim cesaretlendiriyor?
    • 3 Ağustos 2012 Özkök Paşa'nın tarihî tanıklığı
    • 31 Temmuz 2012 Kılıçdaroğlu, koltuğunu sağlamlaştırdı
    • 27 Temmuz 2012 Anketler ne diyor?
    • 6 Temmuz 2012 Ahmet Şık, Ahmet Şık'ı yalanlıyor
    • 26 Haziran 2012 Karayılan söyledikleri mi kaçırdıkları mı?
    • 15 Haziran 2012 Özal'ın ölümü aydınlanacak mı?
    • 22 Mayıs 2012 Anayasanın dili
    • 11 Mayıs 2012 Başkanlık Türkiye'de uygulanabilir mi?
    • 8 Mayıs 2012 CHP'de yerel seçim mücadelesi
    • 4 Mayıs 2012 AİHM, mahkemeyi ibra etti
    • 17 Nisan 2012 Balyoz'da acı fren!
    • 27 Mart 2012 Balyoz'a ABD'den destek gelmiş!
    • 16 Şubat 2012 MİT tartışmasındaki toz bulutu
    • 8 Şubat 2012 Dindarların talebi özgürlük
    • 3 Şubat 2012 CHP'liler dama oynuyor
    • 31 Ocak 2012 CHP'de anomali doğumun yan etkileri
    • 20 Ocak 2012 Mahkeme aslında 'örgüt var' diyor

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    3,734 µs